Esed cesareti kimden alıyor?

Esed cesareti kimden alıyor?


Rusya, İran ve Türkiye arasındaki mutabakat gereği, İdlib’de Türkiye’nin oluşturduğu gözlem noktalarına yapılan saldırılarla verdiğimiz şehitlerden bahsediyorum..

Birileri “Orası Suriye’nin toprağı” diyebilir.

Birileri “İdlib, Türkiye’nin içinde değil ki” diyebilir..

Olay o kadar basit ise..

Türkiye’de 4 milyon Suriye vatandaşının bulunduğunu hatırlatıp, “Ne işleri var” diye sorarım..

“İdlib Suriye toprağı ise.. Ordan Türkiye’ye yönelik yeni bir göç dalgasının oluşmayacağının garantisini verin” derim..

O garantiyi veremiyorsanız..

Suriye’nin çağrısı ile o topraklarda asker bulunduran Rusya olarak, İran olarak..

Türkiye’ye gözlem noktası oluşturma hakkı tanımış iseniz..

Buna rağmen..

Suriye rejimine ait askerler tarafından, o gözlem noktalarına saldırı düzenleniyorsa..

Bunun sorumlusu en başta Suriye rejimidir..

Ardından İran ve Rusya’dır..

Ardından, Suriye’yi karıştırıp, şimdi bizim başımıza bela eden ABD’dir..

Ama bunların hepsi için, “Başka ne bekleyebiliriz ki” deyip, geçebiliriz.

Bunların hepsi, zaten Türkiye’ye sureta dost..

Gerçekte, bir bardak suda boğmak isteyenler..

Ya bunların dışında..

Suriye rejimine dostluk edenler..

İçimizdeki Esed’çiler..

Onlara ne diyelim?

Fırsatı buldukları an, Esed’e koşup, onunla el sıkışan içimizdeki Esed’çilere ne diyelim?

Bir hafta içinde verdiğimiz 13 şehidin vebalini, içimizdeki Esed’çilerin boyunlarına yüklemeyelim de, ne yapalım?

İran’ın ne mal olduğu ortada..

Rusya’nın durumu belli.. 

Önemli olan, bizim kendi içimizdeki Esed’çiler değil mi?..

“Esed ile el sıkışılmalı” diyenler değil mi?..

“Bir masaya oturulmalı” diyenler değil mi?..

“Devletler arasında düşmanlık yoktur, menfaat vardır” diyerek, işi menfaate dökenler değil mi?..

Haydi somutlaştıralım..

Aydınlık grubundan başlayalım..

Esed için yırtınanlar..

“Esed yönetimde kalmalı” diyerek, Suriye’deki bir azınlığın, çoğunluğu yönetmesinin sürmesi gerektiğini savunan Aydınlık’çılar, İdlib’de verdiğimiz şehitlerden sorumlu değil mi?

Suriye rejiminin, bir tane ABD askeri öldüremediği bir konjonktürde, Esed askerlerinin Türk askerlerlerine karşı yaptığı saldırıları, Aydınlık’çılar ne ile izah edebilirler?

Esed’in indirilmesi gerektiğini, ilk sahaya süren, ABD değil mi?

ABD askerleri, şu an Suriye topraklarında, ellerini kollarını sallayarak dolaşmıyorlar mı?

Suriye’de Esed hâlâ güçlü ise..

“Ben izin vermediğim askerlere saldırırım” iddiasında ise..

ABD askerlerine niye dokunamıyor?

Niye, 4 milyon Suriyeliyi topraklarında barındıran Türkiye’nin askerlerine saldırıyor?

Bu fotoğrafa rağmen..

Aydınlık’çılar, esas şeytanın ABD olduğunu söylerken..

Esed’e de, “Şu ABD askerlerini topraklarından çıkart da.. Ondan sonra Türkiye’ye bir şey diyeceksen de” hatırlatması niye yapmıyor?

Aydınlık’çılardan başladık.

CHP’den devam edelim.. 

CHP’li yöneticiler de..

Her fırsatta, Esed ile konuşulması gerektiğini söylüyorlar..

Esed ile barışılması gerektiğini savunuyorlar..

Masaya oturulması gerektiğini önümüze koyuyorlar..

Kendi halkını öldürdüğü halde, Esed ile birlikte hareket edilmesini savunuyorlar..

Buyrun..

Hiçbir haklı gerekçesi olmadan..

İdlb’deki gözlem noktasındaki askerlerimizin, Esed rejimine yönelik hiçbir zararı olmadığı halde..

Sadece bölgedeki gelişmelerin fotoğrafını çeken bir prosedürün parçası olan askerlerimize..

Havan topları ile saldıran Suriye rejimi ile, nasıl barış yapacağız, bir açıklasınlar..

Daha önemlisi..

CHP’lilerin bu söyleminin, aslında Esed’i  cesaretlendirdiğini görmezden gelmek mümkün mü?

4 milyon Suriyeliye Türkiye bakıyor..

Türkiye’nin anamuhalefet partisi, her fırsatta, “Suriyelileri, Suriye’ye yollayalım” diyerek, siyasi iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor..

Adeta, “Suriyelileri ülkelerine gönderin ki, Esed onları da öldürsün” deniliyor..

Bununla yetinilmiyor..

İdlib’deki 8 şehidimiz sonrasında, şöyle okkalı bir Esed karşıtı açıklama yapmıyorlar..

Şimdi aynı Esed, 5 askerimizi daha şehit ediyorlarsa, bu cesareti, CHP’den alıyorlar demektir..

Aynı itirazımı, Saadet Partililere de yapacağım.. Yıllar öncesi için, kendilerine kısmen hak verebilirim.

“İnsanlar ölmesin diye biz Esed ile konulusun istedik. Esed’den başka, Suriye’yi bir arada tutacak kimse görünmüyordu, onun için Esed ile masaya oturulsun çağrısı yaptık” diyebilirler..

Ama bugün itibari ile..

Esed yüz binlerce vatandaşını öldürdükten sonra..

Azılı düşmanı olarak ilan ettiği ABD’li askerlere bile dokunmadığı halde..

Türk askerlerine karşı saldırı üstüne saldırı düzenliyorsa..

Saadet Partili kardeşlerimiz de..

Artık eski söylemlerini terk etmek zorundadırlar..

4 milyon vatandaşına bakan Türkiye’ye teşekkür edeceğine..

Bir de, askerine kurşun sıktıran Esed alçağına, bizden daha sert ve daha net söylemle rest çekmelidirler..

Ki..

Esed, “Türkiye içinden bile, bize destek verenler var” zehabına kapılmasın..

Bu vesile ile..

Şu hatırlatmayı da yapalım..

Birbirine düşman gibi gözüken ülkelerin, yapıların..

Birbirlerine nasıl ses çıkartmadıklarını..

Suriye rejimi askerlerinin, ABD askerlerine bile saldırmadığı halde..

PYD terör örgütünün militanlarına bile saldırmadığı halde..

Türk askerinden nasıl rahatsızlık duyduğunu görelim..

ABD askerlerinin boşalttıkları yerlerde, Rus askerlerinin bizim karşımıza nasıl çıktıklarını..

PYD’li teröristlere ABD’nin desteğini geri çektiği yerlerde, Rus askerlerinin destek vermeye nasıl başladığını görüp..

Tüm Türkiye olarak, birlik içinde hareket etmemiz gerekir..

İktidarı ile, muhalefeti ile..

Google+ WhatsApp