Esed’i, ABD’si, Rusya’sı, PYD’si.. Hepsi dansöz olmuş kıvırtıyorlar!

Esed’i, ABD’si, Rusya’sı, PYD’si.. Hepsi dansöz olmuş kıvırtıyorlar!


Esed’i, ABD’si, Rusya’sı, PYD’si.. Hepsi dansöz olmuş kıvırtıyorlar!

 

 

Gerek Saadet Partisi ve gerekse Cumhuriyet Halk Partisi, her fırsatta “Esed ile görüşülmeli” diyorlar..

Olayın kronolojisini bilmesek..

Tabii ki iyi niyetli böyle bir tavsiyeye uyulmasını isteriz.

Ama ilk tartışmalar başladığında.

Esed’in ayağına defalarca gidildiğini, öneriler götürüldüğünü, ABD’nin yüksek perdeden savurduğu tehditlere rağmen Türkiye’nin arabuluculuğa soyunduğunu unutmamış isek..

Şimdi gelinen noktada, “Esed’in dışkısında mavi boncuk mu var ki, onunla görüşülmesini istiyorsunuz? Esed’in özelliği ne ki, yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan birisini, muhatap olarak takdim ediyorsunuz” demekten kendimizi alamıyoruz..

Ve..

Dünkü son dakika gelişmesi ile birlikte..

“ABD’si ile.. Rusya’sı ile.. Esed’i ile.. PKK’sı ile, PYD’si ile.. DAEŞ’i ile.. Bunların hepsi dansöz.. Bu dansözlerle, ancak sabırla hareket edip karar verdikten sonra, alınan kararda hiç tavizsiz dik durarak mücadele edilir” tespiti haklı çıktı..

Ne oldu dün?

7 yıldır Suriye’de Esed rejimi ile, zaman zaman alevlenen, zaman zaman düşük seviyede süren bir mücadele içine giren YPG, Afrin’deki hakimiyetinden, Esed lehine vazgeçeceğinin sinyallerini verdi.

Esed rejimi de, Afrin’e girmek üzere olduklarını açıkladı.

“Hayrola, ne oluyor? Düne kadar savaşan taraflar niye şimdi birbirlerine gülücük dağıtıyorlar?” diye sorunca..

Cevabı hazır:

“TSK, Afrin’e girmek üzere de onun için.”

TSK Afrin’e girmek isteyince..

Bunda kararlı olduğunu gösterince..

Düşmanlar, düşmanlığı bırakıp, kardeş oluyorsa..

Burda bir dansözlük yok mu?

Riyakarlık yok mu?

YPG/PKK’nın geldiğimiz noktada tavrı şu:

“Afrin’de TSK olacağına, Esed rejimi olsun!”

İyi de, Esed kim?

YPG’nin tanımı ile, “Onlarca yıldır Kürtlere vatandaşlık bile vermeyen zalim!

Babası ile, oğlu ile.. Kürtleri kimyasal gazla toplu olarak öldüren bir katil!”

Peki bu zalim, bu katil, şimdi ne oldu da, YPG’nin müttefiki oldu?

Düne kadar, “DAEŞ bizi burda kesiyor.. Suriye rejimi insan yerine bile koymuyor.. Sizde hiç vicdan yok mu, bize yardım etmiyorsunuz” diyen PYD/PKK, şimdi ne oldu da, DAEŞ’i geçtik, Esed rejimi ile bile, ittifak kuruyor?

ABD’nin verdiği silahlarla biraz palazlanınca, Türkiye’ye roketler atıp, insanlarımızın ölümüne sebep oluyor?

Veya..

ABD, Esed’i devirmek isterken, önce TSK’ya “Afrin’e girmeyin..” derken..

Yavaştan yavaştan bu tehdidinden vazgeçip, “Afrin’e girin ama, Münbiç’e gelmeyin” söylemine geçerken..

“Münbiç’te kim olduğuna bakmadan, ezer geçeriz” uyarısını alınca..

Bu sefer Afrin için dahi “TSK buraya girebilir” sözünden vazgeçip, şimdi TSK yerine, Esed rejimini oraya sokmaya çalışıyor?

Ayaküstü, kaç numara çeviriyor, bu hokkabazlar?

Düne kadar YPG’nin merkezi rejime isyan ettiğini söyleyip, ayaklanmayı bastırmak için kimi zaman kimyasal gaz bile kullanan Esed rejimi, düne kadar “Gitti gidiyor” denilirken..

Sadece birkaç ilde hakimiyetini zar zor sağlayabilmiş iken.

Şimdi ne oldu da, sınırımızdaki Afrin’e girmeye kalkıyor?..

Nerden geldi bu gücün altyapısı?

Kimlerle, ne karşılığında, ne pazarlıklar yaptılar ki, Suriye geneli için çok küçük bir bölge olan Afrin’i böylesine önemseyecek güce ulaştılar?

ABD, Esed’i devirme niyeti ile çıktığı yolda, baktı ki muhaliflerin içinde en güçlü grup, dindar insanlar..

Hemen yan çizip, Esed’in götürülmesinden vazgeçip, iç savaşı sürekli canlı tutarak istikrarsızlıktan menfaatlenmeye çalıştı.

Resmen dansözlük yaptı..

Suriye’deki karışıklığı fırsat bilip kafayı çıkartan YPG/PKK dansöz..

Bir öyle bir böyle, kıvırttıkça kıvırtıyor.

Esed rejimi dansöz..

Dönüp duruyor..

Bunların karşısında, Rusya hiç geri durur mu?

Esed’in tüm silahlarını veren Rusya da, Türkiye ile sıkı işbirliğine rağmen, Afrin’de net bir tavır almazken, şimdi bir de, Esed’in Afrin’e girme kararına sessiz kalıyor.. Rusya da çizdiği zikzaklarla baş döndürüyor..

Böylesi kıvrak dansların yapıldığı bir dünyada, bizim iç siyasetin kurnaz mensupları, “Ne oldu, ne oldu? ‘Esed kardeşim’ diyordun, ne oldu” modunda ucuz siyaseti hâlâ elden bırakmıyorlar..

Bir yandan, Tayyip Erdoğan’a yönelik olarak “Esed’e ‘Kardeşim’ diyordun”diyerek, Esed ile kardeş olmayı zımnen eleştiriyorlar.

Bir yandan da, “Esed ile mutlaka görüşülmeli. Esed’siz bir çözüm mümkün değil” propagandası yapıyorlar..

Maksat belli..

Türkiye’nin “dik duruş”unu bozacaklar..

“Dik duruş”tan taviz kopartacaklar..

Düne kadar.. Hatta bugün bile..

“Esed ile mutlaka görüşülmeli” diyenler, kendileri değilmiş gibi..

Türkiye ile Suriye arasında önerdikleri türden bir görüşme olursa..

Bu sefer de tekrar karşımıza geçip, “Hani ‘Esed gitmeli’ diyordunuz. Ne oldu ki, dostluğa soyundunuz” diyecekler..

Bu kadar tutarsız. 

Bu kadar ilkesiz.. 

Bu kadar yanar döner bir söylemle karşı karşıyayız.

Afrin operasyonu, tüm dünyanın Türkiye’ye bakışını bize göstermiştir.

Emperyal devletler suçüstü olmuşlardır..

Emperyal devletlerin bölgedeki kukla başkanları suçüstü olmuşlardır,

Emperyal devletlerin bölgede istediği gibi kullandığı terör örgütleri suçüstü olmuşlardır..

Son bir ay içinde sınırımızdaki gelişmeler, dillendirilen değişik söylemler, koca koca devletlerin ne kadar kirli ilişkiler içinde olduğunu ispatlamıştır..

Umarım Türkiye’deki muhalifler de, bu kıvırtmalardan ders çıkartıp, siyasi iktidara yönelik saldırılarına bir özeleştiri getirirler..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp