Erdoğan-Trump: ‘Ortak Amerikan ayarı’...

Erdoğan-Trump: ‘Ortak Amerikan ayarı’...


Erdoğan-Trump: ‘Ortak Amerikan ayarı’...

 

 

Üst düzey yetkililer bir tarafa, ABD Başkanı ile temas dahi ne Ankara’da ne de Türk kamuoyunda heyecan uyandırıyor. En çok, görevi bu temasları izlemek/anlamak olan gazeteciler bulabildiklerini okurlarına yansıtıyorlar...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Geçtiğimiz Perşembe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasından gerçekleşen telefon görüşmesinden basına yansıyan ‘resmi’ satırlar da işte şu kadar; “Başkan Trump, NATO müttefiki ve stratejik ortak iki ülke arasındaki güçlü ilişkinin önemini teyit etmek ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunmak üzere Türkiye Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan ile telefonda görüştü. İki lider ortak stratejik sorunlara ilişkin işbirliğini kuvvetlendirecek çabaları sürdürmeyi, ilişkileri etkileyen kaygıları gidermeyi taahhüt ettiler”.

Klişelere burun kıvırmak hakkınızdır ama buradan da bir şeyler çıkarmak mümkün. ‘Ortak stratejik sorunlar’dan yürüyelim...

‘Kaygılar’ konusuna hiç girmeyelim, artık çocuklar dahi biliyor; terör örgütleri (PKK-YPG-PYD-FETÖ) dendiğinde, yani Türkiye’nin ‘ortak stratejik sorunlar’ olarak görmek istediği konularda yüzlerine tükürseniz şükür diyorlar.

Amerika açısından ise ‘ortak stratejik sorunlar’, Rusya ve İran...

TÜRKİYE ABD’DE KİMİ TUTUYOR, PATRİOTLARI KİM ALIYOR?

Dışişleri eski Bakanı Tillerson’la varılan ‘mekanizma mutabakatları’ noktasında Ankara, ‘kişiler değişse de devlet politika ve vaadlerinin cari kalacağı’ kabullerini/kurallarını Washington’a hatırlatıyor. Ama Münbiç ve Fırat’ın doğusu başta olmak üzere Tillerson’la varılmış “anlayış”a bel bağlamış da değil. Bu yüzden baki güvensizlikte azalma yok. Amerika’nın, “Münbiç’te anlaşma yok” açıklamaları da rahatsızlığı tekrarlıyor.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz Çarşamba günü yaptığı aleni ayrım, Başkan Trump ile ABD müesses nizamı arasındaki çekişmeye yönelik söylem not edilmeli; “Başkan Trump’tan ülkemize yönelik politikalardaki kafa karışıklığını giderecek, artık hadsizlik boyutuna varan açıklamaların önünü kesecek tavır bekliyoruz. Trump adına konuşanlar ne dediklerinin farkında değil. Trump’ın bunlara bir ayar vermesi lazım. Türkiye aleyhine açıklama sırasına girmiş sözcülerin gölgesinde bu işi sürdüremeyiz”...

Bu açıklamaları ertesi gün gerçekleşecek görüşmenin altlığı sayabiliriz ama Washington’daki görevden almalar/atamalar sürecinin varacağı noktaları Ankara’nın gördüğü hissediliyor...

Lafın varacağı yer, ABD iç hesaplaşmasında Türkiye’nin Trump tarafında olduğunu da gösteriyor mu?

Belki şu üç gelişme işaret sayılabilir... Bir, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen yıl Washington’a yaptığı ziyaret sırasında, protestocuları dövdükleri iddiasıyla suçlanan ve haklarında yakalama kararı çıkarılan 15 korumadan 11’i hakkındaki dava düşürüldü”. (22/03)

İki, “Lavrov: Başkan Trump’ın her şeye rağmen ABD-Rusya ilişkilerini normale döndüreceğine inanıyorum” (23/03).

Daha önemlisi, üç, “Dışişleri Bakanlığı: Patriot füze savunma sistemleriyle ilgili ABD ile de temaslar devam ediyor” (23/03).

“De” kritik kuşkusuz. Fakat bu gelişmelerin ortak zamanlamaları Erdoğan-Trump arasında ‘ayrı ve hijyen’ bir yol yapılmaya çalışıldığını gösteriyor. Keza, Dışişleri Müsteşarı Yalçın’ın müstakbel Washington ziyareti de o demek.

Cumhurbaşkanı’nın ‘ayar’ dediğinin Başkan Trump tarafındaki meali ‘fine tuning’dir. Ortak frekans aranıyor.

AMERİKA’YI ‘MÜTTEFİKLERİNİ’ SATMAYA ZORLAMAK!..

Suriye ve Irak özelinde ABD-Türkiye “anlaşısı”nın hayata geçmesi mümkün mü? Ankara Amerika’yı, yeni görev değişiklikleri, yeni Dışişleri Bakanı veya en son McMaster’ın yerine gelen yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton üzerinden izliyor ama takip etmiyor! Kendi rotası var.

ABD’yi sahada zorluyor, zorlayacak. Münbiç’te anlaşma hayata geçerse, başarılı olur ise tüm sorunlu alanlara teşmil edilebilir. Böylece adı geçen/geçmeyen hedefler için askeri operasyonlara gerek kalmaz.

Türkiye başından beri sahada ne yapıldığını görmek istiyor ama aynı zamanda sahayı yönlendiriyor!.. Son dönemde Irak’ta operasyonlara ağırlık verilmesi, teröristlerin artan sayılarla etkisiz hale getirilmesi, ‘Hakkari karşısında güvenlik kuşağı’ ifadelerinin basına yansıması; “eğer anlayış, anlaşmaya yükseltilmezse geriye Türkiye’nin tek seçeneği kalır, onu da Afrin’de gördünüz” mesajı taşıyor...

Bu baptan olmak üzere, Ortadoğu’da ilk kez yaşanan bir gelişmeyi hatırlatmak ve kronolojinin başına yerleştirmekte fayda var: “Bize, ‘Münbiç’ten çıkacağız’ dediler. Çıkın! Ne duruyorsunuz? Sahiplerine teslim etmek için biz geleceğiz”!..

Rusya ve İran’ı, Türkiye-ABD ittifakının ortak stratejik sorunu olarak kabul eden anlayış aynı zamanda Washington’un ayarlarını bozan çekişmenin siklon merkezine denk geliyor...

Küçük bir alıntı yapalım; “Türkiye, Ortadoğu’yu yeniden dengelemeyi hedefleyen her gerçekçi koalisyonun kilit üyesidir. Erdoğan’la mutabakata varmak, ABD yönetimi açısından bölgedeki en hayati meydan okumalardan biridir”. (Prof. Walter Russell Mead’in Wall Street Journal’da yayımlanan yazısına atıfla, ‘ABD kanaat önderlerinde Türkiye’ye yeni bakış’, 23/03, S. Ergin, Hürriyet).

Bu ve benzer sayısız analizin alenen zikretmediği lafın tamamı, PKK/YPG ve tüm şekil bozukluklarının Amerika tarafından satılacağıdır...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp