Faiz ihya etmez imha eder/1

Faiz ihya etmez imha eder/1


Yeryüzünde bir toplumun helak olması için, faiz alıp vermede ısrar etmesi yeterli bir sebeptir. Faiz haramdır. Haram ateş gibi olup işleyeni sonra etrafında bulunanları yakar. Hz. Peygamber (sav) de faizi “yedi helak edici günahtan” biri olarak sayar.

 

Rasûlüllah (sav) buyuruyor:

 

“-Yedi helâk ediciden kaçının!” Sahâbîler:

 

“-Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Hz. Peygamber (s.a.v.):

 

“-Allah’a ortak koşmak, sihir (büyü)  yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, evli, namuslu ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınlara zina isnad etmektir” buyurdu. (Buhârî, Vasâyâ 23, Tıb 38, Hudûd 44; Müslim, Îmân 145. Ebû Dâvûd, Vasâyâ 10; Nesâî, Vasâyâ 12) Faizin helake götürdüğünden imanı olan şüphe etmez. Helak sebebi olan faiz, kelime olarak, “çoğalıp akmak, dolup taşmak” manasına gelen feyz kökünden, “çoğalıp akan, dolup taşan” anlamında bir sıfattır. Kelime, Türkçemizde, “Borç karşılığında belli zaman sonunda alınan belirli bir meblağ veya borcun belirli sürede getirdiği kazanç” manasında isim olarak kullanılmaktadır. Türkçede bu manada kullanılan faiz kelimesinin son harfi ‘dad’dır. Arapçada bir de son harfi ‘ze’ olan faiz kelimesi vardır. Bu kelime ise, “elde etmek, kurtulmak, dileğine ermek, başarmak” manasına gelen feyz kökünden gelen bir sıfattır. “Kurtulan, istediğini elde eden, başaran” manasına gelmektedir.

 

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Borç verilen şey’i belli bir ilâve ile geri alma” mânasına olan ve feyz kökünden türeyen fâiz faidun)  kelimesi yoktur. Bu kelimenin yerine, Kur’an’da ribâ kelimesi kullanılmıştır. Fevz kökünden gelen fâiz )  Faizun ( kelimesi ise Kur’an’da zikredilmektedir.

 

Bu iki faiz kelimesinin zaman zaman birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Nitekim İzmir’de yapılan Türkiye 2. İktisat Kongresinde Türkiye Ziraat Odaları Birliği adına sunulan bir tebliğde, böyle büyük bir yanlışlığa düşülmüş; faiz kelimesine Kur’an’da övgüyle yer verildiğinden bahisle, faizin İslâm’da haram olmadığı, haram kılınan hususun tefecilik olduğu ileri sürülmüştür. Bu iddianın yanlışlığı apaçık ortadadır. Dilimizde kullandığımız faiz kelimesiyle Kur’an’da zikredilen faiz kelimesinin - yukarıda izah ettiğimiz vechile - hiçbir alâkası yoktur. Bu bakımdan, faizin meşrû olduğu iddiasının yanlışlığı açıktır. Türkçede kullandığımız manadaki faiz kelimesinin karşılığı, ribâ kelimesidir. Ribâ, lügatte, “çoğalma, artma ve büyüme” manalarına gelmektedir. Kur’an-ı Kerîm’in indiği devrede bu kelime, “Borçludan, borç süresi (vâde) mukabili alınan fazlalık” için kullanılıyordu. Bu manası ile riba mefhumu Türkçede kullandığımız faiz kelimesinin tam karşılığı olmaktadır. Dolayısıyla günümüzde modernizme iman etmiş birtakım ilahiyatçılar tarafından ileri sürülen “riba haramdır, faiz haram değildir” iddiası, boş bir gevezelikten ibarettir. Bunun dinde herhangi bir aslı yoktur. 

 

Çağdaş dönemde, günümüz iktisadi işlemlerindeki faizin, âyet ve hadislerde yasaklanmış olan faizden/ribâdan farklı olduğu şeklinde bir ayrıma gidilerek günümüzdeki faiz uygulamalarının meşru olduğunu ileri süren görüşler şer’i şerif nezdinde merduddurlar. Bu tip görüşleri ileri sürenlerin ortak hedefleri, banka faizlerini meşru kılmaktır. Faiz ve ribâ ayrımına dayalı görüşlerin ciddi anlamda ileri sürüldüğü ve söz konusu görüşlerin İslâm dünyasına yayıldığı yer Mısır’dır. Mısır’da, 20. yüzyılın başlarından itibaren ülkenin batıyla etkileşim süreci ile bağlantılı şekilde söz konusu görüşlerin ileri sürülmeye başlandığı görülmektedir. Mısır hükümeti Posta İdaresi bünyesinde, tıpkı modern bankaların yaptığı gibi mudilerden topladığı mevduata sabit bir faiz veren posta yatırım sandıkları oluşturmuştu. Diğer taraftan, İngiliz işgali sonrası ülkede kurulan bankaların ortaya koyduğu farklı muamele türleri de özellikle banka faizlerinin durumuna yönelik tartışmaları beraberinde getirmiştir. Hükümet posta yatırım sandıklarında biriken nemaları ribh olarak isimlendirerek faiz olarak demekten kaçınmıştır. Fakat vatandaşın bu nemaları faiz olarak düşünerek almaktan çekinmesi karşısında hükümet yetkilileri, dönemin Mısır müftüsü Muhammed Abduh’tan (ö. 1323/1905) bu sandıkların ödediği faizin cevazı yönünde fetva istemiştir. Günümüz Türkiye’sinde faiz ile riba arasında bir ayrıma giderek banka faizlerinin helallığını savunan ilhayatçılar, Mısırlı modernistlerin köle ruhlu mukallidçileridir. Faizin haramlığından şüphe etmek imanı ortadan kaldırır.

 

Faiz paraya kulluktur, paraya kulluk da helak sebebidir. Faizin gücüyle iktidar ve muktedir olmaya çalışanlar, Karun’un taklitçileri ve takipçileridir. Faiz ile iflah olan herhangi bir memleket yoktur. Faiz yapıcı değil yıkıcıdır. Faiz, ihya etmez aksine imha eder. 

Google+ WhatsApp