Erken seçim tartışmaları, ittifak senaryoları, Cumhurbaşkanı adayları...

Erken seçim tartışmaları, ittifak senaryoları, Cumhurbaşkanı adayları...


Erken seçim tartışmaları, ittifak senaryoları, Cumhurbaşkanı adayları...

 

 

Türkiye bir seçimi arkasında bırakır bırakmaz yeni bir seçimi konuşmaya başlıyor.

Daha yerel seçim rüzgarı dinmeden, 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri için erken seçim söylentileri kulaktan kulağa konuşulmaya, medyada yer almaya başladı bile.

Cumhur ittifakı gündemlerinde erken seçim olmadığını dile getirdi getirmesine ama iddialar ve tahminler devam ediyor.

2018’de yeni sistemin ilk seçimleri erkene alınarak yapıldığında, Cumhurbaşkanı Erdoğan görev süresinden bir yıl feragat etmişti. 2023’e henüz dört yıl varken, ve varsayalım ki erken seçim 1-2 yıl içinde gerçekleşir desek bile, Cumhurbaşkanı’nın durup dururken görev süresinden bir kez daha feragat edeceğini zannetmiyorum.

Peki Meclis seçimleri karşılıklı yenilemeye yönelik faaliyet içerisine girer mi? 

İki yıllık görev süresi dolan, yaş ve hizmet gerekliliklerini yerine getirmiş muhalefet milletvekilleri illa ki seçim yenilemek istiyorsa, Anayasa’da yapılan değişikliğe göre, meclis üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuna ulaşmak zorundalar. Mevcut durumda 589 milletvekilinin 354’ünün seçimlerin yenilenmesi yönünde tercihte bulunması gerekir. 

Şu anda Cumhur İttifakı’nın (Ak Parti+MHP+BBP) meclisteki sandalye sayısı 341. Öte yandan Millet İttifakı ve diğer partilerin sandalye sayısı 248. Böyle bir durumda Cumhur İttifakı istemediği müddetçe seçim yenileme ihtimali mümkün görünmüyor. Peki kurulan yeni partiler muhalefeti, Türkiye’yi seçim yenilemeye götürebilecek çoğunluğa ulaştırabilir mi? Bu da çok ama çok zor görünüyor.

Ya kurulacak olan yeni partilere Cumhur İttifakı’ndan olası bir kopuşla geçecek milletvekili sayısı salt çoğunluğa ulaşır da sistemin çalışmasını engelleyerek Cumhurbaşkanını seçim yenilemeye zorlarsa? Olmaz ama olursa ortaya çıkan mağduriyet ve yaşanacak siyasi bunalım kazananın yine Cumhur İttifakı olmasını sağlayacak belirleyici sebeplerin başında gelir.

Her ne kadar rasyonel yaklaşım böyle söylese de, yine de, dedikleri gibi, “Türkiye burası; her an her şey olabilir.”

Söz konusu erken seçim tartışmalarına zemin hazırlayan temel sebepler, yeni parti oluşumları, yerel seçim sonuçları ve yavaş yavaş başlayan adaylık açıklamaları...

Örneğin Muharrem İnce... Aday adaylığını açıklamanın yanı sıra, Uğur Dündar’a verdiği röportajda Ekrem İmamoğlu’na “Belediye Başkanı” olarak desteğini üzerine basarak vurguladı. Acaba bu Büyükşehir Belediye Başkanlığından öte, ulusal bazda siyasete soyunmuş gibi davranan İmamoğlu’na bir mesaj mı? Öyle ya, İmamoğlu’nu CHP’nin yeni Cumhurbaşkanı adayı olarak görenlerin sayısı hiç de az değil. 

“Kemal Kılıçdaroğlu kimi seçer?” sorusunun cevabı hem kendisi açısından yanıtlanmamış hem de kafalarda netlik kazanmamışken, benim bir tahminim var: Kılıçdaroğlu her ikisini de seçmeyecektir.

Öte yanda ise, Ali Babacan liderliğinde kurulacak olan yeni partinin adı her daim Abdullah Gül’le beraber anılıyor. Ya Abdullah Gül bu yeni partinin Cumhurbaşkanı adayı olursa? Ya da Abdullah Gül bu partiye üye olmayıp ‘tarafsız Cumhurbaşkanlığı’ iddiasıyla bağımsız aday olarak çıkarsa?

Böyle bir durumda CHP’nin ve Saadet Partisi’nin Abdullah Gül’ün adaylığını destekleme ihtimali fazlasıyla yüksek. Peki Kılıçdaroğlu partisini ikna edebilir mi? Daha doğrusu, partisini dinler mi? İkinci soru bence daha önemli.

Bunun dışında, daha önce de, son seçimlerde “HDP, CHP ve Saadet Partisi’nin Abdullah Gül’ü ortak aday olarak gösterme arzusu olan bir grubun olduğunu ve bu yüzden Cumhurbaşkanlığına aday olduğunu” söyleyen Meral Akşener’in, geçtiğimiz günlerde “HDP ile ittifaka hayır deriz,” çıkışı, yine İyi Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu’nun CHP’yi HDP üzerinden eleştirerek “Millet İttifakına Katolik nikahı ile bağlı değiliz,” demesi, CHP-HDP flörtü devam ederse Millet İttifakı’ndaki iplerin kopacağının göstergesi. İyi Parti Cumhur İttifakı’na kayar mı? Akşener’i 30 Ağustos resepsiyonunda Cumhurbaşkanı ile aynı karede görmek bunun için yeterli değil, ama dediğimiz gibi, burası Türkiye, her an her şey olabilir.

Yeni sistemin büyük bir rekabeti ve yepyeni bir seçim aritmetiğini beraberinde getireceğini Anayasa referandumu öncesi çok defa yazmış ve söylemiştim. Cumhurbaşkanı seçiminin ‘%50+1’ özelliği ve seçimlerin ikinci tura taşınması ihtimali beraberinde bir çok değişkeni de getiriyor. İlk genel seçimde sistemin değiştiği gerçeğine direnen muhalefet, yeni oyunun kurallarını şimdi şimdi anlıyor. Aynı zamanda, yeni siyasi partilerin, yeni siyasi figürlerin yavaş yavaş ortaya çıkıyor oluşu da yeni sistemin bir başka mahsulü olarak karşımızda beliriyor.

Ama bizi bekleyen seçimlerde esas belirleyici olacak olan Cumhur İttifakı’nın ve de Cumhurbaşkanı’nın nasıl bir stratejisi olduğu ve bu karmaşık tabloda ne tür siyasi manevralar yapacağı... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerektiğinde şapkadan tavşan çıkaran siyasi zekası ve Devlet Bahçeli’nin kritik noktalarda oynadı roller, yeni yarışın sadece muhalefet cephesindeki hareketlilikle şekillenmeyeceğini, Cumhur İttifakı’nın da gelişmelere tepkisiz kalmayacağını düşündürmeli herkese.

Bakalım 2023’e kadar neler göreceğiz.

 

süper haber

Google+ WhatsApp