Erdoğan McKinsey tartışmalarına noktayı koydu: Biz bize yeteriz

Erdoğan McKinsey tartışmalarına noktayı koydu: Biz bize yeteriz

Türkiye tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birine maruz kalmasına rağmen 2 ayı bulmadan durumu büyük ölçüde kontrol altına aldı. Döviz kurunun bir anda böyle artış göstermesini sadece ekonomik sebeplerle

Erdoğan McKinsey tartışmalarına noktayı koydu: Biz bize yeteriz

 

 

AK Parti'nin Kızılcahamam'da gerçekleştirdiği 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Kardeşlerim, 16 Nisan halkoylaması ve 24 Haziran seçimleri, milletimizle aramızdaki o güçlü ilişkiyi bir kez daha görmemize sebep oldu. 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52,6 oranına karşılık gelen 26 milyon 330 bin oya ulaşmayı başardık. Buna karşılık 24 Haziran’da milletvekili seçiminde yüzde 42,6 oranını ifade eden 21 milyon 338 bin oy elde ettik.

Bir önceki milletvekili seçiminde yani Kasım 2015’te bu sayı 23 milyon 681 bindi. Ondan önceki Haziran 2015 seçiminde ise 18 milyon 867 bindi. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde de 21 milyon oy almıştık. Görüldüğü gibi AK Parti geçtiğimiz 4 yılda yaklaşık 19 ile 26 milyon arasında bir oy sayısıyla milletimizin teveccühüne mazhar olmuştur. AB üyesi ülkelerin dörtte üçünün nüfusundan daha kalabalık bir büyüklüğü ifade eden bu sayılar gerçekten çok önemli ve ciddidir. Bize güvenen, inanan, bu gününü ve geleceğini bize emanet eden milletimize layık olmak için daha çok çalışmalıyız.

Hep söylediğim gibi; bizim milletimize sadece vefa değil aynı zamanda can borcumuz da var. Bunun için sadece partimize oy verenlere değil milletimizin tamamına en iyi hizmeti sunmanın boynumuzun borcu olduğuna inanıyoruz.

Yeni yönetim sistemimizi işte bu amaçla hayata geçirdik. Türkiye tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birine maruz kalmasına rağmen 2 ayı bulmadan durumu büyük ölçüde kontrol altına aldı. Döviz kurunun bir anda böyle artış göstermesini sadece ekonomik sebeplerle izah etmek mümkün değildir. Bunu söylemekle asla sorumluluktan kaçmıyoruz. Yaptığımız sadece bir durum tespitidir. Ekonomide eksiklerimiz, sıkıntılarımız, çözmemiz gereken sorunlarımız yok mu? Elbette var. Seçimlerin hemen ardından da zaten kolları sıvamış, ekonomik reformlar için hazırlıklara başlamıştık. Ama bu gerçeklerle yaşadıklarımız arasında öylesine büyük bir orantısızlık var ki ister istemez işin altında başka şeyler aramak zorunda kalıyoruz. Nitekim krizin kaynağı mahiyetindeki odakların yaptıkları açıklamalar sorunun faklı sebeplere ve saiklere dayalı olarak tırmandırıldığını açıkça gösteriyor.

Şu gerçekği hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız; her kriz beraberinde birçok fırsatı getirir. Devlet yönetimi olarak bu krizin üstesinden gelmek için normal şartlarda yıllara sari olarak yapabileceğimiz büyük reformları ve köklü değişimleri kısa sürede hayata geçirdik, geçiriyoruz.

Bazıları krizi fırsata çevirmekle fırsatçılığı birbirine karıştırıyor. Döviz kuruyla hiçbir işi olamyan pek çok sektörde bir anda büyük fiyat artışları yaşandığına dair yoğun şikayetler alıyoruz. Değerli arkadaşlar, ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, bunun adı fırsatçılıktır. Milletimizi fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz. Bunu böyle bilsinler. Serbest piyasas ekonomisi kuralları içinde bu fırsatçılarla mücadele edecek ve kendilerine gereken yaptırımları da uygulayacağız. Türkiye’yi faiz, kur, enflasyon şeytan üçgeninden çıkarana kadar gerekli her türlü adımı atacağız. Bizim ekonomi reçetemizde üretim, tasarım, teknolojiyi geliştirmek vardır, ihracat vardır, istihdam vardır, refahın tabana yayılması vardır, hiçbir mağduru ve mazlumu sahipsiz bırakmamak vardır. AK Parti bugünlere bu anlayışla yaptığı hizmetlerle gelmiştir.

Türkiye’yi hala siyasi ve ekonomik siyasetin temsilcisi uluslararası kuruluşarın kucağına itmek isteyenlere cevabımızı işte bu şekilde veriyoruz. Ülkemizi kendi reçetelerimizle, kendi çözümlerimizle, kendi programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız. Elbette her türlü yatırıma, her türlü desteğe, her türlü katkıya açığız. Yeter ki bunun bedelini bize egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. Türkiye borcuna sadıktır. Yeter ki işi diyet borcuna çevirmesinler. İşte o zaman külahları değişiriz.

 

dünya bülteni

 
Güncelleme Tarihi: 06 Ekim 2018, 12:42
 

Google+ WhatsApp