Eski İstanbul’un meşhur kıraathâneleri

Eski İstanbul’un meşhur kıraathâneleri


Eski İstanbul’un meşhur kıraathâneleri

 

 

Eski İstanbul’a nam salmış kıraathâneler vardı. “Kütüphaneli kahvehane”diyebileceğimiz bu mekânlarda hem çayın, kahvenin en âlâsı yapılır, hem, kitap okunur, hem de sohbet edilirdi.

Hattâ tiyatro gösterilerine, konferanslara, musiki fasıllarına da sahne görevi yaparlardı. Bir bakıma “İlim-irfan ocağı” gibi çalışırlardı. Bunlardan bazılarını hatırlayalım…

Fevziye Kıraathanesi: Şehzadebaşı Caddesi’nin Fevziye Caddesi ile kesiştiği köşede yer almıştı. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmiyor. Fakat en parlak dönemini 1885-1900 yılları arasında yaşadı. 

Fevziye Kıraathanesi, tiyatro gösterilerine, konferanslara, musiki fasıllarına ve devrin aydınlarına da ev sahipliği yapardı.

Darüttalim Kıraathanesi:Ahmet Hamdi Tanpınar, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”romanında bu kıraathaneyi şöyle anlatıyor: 

“Kahvehaneye her cins ve meşrepten insan geliyordu. Zengin mirasyedi, müflis ve tutunmuş tüccar, şöhretsiz şair, gazeteci, ressam, yüksek memur, satranç ve dama ustaları, eski pehlivanlar, bir-iki Darülfünun hocası, bir yığın talebe, aktörler, musikişinaslar, hülasa her meslekten adam...” 

İstanbul’un ilk apartmanlarından biri olarak bilinen Letafet Apartmanı’nın alt katında açılan kıraathanenin yerinde bugün İstanbul Üniversitesi Zooloji Bölümü var. Letafet Apartmanı ise 1964’te yıkılmış…

Elit Kıraathanesi: 1936 yılında açılan bu kıraathane Beyoğlu/ Asmalımescit Sokağı’nda Merkez Apartmanı’nın altındaydı. Edebiyatçıların ve sanatçıların bir dönem uğrak yeriydi. Birbirleriyle tanışırlar, tartışırlardı. Kıraathanelerle ilgili pek çok yazı yazan yazarlardan Oktay Akbal ve Attilâ İlhan bu kıraathanede tanışmışlardı. Cemil Meriç de kıraathanenin müdavimleri arasındaydı. 1949 yılında kapanan Elit Kıraathanesi’nin yerinde şimdi restoran var.

İhsan Kıraathanesi:Bâbıâli Yokuşu’ndaki İhsan Kıraathanesi’nde muhabirler özel olmayan haberlerini değiş tokuş etmek için toplanırlardı. Bunların dışında en çok Valiliğe işi düşenler, politikacılar, yabancı donanmaların komutanları ve ecnebi sefirler uğrardı. Hemen yanında defterdarlık, Türk Ocağı vardı.

Hacı Reşit Çayhanesi: 1880’lerden 1910’lara kadar Şehzadebaşı’nda faaliyetini sürdürdü. Sahibi şairlik iddia eden bir kahveci idi. Bu yüzden Cenap Şahabettin, “havasında bir lezzet-i edebiye vardı” diye methediyor, “çay füruş Hacı Reşid’i tanımamak, Muallim Naci’yi bilmemek veya Ahmed Mithad Efendiile görüşmemiş olmak gibi bir nakise, bir mahrumiyetti.” 

Eftalikus Kahvehanesi:Taksim Meydanı’ndan İstiklal Caddesi’ne girerken, köşedeki hamburgercinin yerinde, 1970’li yıllarda Eftalikus adı verilen bir kahvehane varmış. Salah Birsel: “Bir gözlem kulesidir Eftalikus. Pek çok insan da buraya bunun için gelir. Ama Abidin Dino, Arif Kaptan, Sait Faik, Hüsamettin Bozok, Arif Dino, Asaf Halet Çelebi, İlhan Berk kendileri için gelirler. Eftalikus yine de en çok Sait Faik’in yurdudur” diye anlatıyor. Sait Faik’in bu mekânı konu alan bir de hikâyesi var. Senarist Bülent Oran, pek çok senaryosunu burada yazdı.

Sarafim Kıraathanesi: Bayezidde Okçularbaşı Caddesi’nde idi. Geçmişi 1850’lere kadar giden bu kıraathânenin büyükçe bir bölümü kütüphane olarak tanzim edilmişti. Kitap, gazete ve dergiler bulunurdu. Dönemin ünlü şairleri, yazarları, ilim adamları ve sporcuları müdavimleri arasındaydı. Bulunduğu yerden yol geçti.

Acemin Kahvesi:Bayezid’den Laleli’ye doğru inen cadde üzerinde, Ragıp Paşa Kütüphanesi’nin tam karşısındaydı. Meşhur İsmail Dümbüllü kahvehanenin müdavimleri arasındaydı. 

Son zamanlarda da Marmara, Küllük ve Meserret bir nevi üniversite işlevi görmüş kıraathânelerdir.

NOT: Kıraathane ve kahvehane konusunda detaylı bilgi isteyenler, Cem Sökmen’in, “Eski İstanbul Kahvehaneleri”isimli kitabına bakılabilirler. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp