Faili meçhullerin sorumluları CHP-HDP’liler değil mi?

Faili meçhullerin sorumluları CHP-HDP’liler değil mi?


Faili meçhullerin sorumluları CHP-HDP’liler değil mi?

 

 

Berfo Anne hayatta olsa idi, ona sorardım:

“Berfo Anne, oğlunu alıp götürdüklerinden bu yana 38 sene geçmiş.. Bu süre içinde, 12 başbakan gelmiş gitmiş.. Kaç başbakan seni karşısına alıp dinledi?”

Berfo Anne hayatta olmadığı için, Cumartesi Anneleri’nden hayatta olanlara soralım..

Alacağımız cevap belli: 

“Bir başbakan dinledi.. Tayyip Erdoğan.”

Tayyip Erdoğan’ın Cumartesi Anneleri’ni karşısına alıp dinlemesi yeter mi?

Yetmez..

O zaman soralım Cumartesi Anneleri’ne:

“Birçoğunuzun yakını, 1980 darbesi sırasında kaybolanlar.. İşkenceye uğrayanlar.. 1980’den sonra, darbecilerin Bülent Ulusu hükümeti geldi. ANAVATAN hükümeti geldi. Süleyman Demirel-Erdal İnönü ortaklığı geldi.. Tansu Çiller-Mesut Yılmaz ortaklığı geldi. Erbakan-Çiller hükümeti geldi.. Bülent Ecevit-Mesut Yılmaz-Devlet Bahçeli hükümeti geldi.. Sonrasında da Tayyip Erdoğan’lı hükümetler geldi.. Hangi dönemde, 1980 darbecileri yargılandılar?”

Alacağımız cevap şu:

“Tayyip Erdoğan’ın tek başına iktidar olduğu dönemin, ancak 10. yılında, 1980 darbecileri yargılanmaya başlandı.”

Sorsak: “Peki bu yargılamanın önünü açan anayasa değişikliğine kimler itiraz etti?” 

 Alacağımız cevap şu:

“CHP itiraz etti.. HDP kısmen itiraz etti.”

Sorsak, Cumartesi Anneleri’ne: 

“Yakınlarınız en yoğun, hangi iktidar döneminde öldürüldü?”

Verecekleri cevap belli:

“1980 darbesi ve 1991-1995 arası!”

1980 darbecileri, 2010 anayasa değişikliği sonrasında yargılanmaya başlandılar..

Ömürleri vefa etmedi, cezaevine girdiklerini göremedik..

Peki 1991-1995 arasında faili meçhullerden sorumlu olanlara ne oldu?

Onların yargılanması bir yana..

Cumartesi Anneleri’nden seçimlerde oy alıyorlar..

Takdir görüyorlar..

Taltif alıyorlar..

Nasıl yani?

Şöyle..

Yanlarına HDP’li Ahmet Şık’ı alıyorlar.. Polis onu topluluktan uzaklaştırmaya çalışınca, HDP’liyi kurtarmaya çalışıyorlar. 

HDP’li Hüda Kaya uzaklaştırılmak istendiğinde, önünde barikat oluyorlar..

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal ve diğerleri.. Cumartesi Anneleri’nce , her daim ayakta karşılanıyorlar.. 

Peki.. Cumartesi Anneleri’nin arasına karışan CHP’liler.. HDP’liler..

1991-1995 arasındaki dönemin iktidar partileri değil mi?..

1991-1995 arasındaki önce DYP-SHP.. Sonrasında da DYP-CHP hükümetinde Adalet Bakanları, SHP’den (CHP) değil miydi?..

Önce Seyfi Oktay..

Sonrasında da Mehmet Moğultay Adalet Bakanı değil miydi?

Yani, Cumartesi Anneleri’nin, şimdi Galatasaray Lisesi’nin önünde oturma eylemi yaparak aradıkları çocukları, eşleri, kardeşleri.. Ya Seyfi Oktay, Adalet Bakanı iken... Ya da Mehmet Moğultay Adalet Bakanı iken öldürülmediler mi?..

Üstelik..

O dönemde insan haklarından sorumlu devlet bakanları da, yine aynı partiden değil miydi?..

Yani SHP’den (CHP)..

Kim onlar?

Azimet Köylüoğlu ile, Algan Hacaloğlu..

1995’de Hasan Ocak, gözaltına alınıp, sonra cesedi kimsesizler mezarına mı gömülmüş?..

Yapılması gereken neydi?

Olay daha taze iken..

Deliller ortadan kaldırılmamış iken..

Adalet Bakanı Mehmet Moğultay hemen İstanbul Savcısı’na telefon edecekti..

“Mırın kırın istemiyorum.. Bir vatandaşımız faili meçhule kurban gitmiş. Emniyet ise emniyet görevlileri.. Terör örgütü üyeleri ise terör örgütü üyelerini, derhal soruşturuyorsunuz.. Failini bir haftada bulup, mahkemenin önüne çıkarıyorsunuz” diyecekti..

Adalet Bakanı, bazı noktalarda tıkandı mı?

İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı CHP’li Algan Hacaloğlu hemen devreye girecekti:

“Biz burda bostan korkuluğu muyuz? Ben, insan haklarını hayata geçirmek için bu koltuğa oturdum.. Hayat hakkından daha öte, insan hakkı mı olur? Bir gencin, hem de gözaltında iken öldürüldüğü iddia ediliyor. Sorumlu şubedekilerin hepsinin ifadesi alınsın.. Yeterli soruşturma yapılsın.. Vatandaşın hayat hakkı ile ilgili etkili ve yeterli soruşturma yapılsın, raporu da bana derhal gönderilsin” diyecekti..

Hacan Ocak’ın katili bulunup, hesap verecekti..

CHP’li bakanlar, bunları yapmışlar mı?

Deliller henüz taze iken, gerekli soruşturmaları yaptırmışlar mı?

Yapmamışlar..

Ama bugün geldiğimiz noktada..

CHP’ye oy veren anneler, Galatasaray Lisesi önünde, gösteri yapmak için polise direniyorlar.. “Gitmeyiz, bizi burdan kimse bir adım ileri götüremez” diyorlar..

Yakınlarının ölümünden sorumlu tutmaları gereken CHP’li bakanlara tek kelime etmeden.. “AK Parti iktidarı döneminde, faili meçhul cinayet işlenmiş”görüntüsü veriyorlar..

“CHP’yi anladık da.. HDP’yi nereden karıştırdın sorumluların arasına”diyeceksiniz..

O tarihte SHP ile ittifak yaparak seçime giren, HDP’nin o tarihteki versiyonu HEP değil miydi?

1991 seçimlerine, SHP ile ittifak kurarak gir..

SHP’yi palazlandır..

Anavatan Partisi’nin, güneydoğudaki oylarını, SHP’ye milletvekili olarak kazandır..

İlaveten, Anavatan Partisi’nin milletvekili sayısını düşürt..

Anavatan Partisi tek başına hükümet kuramaz duruma düşsün..

Sonra..

Senin HEP olarak milletvekili kazandırttığın SHP ile DYP koalisyon kursunlar..

O koalisyon hükümeti döneminde, Cumartesi Anneleri’nin çocukları faili meçhullere kurban gitsin..

Bunun hesabını da, o tarihteki HEP’ten.. Bugünkü HDP’den sormayalım da..

Kimden soralım?

1995’deki faili meçhullerin hesabını, 2001’de kurulan AK Parti’den mi soralım?

Hak mıdır bu?

Söyleyin anneler, adalet midir bu!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp