Esas kavga…

Esas kavga…


Koronavirüs salgını tırmanarak devam ediyor. Bu salgının ve onu engellemek için alınan tedbirlerin ekonomileri bozan tesirleri olduğunu herkes görüyor. Yaygın kanâat, zâten “pek de iyi gitmeyen” ekonominin salgın sebebiyle kötüleştiği yolunda. Bu değerlendirmeyi yanlış buluyorum. Çünkü imlediği şey, “eğer salgın olmasaydı ekonomi şöyle böyle toparlayabilirdi. Lâkin salgın ekonominin kendisini toparlamasına mânî oldu” algısıdır. Bu da bana son derecede hatâlı geliyor.

Politik ekonomi olarak bütün türevleriyle Keynesçilik, diplomatik olarak Yalta Düzeni başlıklarıyla kurulan dünya, başka yazılarda sebepleri üzerinde durduğumuz üzere 1970’lerden başlayarak işlemez hâle geldi. O günlerden bugünlere sistem sürekli kriz üretti. Hâsılı son yarım asırlık târih, ağır çevrimsel krizler yaşayan ve kendisini yeniden üretmekte zorlanan kapitalizmin sun’i bir şekilde yaşatılmasının târihidir. Ekonomide kaybedilen sermâye ve işgücü verimliliği kapitalizmin lümpenleşmesine sebebiyet vermiştir. Bu krizlerin sisteme yüklediği baskı finansal yapılar ile ekonomi arasındaki bağı sakatlamıştır. Altına endeksli finansal disiplinin bozulması ve sınırsız para üretme düzenine geçilmesi ekonomilere şifâ olmadı. Kaynaklar lümpenleşmiş üretime çarpıp geri döndü. Bir kısmı üretken olmayan, konut, turizm vd hizmet sektörlerinde yoğunlaştı. Ama daha büyük bir kısmı, yine üretime dönmeyip, “paradan para kazanmak” olarak târif edilen rant alanlarında birikmeye başladı. Borsa, bono piyasaları ve nihâyet gerçek değerleri baskılayan türev piyasalar bu yığılmanın, giderek balonlaşmanın yaşandığı alanlar olarak tezâhür etti. Hâsılı 2008 krizi paranın genişlemesinin kontrol edilemez ve ateşi düşürülemez hâle gelmesi olarak anlaşılabilir. Fâiz yükseltmeler, kontrol dışı paranın geri çevrimini sağlayamadı ve çözüm olarak, çivi çiviyi söker aklıyla akıl almaz yeni parasal genişlemeleri yaşadık. Dünyâda herkes 2008 krizinin atlatıldığını zannediyor. Ama aslında sorun devam ediyor. FED’in fâiz yükseltme operasyonları elinde patladı. Çünkü bu operasyonlar zâten durgunluk içindeki ekonomileri daha da beter hâllere sürükleyince geri adımlar atıldı. Eylül 2019’dan bu yana yaşanan türbülanslar bir türlü atlatılamıyor. Çözüm olarak yine parasal genişlemelerden bahsediliyor. Ama piyasaya pompalanan paralar yine ekonomide verimlilik üreten bir tesir doğurmuyor. Sâdece balonlaşmayı büyütüyor. Hâsılı bir kısır döngünün içindeyiz.. Kısır da olsa döngü döngüdür. Ama artık milin kırılma aşamasındayız. Korona salgını veyâ Rusya ve Suudlar arasındaki petrol kavgası bu gidişât üzerinde sâdece katalizör tesiri gösteren tâli meselelerdir.

Sermâye 1970’lerden başlayarak aşama aşama lümpenleştiği ve verimlilik, dolayısıyla kârlılık kaybına uğradığı ‘Merkez Batı Dünyâsı’nı terk etti. Başta Çin olmak üzere Pasifik’i merkez tuttu. Çelişki küresel rezerv para biriminin hâlâ ABD Doları olmasıydı. Çin Yuanı, ABD Doları’nın yerini alamadı. ABD ise sâhibi olduğu hegemonyayı ayakta tutmak için bu avantajını tahkim etmek zorundaydı. Askerî gücünün yanında elinde kalan tek silâh buydu. Doları ayakta tutmak ve küresel rezerv değerini ayakta tutmak isteyen yaklaşımın iki ayağı olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki siyâsal-ideolojik düzlemde, Trump kadrolarının yürüttüğü, yeniden altın-dolar endeksine dönülmesini isteyen Paleoconlar. Paleoconlar, arada bir silâh gösterseler de Çin ile ekonomik bir savaşı tercih ediyorlar. Neoconlar ise düpedüz silâh zoruyla, Çin’in yumuşak karnını oluşturan enerji ticâretindeki dolar tekelini ayakta tutmak istiyorlar. Çin ise yuan-altın endeksi üzerinden bunu kırmak için adım attı. Rusya, İran,muhtelif Lâtin Amerika devletleri, Hindistan ve Türkiye gibi devletler de bu çizgide. Dolar hegemonyasını kırmanın derdindeler. Bu da Paleoconlarla bu devletleri yakınlaştırıyor. Finansal kriz bu devletlerin ekonomilerini zora sokuyor. Ama direnen ayakta kalacak.

Çin’in durumu ilginç. Dolar karşıtı küreselci güçlerin ihyâ ettiği Çin, bunu milli bir fırsata çevirmek istiyor. Bu da Çin’e iki baskı yüklüyor. Hem dolar imparatorluğu ile savaşıyor; hem de kendisini ihyâ eden güçlerin kontrolü ile. Küreselci güçler eş anlı olarak hem Yuan hem de doları ezmek istiyor. İstedikleri ne dolar ne de yuan. Onların arzuladıkları SDR gibi tamâmen kendi kontrollerinde olan, üstelik merkezî blockchain ile kontrol ettikleri yeni bir kripto para düzeni. Küreselciler ile dolar imparatorluğunun güçleri arasındaki gerilim had safhada. Yâni mücâdele bâzılarının yaptığı basitlemede olduğu gibi her zaman ABD-Çin gerilimi değil. ABD-Çin gerilimi NeoCon-ÇKP kavgasıdır. Bu kavga küreselcilerle dolar imparatorluğu arasındaki gerilime göre şimdilik daha tâlîdir. Dolar imparatorluğu finansal kriz ile gerileyecek. 2008 krizini dinamik Çin ekonomisi ile göğüslemişlerdi. Şimdi bu dinamik de işlemiyor. Çöküş mukadder. Sonra? Dolar rejimi çöktükten sonra küreselcilerle, harıl harıl altın stoklayan NeoMerkantilistler arasında esas kavga başlayacak. Yeni medeniyetin nasıl şekilleneceği “sermâye aklı” ile “devlet aklı” arasındaki bu kavganın neticesine bağlı.

Google+ WhatsApp