Ergenlik çağında gençlere nasıl davranmalı?

Ergenlik çağında gençlere nasıl davranmalı?

Günümüzde ergenler için ortam değişmiştir ve eskiye oranla daha tehlikeli şartlar altındadırlar. Gençler artık daha hızlı yaşamaktadırlar. Ancak birçok genç bu hızlı hayatı rastgele flört, müstehcenlik, bilgisayara düşkünlük, sigara ve içkiye yönelme olarak anlamaktadırlar. Bazı gençler de maalesef

Ergenlik çağında gençlere nasıl davranmalı?

 

 

Günümüzde ergenler için ortam değişmiştir ve eskiye oranla daha tehlikeli şartlar altındadırlar. Gençler artık daha hızlı yaşamaktadırlar. Ancak birçok genç bu hızlı hayatı rastgele flört, müstehcenlik, bilgisayara düşkünlük, sigara ve içkiye yönelme olarak anlamaktadırlar. Bazı gençler de maalesef son Adnan Oktar ve FETÖ olaylarında olduğu gibi sahte mehdilere kapılıp ailelerine düşman olmakta ve ülkeleri aleyhinde casusluk ve ajanlık faaliyetlerine dahi girişebilmektedirler.

Çocukları tuzaklardan ve sağlıksız tutumlardan korumak anne-babaların görevidir. Çocuk sağlam karakterli olarak büyürse aşırılıklardan ve kötü huylardan uzak duracaktır. Bu yüzden ebeveyn; ergenlere yönelttikleri sorulara doğru cevaplar veren, birbirlerine sevgi ve saygıda kusur etmeyen kişiler olmasını isterler. Onlara güven duydukça ters yollara düşmekten korunurlar.

Çocukları sağlam bir terbiye ile yetiştirmek savaşın yarısını kazanmaktır. Diğer yarısı ise genci kontrol altında bulundurmaktır. Bugünün ergenleri imkân buldukları nispette çabuk büyümektedirler. Yaşlarına uymayan kıyafetler giymek, arkadaşlarıyla fazlaca vakit geçirmek isterler. Anne-baba adına verilecek en güzel cevap: “Biz herkese karışmıyoruz. Sizi düşünüyoruz. Sizden biz sorumluyuz!” olsa gerektir.

Ergenlik yaşındaki gençler aslında kendilerine büyükleri tarafında kararlı bir şekilde ‘hayır’ denildiği zaman sıkıntıdan kurtulur ve rahatlarlar. Serbestlik için daha büyük gösteri yapsalar da kuvvetli, destek olan ellerin kendilerini kavradığından, kolladığından rahatlık duyarlar. Çünkü gençler, atılganlıklarına ve düşüncesizliklerine karşı korunmak ihtiyacındadırlar.

15 yaşındaki Ebru arkadaşlarıyla şehir dışına gitmek istediğinde ailesi karşı çıkmış, “Hayır, sen daha böyle bir gezi yapacak yaşta değilsin” cevabını vermişti. Ebru enteresan bir şekilde, “Aslında bunun ben de farkındaydım; ama ailemin düşüncesini anlamak, onları denemek istedim” demişti.

Çocuklarımızı büyütürken şu noktalara dikkat etmek gerekir:

  • Evlatlarımızın Rabbimizin bize lütfettiği en güzel nimetler olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Onu başkalarının fikirlerine göre büyütmemeliyiz. En güzel anne-babalık onlara içimizden geldiği gibi davranmaktır. Tabi aşırı ve zararlı tutumlardan kaçınmaya özen göstermeliyiz. Çocuğun kendi kendisi olmasına, kişiliğini müdahale olmaksızın geliştirmesine imkân vermeliyiz.
  • Başarısızlık gösterdiği zaman onun moralini asla bozmamalıyız. Onu kendisinden üstün olanlarla asla kıyaslamamalıyız.
  • Öfke ve küskünlük göstermesinin olağan sayılacak heyecan ve tepkilerden olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız. Çocuğumuzun bu normal hisleri boşaltmasına yardımcı olmak için spor, egzersiz, sanat, kültür, kitap sevgisi gibi çıkış yollarına teşvik etmeliyiz.
  • Çocuğu mantık ve kararlılıkla, çelişkilere düşmeyerek disipline sokmalıyız. Kızgınlığımızın dengemizi ve tutarlı oluşumuzu bozmamasına özen göstermeliyiz. Adil ve objektif olduğumuzu anladığı zaman bize olan sevgi ve saygısını kaybetmeyecektir.
  • Eşler arasında tartışmada veya anlaşmazlıkta problemi ona anlatarak taraf olmasını istemeyelim. Böyle bir durum çocukta zihin karışıklığı ve güvensizlik gibi yıpratıcı durumlara yol açabilir.
  • Çocuğa hayır demesini de bilmeli, istediği her şeyi yapmaktan kaçınmalıyız. İstenilenin kolay elde edilemeyeceğini ve kazanmanın zorluğunu anlasın. Böyle olursa hak ettiği şeylerin kıymetini daha iyi bilecektir.
  • Cömert ve coşkulu bir anımızda olmayacak vaatlerde bulunmayalım veya hiddetli anımızda korku saçmayalım. Bir çocuk için anne ve babanın sözü her şeydir. Anne ve babasına inancını kaybeden çocuk herhangi bir şeye inanmakta güçlük çeker. Veya günümüzde örneklerini sık gördüğümüz mantıksız bir takım akımlara kapılabilir.
  • Çocuğu zorluklara da alıştırmamız gerekir. Hayatın beklenmeyen tersliklerle ve güçlüklerle de dolu olduğunu, rahatlık ve eğlenceden ibaret olmadığını anlamalıdır. Zorluklar denge sağlayıcıdır, hayatı öğrenmesine yardımcı olur. Hayatta karşılaştığı ve aşmak zorunda kaldığı aksilikler ve terslikler karakterini sağlamlaştırır, olgunlaştırır ve onu merhametli kılar.
  • Çocuğumuza inancımıza bağlı olmayı, vatanını ve vatandaşını sevmeyi öğretmeliyiz.
  •  
 

Prof.Dr.Sefa Saygılı/Fikriyat

Google+ WhatsApp