Ertesi gün...

Ertesi gün...


Ertesi gün...

 

 

ABD’nin Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıması, bölgenin parmakların arasından akan kum kıvamına getirildiği zamanlamada yapılması, ‘Büyük Ortadoğu’nun nasıl tehlikeli bir merkez-kaç kuvvetine kapıldığını kısa sürede görmemizle sonuçlanacak...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Görmezden gelinemez; İsrail seçimleri.. Savunma eski Bakanı ve Genelkurmay eski Başkanı’nın partisinin Netanyahu’yu anketlerde aştığı ortamda devasa Trump imzasının ‘kıyak çekme’ etkisi var. Ama bu tali bir konu...

Çünkü Netanyahu’nun politik istikbali ister aydınlık ister karanlık olsun, Golan oldu-bittisinin küresel sonuçları olacak.

Dünyada, özellikle ‘Büyük Ortadoğu’da sınırları kırılgan/tartışmalı sayısız bölge var. Üstüne; ‘limon suyuyla çizilmiş’ ancak ateşe tutulunca belirginleşen bu sınırlar, büyük güç rekabetlerinin kavurduğu coğrafyaların göbeğinde oturuyor...

Keşmir, Kırım, Kıbrıs, İsrail-Filistin, Ürdün, Lübnan, Mısır (Sina), Yemen.. Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye... Hindistan-Çin ile.. Pakistan-Hindistan ile.. Çin-Tayvan ile.. Rusya-Ukrayna-Kırım.. Abhazya ve Güney Osetya... Coğrafi tanım olarak Ortadoğu’ya sığmasalar da hep aynı miğferdir!..

Şimdi bu sınırlar üzerinde uluslararası hukukun kanırta kanırta yok sayılması, emsal kapılarını sonuna kadar açmakta. Birleşmiş Milletler’in durumunu zaten biliyoruz; kuralları, kararları var ama gücü yok. Küdus örneği BM’nin ayakta durduğunu göstermek açısından önemliydi ama arkasını getiremedi...

Trump/ABD, herhangi bir ülkenin bütünlüğünün veya egemenliğinin tehdit edilemeyeceğini hele bunun için güç kullanmanın, güç kullanana yol vermenin men ettiği BM temel ilkesini ezip geçti...

Hâlâ aşmak için zaman ve imkân var ama işte yukarıda bahsettiğimiz ‘kıvam’, Başkan Trump’a yönelik Rusya’yla işbirliği yaptığı suçlamasının düşmesiyle buluştu...

***

Savaşlar böyle başlar...

İlk Dünya Savaşı’nın da İkinci Dünya Savaşı’nın de sebebi oydu. Ancak kanla durdurulabildi. (Avus- turya-Macaristan/Bosna Hersek, Hitler-Versay Anlaşması.)

Bugün ABD ve İsrail’in ateş açtığı yer BM Kurucu Sözleşmesi’dir. Yani düzenin beline vuruyorlar...

Biz yine “şartlara” dönelim; Golan kararı, Orta Doğu’nun istisnai, saçaklı, ağlarla kaplanmış tarihi ve politik süreçlerden beslenen, yönetimler ve toprak üzerine ağır rekabetlerin yaşandığı, belirsizliğin korkuyla bekleme aşamasına yükseldiği kritik bir döneme oturtuldu.

Yüzyıl önce ülkeler ve sınırlar uydurulmuştu. Türkiye istisna. Şimdi o uyduruk sınır ve ülkeler aynı korkuları yaşıyor. Çünkü ne başkentleri ne de sınırları huzurlu. Çoğu bölgenin bütünlüğü ve devletlerin egemenliği zaten yok...

Sorunların bağlanmadan hep çözümsüz kalması/bırakılması, dokunduğunuzun elinizde kalmasına neden oluyor.

Bölge ülkeleri daha şaşkınlıklarını atamadan S. Arabistan ABD’nin Golan Kararı’nı kınadı. Bunu samimiyetsiz bulduk ve bunun için herkesin haklı sebepleri var. Oysa ‘nispeten’ samimi kınamalardan biri oydu. Riyad riyakarlığı ile dolu aylar geçirdik ama gerçek şu ki onların sınırları da “tartışmalıdır”. Konuşan korkudur...

“Suudi Arabistan, işgal altındaki Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanıyan ABD açıklamasını kesin şekilde reddetmektedir. Krallık, emri vaki uygulamaların gerçekleri değiştirmeyeceği yönündeki tavrını korumaktadır. Orta Doğu’daki barış süreci üzerinde ve bölgenin güvenliği ve dengesi açısından büyük çapta olumsuz sonuçlara yol açacaktır.”

Golan kararı budur.

Tüm bölge yapay ise bugüne kadar nasıl dayandı? Çünkü onlar tuttu! Bugün yaşanan, sayısız ve çok boyutlu türlü çatışmalardan yapılmış eski fayların üzerine çöl kumundan gökdelenler çıkmak...

***

Oyun alanını bile tam göremiyoruz...

25 Mart’ta ABD Başkanı Golan kararını imzaladı. 27 Mart’ta Trump’ın ‘Tanrı’ tarafından gönderildiğini “muştulayan” ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Amerika’daki Uygurlu aktivistlerle Washington’da bir toplantı düzenledi. Resmi açıklamadan satır; “ABD, Çin’in İslam’a yönelik baskı politikalarına karşı mücadele etmektedir”...

Kim, kime karşı neyi savunuyor?

***

ABD-İsrail uygulamalarının kendileri açısından riskleri de var...

Kudüs ve ardından Golan kararları, ABD’nin İran’a yönelik uluslararası hukuka uymadığı suçlamalarını zayıflatacaktır. Keza Suriye’deki İran varlığını mazeret sayarak yaptıkları da tökezleyebilir. Tahran bu açığın üzerinde tepinecektir.

Körfez İşbirliği Konseyi üst düzey yetkililerinin açıklamaları da var; “Trump’ın Golan açıklaması, ABD diplomasisinin on yıllar boyunca elde ettiği kazanımları heba edebilir ve Washington’ın bölgedeki etkisini ve güvenilirliğini onarmasını çok güçleştirebilir.”

Kimileri Golan imzasının, ABD ve İsrail’e ‘direniş’ zemininde inşa edilmiş Suriye-İran ittifakını güçlendireceğini, Arap dünyasını hızla Suriye’ye yakınlaştıracağını da savunuyorlar.

Belki.. Ama ABD için “güvenlik ve dengenin bozulması” riski ne ki? Planları öyle kurmuyorlar, Golan’ı tanıyorsa oraya kimin oturacağının biletini de çoktan satmış oluyor!

Fakat şu kesindir, BM’nin toprak bütünlüğü ve sınırlara saygıyı ön koşul sayan uluslararası ilkeleri artık delindi. Şimdi herkes ısıracak yer arıyor...

Bu yüzden bugün kullanacağınız oyları Türkiye’ye mühimmat sayabilirsiniz...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp