“Eski ramazanlar”, “eski bayramlar” takıntısı

“Eski ramazanlar”, “eski bayramlar” takıntısı


“Eski ramazanlar”, “eski bayramlar” takıntısı

 

 

Ramazan tüm varlığıyla gelir, ama benim yaştakiler başlarlar şikâyete:

“Ah ah! Nerede o eski ramazanlar!”

Bayram gelir, yine aynı teraneyi tuttururlar:

“Ah! Nerede o eski bayramlar!”

Eski ramazanları ve bayramları yaşamış bir dostunuz olarak söyleyeyim ki, ne yakın tarih ramazanlarının bu kadar derin tadı vardı, ne de bayramların…

Nasıl olsun ki, çoğunluğun iftar sofrasında yiyecek ekmeği yoktu. Şeker kıtlığında “pekmez baklavası” yapar, iştahla yerdik. Bayramlar gelir geçer, üstümüze bir takım elbise, ayağımıza bir pabuç alınmazdı. Doktor yok, ilâç yok, hastahane yok, eczahane yoktu. Ramazanlar ve bayramlar mutlak yokluk içinde geçerdi.

Ramazanın geldiği gazetelere ya hiç yansıtılmaz ya “Yarın Müslümanların oruç ayı başlıyor!” gibisinden tek sütuna iki satırlık bir haberle geçiştirilirdi: “Müslümanlar” sanki bu ülkede azınlıktı!

Köşe yazarları “can havliyle ramazandan çıktık” diye (Ahmet Emin’in bir yazı başlığı) yazılar yazarlardı.

Radyolarda (televizyon zaten yoktu, radyo ise ancak zengin evlerinde bulunan çok kıymetli bir şeydi) ramazandan hiç bahsedilmez, Kur’an bile okunmazdı. Kitap fuarları yapılmazdı. Dini yayınlar izlenir, toplatılırdı. Ezan-ı Muhammedî bile Türkçe okunurdu. Mahyalar dünyevileştirilmiş, “Varol İnönü” yazan mahyalar moda olmuştu. Hatta Missouri zırhlısının İstanbul ziyareti sırasında minarelere “hoşgeldiniz” anlamında İngilizce “Well Come” mahyası asılmıştı (bu CHP oldu olası “Amerikancı”dır! O kadar ki, Missouri zırhlısı ile gelen Amerikan askerlerine şirin görünmek için, devrin tek partisi CHP hummalı bir hazırlık yapmış, bu cümleden olarak PTT seri bir hatıra pulu bastırmış, Tekel İdaresi piyasaya Missouri adında bir sigara çıkartmış, gazeteler “yukarıdan gelen talimat”la bütün sayfalarını Missouri’nin ziyaretine ayırmış, zırhlı Dolmabahçe’ye yanaşacağı için, Karaköy’den Beşiktaş’a kadar bütün evler beyaza boyanmıştı).

O tarihte Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler, korkunç bir aşağılık duygusu içinde Amerika’ya yaranmaya çalışırken bile yaşlılar “Ah nerede o eski ramazanlar! Vah nerede o eski bayramlar!” teranesini dillerinden düşürmezlerdi.

Ders kitapları şimdikinden yüz kat daha perişandı. Kâbe “tavla zarı”na benzetiliyor, Kur’an’ın “vahiy” olduğu inkâr edilerek, “Muhammed’in fikirleri”deniyordu. 

Ayrıca da ders kitapları tıka basa İnönü doluydu!

Yokluktan, parasızlıktan kimse kimseye bayramlık hediye alamazdı. Bayram günü babalar çocuklarına birkaç akide şekeri (çikolata zaten yoktu) bile getiremenin burukluğu içinde eve gelirlerdi. 

O ramazanlar, o bayramlar özlenir mi? 

Bu yüzden diyorum ya, en güzel ramazan bu ramazan, en güzel bayram bu bayramdır!

Tadını çıkarmaya bakın. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp