Erbakan’a “Boncuk boncuk terledi” diyenler, dansöz gibi kıvırtıyorlar!

Erbakan’a “Boncuk boncuk terledi” diyenler, dansöz gibi kıvırtıyorlar!


Erbakan’a “Boncuk boncuk terledi” diyenler, dansöz gibi kıvırtıyorlar!

 

 

Basite indirgeyerek anlatacağım..

Öğretmeni soruyor Ali’ye: “2 kere 4 ne eder?”

Ali cevaplıyor: “8 eder.”

Öğretmen Veli’ye dönüyor..

Soruyor Veli’ye:

“2 kere 6 ne eder?”

Cevaplıyor Veli: “12 eder.”

Öğretmen alınan notları açıklıyor:

“Ali’ye 10.. Veli’ye 4..”

Veli itiraz edecek oluyor: “Ama ben de bildim, Ali de bildi. Ona 10, bana niye 4?”

Öğretmen cevaplıyor:

“Sen imam hatip lisesinde okumuşsun. Ali ise, liseden mezun olmuş. İmam hatipten gelenlerin puanlarını, 0.2 katsayısı ile, liseden gelenlerin puanlarını, 0.5 katsayısı ile çarparak buluyoruz. Yapılacak bir şey yok.”

Üniversite imtihanındaki bu adaletsizliğin mimarı olan Kemal Gürüz, şimdi hesap eriyor.

28 Şubat davasında, yaptıkları kendisine soruldukça, onun cevabı “Ben yapmadım.. Ben bilmiyorum.. Benim haberim yok.. Benden önce başlamıştı!”

Oysa 28 Şubat sürecinde, şecaat arzeden merdi Kıpti örneğindeki gibi..

“İmam hatiplerin puanlarını kıstık. Başörtüyü üniversitelere sokmadık” diyordu.

Şimdi ise, hakimin karşısında verdiği savunma şöyle:

“İddianamede sözü geçen BÇG belgelerinin varlığından ilk kez savcılık sorgusunda haberdar oldum. Belgelerde adım geçmediği gibi, ‘YÖK Başkanı’tabiri dahi yoktur. Sadece ‘YÖK Başkanlığı’ denilmektedir. Bu da Başbakanlık, başkanlık, müsteşarlık, genel müdürlük denmesi gibidir. Yine belgelerde görüldüğü üzere ben dahil hiçbir YÖK temsilcisi, sözü edilen BÇG toplantılarına katılmamıştır.”

Hakim mahkemenin konumundan dolayı, sormuyor bu soytarıya:

“BÇG toplantısına katılmadıysan.. BÇG belgelerinden savcılık sorgusunda haberdar olduysan.. Daha önce BÇG ile ilgili hiçbir bilgin yok idiyse.. Bu daha kötü ya.. Demek ki sen, darbeci generallerin zoru ile değil, kendi kafandan başörtü yasağını icat ettin. Katsayı zulmünü, darbeci generallerin emri ile değil, kendin öyle istediğin için başlattın..”

Gerçekten de..

Darbeci generallere, meşru hükümeti “Gerekirse silah kullanırız” diyerek tehdit ettikleri için ceza davası açıldı, son aşamaya gelindi..

Kemal Gürüz’e ise açılan davanın sebebi, “Darbeci generallerin emri ile, başörtü yasağını uygulamaya koyduğu, katsayı zulmünü başlattığı, yıllar önce verilen üniversite denkliklerini, sırf dindar insanlar mağduriyet yaşasın diye iptal ettiği” maddi vakıaları..

Bu durumda, Kemal Gürüz dese ki,. “Evet bana şu general emretti. Ben de yapmak zorunda kaldım..”

Yine ceza alacak, ama cezası indirilecek..

Bunadığından mıdır, yoksa hâlâ tehdit altında olduğundan mıdır, “Ben onu da bilmem, bunu da bilmem.” diyor..

Yaptığı hukukdışı işlemlerin sorumluluğu da, kendisine kalıyor..

Mahkemeye de, “Madem bu hukuksuz işlemleri kendi iradenle yaptın, al sana ağırlaştırılmış müebbet ceza” demek düşüyor..

Yoksa..

Yüz binlerce öğrencinin üniversiteye girişteki puanlarını kasten düşük hesaplayan bir adam, beraat etmeyi beklemiyor olmalı..

On binlerce öğrenciyi, başlarındaki örtü sebebi ile üniversiteden attıran bir kişi, mahkemeden suçsuz çıkacağını sanıyor olmamalı..

Öyle bir soytarı ki bu Gürüz.

Ve Gürüz’ün şahsında tüm 28 Şubat’ın darbeci generalleri..

Astıkları astık, kestikleri kestik olduğu o dönemde..

Tehditleri yaptılar, şantajları hayata geçirdiler..

Baskı ile yaptırdıkları işleri, şimdi “Biz yapmadık ki, onlar kendileri yaptılar” diye komikçe savunuyorlar..

Son duruşmada, aynı mealdeki savunmayı, şu ifadelerle yapmış, Kemal Gürüz:

“Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan adına yazılan yazıların gereğini YÖK Başkanı olarak yapmış olmaktan dolayı, aynı hükümeti cebren düşürmeye iştirakle suçlanıyorum. Bu nasıl bir çelişki?”

O nasıl bir çelişki, biliyor musun ahlaksız Kemal..

O çelişkiyi, sen kendin, 2009’da verdiğin bir röportajda, henüz darbe davaları açılmadığı bir dönemde bak nasıl itiraf ediyorsun:

“Necmettin Erbakan’ın yerinde olsaydım 28 Şubat kararlarını imzalamazdım. Çünkü bu kararlara inanmıyordu!”

Demek ki ne imiş?

Necmettin Erbakan, 28 Şubat’ta inanmadığı kararlara imza atmak zorundakalmış.

Bunu ben söylemiyorum..

Şu an darbecilikten yargılanan Kemal Gürüz söylüyor..

Yani suçunu..

Darbeci generallerin 28 Şubat’taki suçunu itiraf ediyor..

“Ben ve darbeci generaller baskı kurduk. Erbakan inanmadığı halde, 28 Şubat kararlarını imzalamak zorunda kaldı” diyor..

Bunu söyledikten sonra..

Şimdi pabucun pahalı olduğunu anlayınca, kıvırıyor ve “Erbakan imzaladı. Biz ne yapabiliriz ki?” diyor..

Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Dursun Odabaş’ın el ele eylemine katıldığı gerekçesi ile, üniversiteden atılması bir yana, profesörlüğünün bile elinden alınmasını ise, şöyle izah ediyor, bir zamanların kralı Kemal:

“Bu olay 11 Ekim 1998’de oldu. Erbakan başkanlığındaki hükümet o tarihte görevde değildi. Sıradan bir disiplin işleminin hükümeti cebren düşürülmesi suçuna delil olarak gösterilmesinin abesliği bir yana, sözü edilen hükümetin o tarihte görevde olmaması ayrı bir garabettir.”

Yani?

Erbakan hükümeti darbe ile devrildikten sonra..

Yerine kurdurulan hükümete de, “Emirlerimizi yerine getirin, yoksa sonunuz Erbakan’ın devrilmesi gibi olur” dediğiniz bir ortamda..

Darbenin baskılarının sürdüğü bir dönemde..

Bir profesörü, kafanıza estiği gibi, kanunda hiçbir dayanağı olmadığı halde, “Attık gitti” diyerek ihraç etmişsiniz.

Yetmemiş, profesörlüğünü silmişsiniz..

“Ama o zaman Erbakan iktidarda değildi” diyerek mi bunun hesabını vermekten kurtulacaksınız?

Bu savunmanız, yine sizin mahkumiyet gerekçenizdir, Kemal Bey..

“Siz darbede o kadar kararlı imişsiniz ki, eski darbeler gibi yapıp bitirmemişsiniz.. Sürekli darbe tehdidi ile, ülkeyi yönetmeye ve temadi eden bir suç halinde darbeciliği işlemişsiniz” şeklindeki mahkumiyet gerekçenizi, kendiniz hazırlamışsınız..

Son söz şu:

Erbakan Hoca’ya “MGK toplantısında boncuk boncuk terledi”  diyenler, şimdi dansöz gibi kıvırıp duruyorlar..

Ama göreceğiz..

Kıvırtmaları kendilerini kurtaracak mı?

Hiç sanmıyorum!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp