Esir olan Kudüs değil Müslümanların iradesi

Esir olan Kudüs değil Müslümanların iradesi

12 kez Kudüs’e gidip Filistinli mazlumlara moral veren yazar Ahmet Turgut, “Kudüs zihnimizin gönlümüzün bir köşesinde her zaman bulunmalı. Esir olan Kudüs değil, Müslümanların aklı ve iradesidir. Nitekim günün birinde ümmet Kudüs’ü değil, Kudüs şuuru ve ahlâkı bizi kurtaracaktır” diyor.

Siyonistler Kudüs planlarını uygulamaya koyarken Müslümanlar uyumaya devam ediyor. Büyük stratejilerimiz yok. Düzenlenen miting ve eylemlerden sonra vazifemizi yapmış psikolojisiyle dağılıyoruz. Zaten Siyonist akıl ‘’bağırırlar dağılırlar’’ diyerek mitingleri küçümsüyor. Onların küçümseyeceği eylemlerden ziyade onlara diz çöktürecek stratejilere ihtiyacımız var. Biz durdukça Kudüs’ün her karesi elimizden çıkmaya devam ediyor. Bu hafta da ana gündemimiz olan Kudüs’e devam ediyoruz. Kudüs üzerine yazdığı eserler ve yaptığı çalışmalarla yakından tanıdığımız yazar Ahmet Turgut ile derdimiz Filistin’i, davamız Kudüs’ü konuştuk...

İsrail ve ABD, BM’yi takmıyor

-Sayın Turgut, şu an Filistin’in, Kudüs’ün mevcut durumu nedir?

BM, Kudüs’ün batısını İsrail toprağı sayıyor. Şehrin doğusunu ise Filistin toprağı olarak tanıyor. Kudüs’ün doğusu; başta Mescid-i Aksa olmak üzere tüm tarihî ve dini mekânların yer aldığı sur içi bölge, meşhur Zeytin Tepesi ve çevresi, yani ‘kadim Kudüs’…

Tarihî Kudüs, BM’ye göre 1967’den beri fiilen işgal altında. Buna rağmen İsrail, tüm Kudüs’ü başkenti olarak görüyor. 2017’de Trump da BM’nin aksi yöndeki kararlarına rağmen, ABD adına İsrail’in bu kararını resmen kabul etti. “Yüz Yılın Barış Anlaşması” olarak lanse edilen ilhak planıyla da fiili olan işgali, resmiyete dökmek arzusundalar.

İki bağırıp susarlar!

-Siyonistlerin stratejisi nedir bu süreçte?

Siyonistlerin bir asırlık Filistin stratejisindeki ana taktiklerini “alıştırma” kelimesiyle özetleyebiliriz. Son planda da bu süreçteler. Diyorlar ki; “İki bağırırlar, sonra dağılırlar.” Maalesef şu an “iki bağırma” evresindeyiz. Müslüman coğrafyalardan gelen ilk tepkilerin dinmesini bekliyorlar. Beklerken de Suudi ve BAE’li piyonlarıyla nabız yokluyorlar. El-Fetih’in bazı yöneticileriyle gizliden gizliye ikili görüşmeler yaptıkları yönünde duyumlar da var.

Gönlümüzdeki Kudüs’ü kaybettik

-‘Alıştırma’yı açabilir misiniz?

Merhum Cahid Zarifoğlu üstad, “Biz önce gönlümüzdeki Kudüs’ü kaybettik” demişti. Ardı sıra coğrafik Kudüs’ü yitirdiğimizi de ima ederek… Resmî açıklamalarımız Kudüs’ün fiilen işgal altında olduğunu ama ilhakını asla kabullenemeyeceğimizi söylüyor. Peki biz Kudüs konusundaki bu tezimize hakikaten inanıyor muyuz? Devletimiz aksini iddia etse de medya dilimiz Kudüs’ü İsrail toprağı olarak tanımış durumda. Yani gönlümüzdeki Kudüs çoktan Siyonist mülkü oldu. “Burak Duvarı” yerine “Ağlama Duvarı” diyoruz. “İşgalci Siyonist” yerine “yerleşimci Yahudi” diyoruz. Sırada “Kudüs” kelimesini atıp yerine “Jerusalem” demek var. Maalesef işgale alıştık, geriye imzalar kaldı, ona alışmayız inşallah.

Aramızda ikilik çıkaracaklar

-Bundan sonra ne tehlikeler var?

Yüzyılın İlhak ve İhanet Planına alıştırmaya çalışıyorlar. Suudi ve BAE’li kuklalar eliyle siyasî ve medya bazlı lobilere devam edecekler. İlk hedefleri, el-Fetih içerisinden birilerini yanlarına çekmek. Bu şekilde HAMAS ile El-Fetih arasında “Kudüs’ün statüsünü kabullenme” hususunda iki başlı görünüm ve gerginlik çıkarma arzusundalar.

-Siyonistlerin Mescid-i Aksa planı nedir?

Kudüs’ü resmi olarak ilhak edebilirse, bir sonraki hedefi Mescid-i Aksa’nın statüsünü tartışmaya açmak olacak. 144 dönümlük Mescid-i Aksa arazisini ikiye bölmeyi planlıyorlar nitekim. Bunun için de Müslüman kamuoylarını alıştırmaları gerekecek. Tabii bahsettiklerim onların planı. Bir de Allah’ın planı var. Sorun, biz bu planların neresindeyiz?

Bir Türkiye ile İran kaldı

-İslam dünyasının geleceğe dair bir Kudüs planı var mı?

Yok maalesef. Arap Birliği ülkeleri ya kendi canlarının derdindeler ya da doğrudan ve alenen Siyonizm için çalışan yöneticiler tarafından yönetiliyorlar. Pakistan ve Malezya zaman zaman Kudüs konusunda sert demeçler veriyor. Lakin hem demeç düzeyinde kalıyor resmi tepkiler, hem de bölgeden uzaklar.

Suriye meselesi risk

Türkiye haricinde Kudüs davasını dillendiren İran var. Lakin her iki ülke de bölgesel enerjilerini İsrail’den ziyade Suriye için harcıyorlar. Görünen o ki; yakın gelecekte de Suriye meselesi, İsrail meselesinden daha çok enerjimizi çalacak.

-Özgür Kudüs ve Bağımsız Filistin’in kurulması için nasıl bir mücadele verilmeli?

Üst siyasi yorumlara girişmeksizin birey, sivil toplum ve kuruluşlar olarak ödevlerimizi yerine getirmeliyiz önce. Her şeyin anahtarı, insanımıza Kudüs’ü tanıtmaktır. Üstelik bunu yaparken mevcuttaki bilgi-iddia kirliliğiyle mücadele etmek zorundayız. Bilginin duyguyla desteklenebilmesi için Kudüs’ü sadece siyasetin değil, kültürel aktivitelerin de konusu kılmalıyız. Bunu sadece yurt içi söylemiyorum. Bilfiil Orta Doğu’nun geneline yönelik bir vizyondan bahsediyorum.

Kudüs dizisi çekilmeli

Malumunuz, Arap ülkelerinde Türk dizileri ve filmleri hayli revaçta. İstersek, başta Orta Doğu olmak üzere tüm İslam ülkelerinde ses getirecek Kudüs filmleri yapabiliriz. Selahaddin Eyyubi ve Kudüs’ün fethi ile ilgili yapılabilecek iddialı bir sinema filminin bütçesi TRT’de oynayan tarihi dizilerin üç-beş aylık bütçesini bile bulmaz. Ama etkisi misliyle olacaktır. Yakın tarih mükerreren şahit. Hikâyesi, sanatı olmayan her dava kaybetmeye mahkûmdur. Keza sanatı kullanan her dava, bâtıl bile olsa sonuca ulaşmakta… Kültürel vizyonlarla birlikte Kudüs’e dair siyasi bakışımızı da geniş kitlelere açabiliriz elbette.

“Yıkılmayın ayakta durun!”

-Görüştüğünüz Filistinliler Müslümanlardan neler bekliyor?

Müşterek istekleri “Yıkılmayın, ayakta durun! Zira siz de yıkılırsanız, Kudüs gider” özetinde… Evet; bunlar ve benzeri cümleleri duymak hoşumuza gidiyor. Oysa böylesi cümleler sorumluluğumuzu artırıyor. Yine sıklıkla işittiğimiz istek, Kudüs’ü ziyaret etmemiz. “Sizi Kudüs’te gördükçe kendimizi güçlü hissediyoruz” diyorlar. Hani “gözden ırak olan, gönülden de ırak olur” deriz. Keza “göz gördü, gönül sevdi” sözü de aynı mesajı yineler. On iki kez gitmek nasip oldu. Tüm kardeşlerimize tavsiye ederim. Umulur ki; gönüllerindeki Kudüs’ün kapısını aralayıp dönerler.

-Son olarak mesajınız nedir?

Zihnimizin gönlümüzün bir köşesinde bulunmalı! Esir olan Kudüs değil, Müslümanların aklı ve iradesidir. Nitekim günün birinde ümmet Kudüs’ü değil, Kudüs şuuru ve ahlâkı ümmeti kurtaracaktır. Rabb-i Rahim, Kudüs’e yâr eylediği kullarından kılsın bizleri!

Google+ WhatsApp