EYT’liye emekliliği verin, bir gecede işsiz sayısı % 40 düşsün!

EYT’liye emekliliği verin, bir gecede işsiz sayısı % 40 düşsün!


EYT’liye emekliliği verin, bir gecede işsiz sayısı % 40 düşsün!

 

 

Nasıl taktik?

Günübirlik düşünenler için, dört dörtlük bir plan..

10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonrasını düşünmüyorsanız..

“Benden sonrası tufan” mantığında iseniz..

Çıkarırsınız asgarisinden 1.5 milyon olduğu iddia edilen EYT’lilerin istediği kanunu..

Şu an emeklilikte yaşa takılanların tamamı işsiz değildir ama..

Onlar büyük oranda, işsiz olduklarını iddia ettiklerine göre..

Şu anki 4,5 milyonluk işsiz sayısı..

Bir gecede..

EYT değişikliği ile..

3 milyona iner mi?

EYT’liler, işsiz statüsünden, emekli statüsüne geçmesi ile birlikte..

İşsiz oranı, % 14’den, bir gecede % 10’a iner mi?

İner..

Birazcık laf salatası yapan bir siyasetçi de, bunun faturasını hiç gündeme getirmeden, rantını toplar mı?

Toplar..

Ekrem İmamoğlu tipli bir politikacı, bunun devinimi ile, acayip bir reyting yapar mı?

Yapar..

AK Parti, niye yapmıyor, acaba bu değişikliği?

Tayyip Erdoğan, niye ısrar ediyor; niye “Seçim kaybetsek de yokum” diyor, bu güzel planın hayata geçirilmesine?

Kendi cebinden mi ödeyecek, EYT’lilerin emekli maaşlarını?

Veya, AK Parti’nin kasasından mı çıkacak, yasa değişikliğinden yararlanıp, hemen emekli olabileceklerin maaşları?

Veya, şöyle soralım, EYT’lilerin şu anki isyan ettikleri durumun müsebbibi Tayyip Erdoğan mı?

 1999’daki yasa değişikliğini Tayyip Erdoğan başkanlığındaki siyasi iktidar mı yaptı?

Hatta, 1999’daki değişikliğin, aslında 1990’lı yılların başındaki değişikliğin düzeltilmesi için çıkartıldığını hatırladığımızda..

Süleyman Demirel-Erdal İnönü ikilisinin 38 yaşında, hatta bazı mesleklerdeki yıpranmaları da dikkate aldığımızda, 34 yaşında emekliliği getiren düzenlemesinin sorumlusu Tayyip Erdoğan mı?

“Tayyip Erdoğan sorumlusu değil ama, kazanılmış hakkımızı vermiyor” diyenlere soralım..

EYT’liler, kazanılmış bir hakları olduğuna inanıyorlarsa, niye kanun değişikliği istiyorlar?

Kazanılmış hak varsa, kanun değişikliğine gerek yoktur ki..

İdare, o kazanılmış hakkı uygulamak zorundadır..

Eğer diyorsanız ki, “Kazanılmış hakkımız var, idare uygulamıyor..”

O zaman da soru şu:

Niçin idare mahkemesinde dava açıp, kazanılmış hakkınızı hayata geçirmiyorsunuz?

Niçin, nihai noktada, Anayasa Mahkemesi’ne de gitmeyi göze alarak, hukuki mücadele başlatmıyorsunuz?

Niçin siyasetin bu konuyu çözmesini istiyorsunuz?

Yoksa, “kazanılmış hak” derken, toplumu aldatıyor musunuz?

Yoksa, aslında “kazanılmış hakkınız” yok da, siyaseti tuzağa mı düşürmek istiyorsunuz?

Maç kavgası gibi, oturup tartışma yapmayacak isek..

EYT’li arkadaşlar, bir tane örnek ülke göstersinler..

Hayır hayır..

Bizdeki emeklilik yaşındaki bir ülke istemiyorum..

Bizdekinden % 10 üst yaşta emekliliği kabul eden bir tane devlet göstersinler..

Şu an, Çalışma Bakanı’nın açıkladığı rakamlara göre, fiilen 53 yaşındaki çalışanlar, diğer şartları taşıyor iseler, emekli olabiliyorlar..

Dolayısı ile..

53 yaşına, % 10 ekleyelim..

58 yaşında, çalışanını emekli eden bir tane devlet gösterin.

İster İskandinav ülkelerinden olsun. İster Avrupa’dan, isterseniz Amerika’dan..

Makul, hesabını bilen bir devlet..

Diyorlar ki..

“EYT’lileri memnun edecek yasayı çıkartmadığı takdirde, AK parti’yi indiririz..”

Bunu 24 Haziran seçimlerinde de söylediniz..

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçimi % 1 oy farkı ile kazanmasının, EYT’lilerin boykotu sebebine dayandığını” iddia ettiniz..

Biraz daha asılırlar ise, Erdoğan’ın seçimi kaybedeceğini hatırlattınız..

Hatta 31 Mart seçimlerinde, AK Parti’nin Ankara ve İstanbul başta olmak üzere, birçok ildeki seçim kaybını, EYT’lilere bağladınız..

İyi güzel de..

AK Parti kaybetti diyelim..

Yerine gelecek olan hangi parti, nereden size emekliliği verecek?

Verse de..

Bunun 10 yıl sonrasındaki, 20 yıl sonrasındaki, 30 yıl sonrasındaki iflasını, ne ile önleyecek?

Gemi, içindekilerle birlikte..

Yani EYT’liler ve olmayanlarla birlikte batacak mı, batmayacak mı?

% 1 demiyorum.

Milyonda bir ihtimal var mı, EYT’lilerin talebi kabul edildiği takdirde, önümüzdeki 5 yıl içinde, devletin iflas etmeyeceğine yönelik, küçücük bir ümidi olan var mı?

İşi somuta getirelim..

Mahalli seçim öncesinde, EYT’lilerin ağzına bir parmak bal çalan ve onların bir kısmını böylece kandıran Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanları, koltuğa oturmalarının üzerinden yaklaşık 6 ay geçtiği bu son dönemde, emekliliği yaşa takılanlara bir kuruşluk katkı sunabildiler mi?

Diğer vaadlerindeki sarhoşluğu bir kenara bırakıyorum..

EYT’liler ile ilgili ne yaptılar?

“Hızlıca 500 bin kişiye istihdam imkanı sağlayıp, EYT durumunda olup, işsiz olanlara iş vererek, olayı bir nebze rahatlatacağız” diyenler, şimdi bunun lafını bile ağızlarına alıyorlar mı?

O halde?

O halde, bile bile “Lades” mi diyeceğiz?

Bir sitemimi de yapmak zorundayım..

Dindar insanlar..

Muhafazakar insanlar..

Tayyip Erdoğan’ın “Milletimin zararına olan bir şeye asla yokum. Seçim kaybetsek de yokum..” sözünü, Mesut Yılmaz’ın 28 Şubat sürecindeki, “Siyasi hayatıma da mal olsa kesintisiz eğitim yasasını geçireceğim” açıklaması ile eşdeğer gösteriyorlar..

Bir Müslüman.. Bir dindar insan.

Bir muhafazakar insan..

Bunu nasıl söyleyebilir?

Bu ülkede, imam hatiplerin köküne kibrit suyu döken bir bakış açısının.

Sırf dindar insanlara kötülük yapmak için siyasi hayatını riske eden bir kişinin söylemini..

Tek kuruşluk zararı olmayan 5+3 zorunlu eğitim modeli yerine, illa da illa.. “8 yıl kesintisiz olacak. Kesintisiz olacak ki, Kur’an kursları kapansın. 5+3’ün devlete bir kuruşluk ek masrafı yok. Ama dindarları engellemek için, ben bunu böyle yapacağım” diyen bir Mesut Yılmaz ile, ülkesini düşündüğü için EYT’lilerin isteklerini kabul etmeyen Tayyip Erdoğan’ı, nasıl kıyaslayabilirsiniz?

Azıcık tefekkür. Azıcık insaf..

Lütfen..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp