Erbakan Hoca: Dil ve Üslup

Erbakan Hoca: Dil ve Üslup


Erbakan Hoca: Dil ve Üslup

 

 

Siyasal hayatımıza dil ve üslup bakımından yepyeni bir karakter ortaya koyan merhum Erbakan Hoca’nın özgünlüğünün anlamı ve değeri bugün için çok daha anlaşılıyor ve kabul görüyor.

Siyasal hayata adım attığı andan itibaren kendisine dönük çok ağır saldırılarda bulunuldu. Olmadık iftiraların muhatabı oldu. Alaya ve dalgaya alındı. Eroin kaçakçılığı bile yaptığı söylendi. Siyasal muhatapları gerek parlamentoda ve gerekse kamuoyunda ti’ye aldılar. Gereksiz yere gülünç duruma düşürmek için alaysı kahkahalar attılar. O ise hiçbir zaman üslubunu, nezaketini, duruşunu bozmadan yoluna devam etti. Yapacaklarını anlattı. Milleti uyandırma çabasına girdi. İktidarlara ortak oldukça hayal ve hedefinde olanları hayata geçirdi. Beklenmedik çıkışlar ve başarılar elde etti.

28 Şubat sürecinde 5’li çete diye tanımlanan, medya, sendikalar, asker, siyasi çevreler ve sermayenin ağır kuşatmasına aldırmadı. Hiç kimseyi hedef almadan işine ve duruşuna baktı. O, her şeyi zamana bıraktı. Partileri kapatıldı, o ise yılmadan zamanı gelince yenisiyle yeniden yolunu sürdürdü. Her hamle, bütün zorluklara karşın onu başarıya götürdü.

 

En önemlisi ise İttihatçı Masonik siyasal yapıyı çökertti, dağıttı. Köklü ve çok yönlü destek alan siyasal yapıların tamamı geriye düştü.

Muhataplarını asla aşağılamadı. En olmadık kimselerle ortaklıklar kurdu.

1973 seçimlerinde büyük bir başarı kazandı, 48 milletvekili ile Meclis’e girdi. Anahtar parti konumuna geldi. En gerilimli zamanında sağ-sol çatışmalarının olduğu, gençlerin öldüğü, siyasadakilerin çatışmaların dorukta olduğu bir dönem. Sağ ile sol çevrelerin bir araya gelemediği bir dönem. Sağ diye tanımlanan tabanın ve çevrenin baskısıyla AP’nin Süleyman Demirel’iyle bir araya gelme baskısına Demirel’in yanaşmaması, ülkeyi bir krize sokarak MSP’yi kapattırma hamlesi ve seçimlere zorlama düşüncesinin ağır bastığı bir dönem.

Süleyman Demirel’in başbakanlığı döneminde, 1968 ya da 1969 tarihinde, Milli Eğitim Bakanı Orhan Oğuz’un Milli Eğitim Şurası’nda aldığı bir kararla imam hatip ortaokullarının kapatılma kararının alındığı bir dönem. 1971’de askeri bir darbe ile göreve getirilen Nihat Erim hükümeti ile 73 olan imam hatip okullarının ortaokullarının kapatılması. Lise kısmı bulunmayan 32 imam hatip okulunun filen kapanması. Böyle bir zamanda kurulan CHP-MSP koalisyonu ile Başbakan Bülent Ecevit, Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ. Koalisyon protokolü ile okulların yeniden açılması, kapanan okulların hizmete girmesi, 33 yeni imam hatip okulunun açılması. Din dersinin seçmeli olduğu, zorunlu olmadığı bir eğitim sistemine ahlâk derslerinin zorunlu hâle getirilmesi. Koalisyon kurulduğunda Bülent Ecevit’in önemli bir itirafı ile “tarihi yanlışlık” diye tanımladığı sürece girilmesi. En olmadık iki kesimin bir araya gelmesi ile sağcıların MSP ve İslâmî düşünce ve siyasal çevrelere “yeşil komünistler” diye saldırdığı bir dönem.

 

Siyasal hayata yepyeni bir üslup getiren merhum Erbakan Hoca hemen her kesimle iyi ve güzel ilişkiler kurdu. Hemen hepsiyle koalisyon ortaklıklarında bulundu.

Süleyman Demirel, Alpaslan Türkeş, son dönemde Tansu Çiller ile koalisyonlara girdi. Hemen hepsiyle insani ilişkiler içinde oldu. Kimseyi düşman olarak görmedi. Temel düşüncesi üslubunu hiç bozmadı. Son dönemlerinde kendisiyle ortaklık kurmayan iki kişi vardı. Bunlar Mesut Yılmaz ile Devlet Bahçeli. 28 Şubat’ta Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli 28 Şubatçılarla birlikte yer aldı. Dolayısıyla FETÖ düşüncesiyle işbirliğine girdi.

Gerek Meclis kürsüsünde ve gerek meydanlarda kimseyi aşağılamadı, hakaret etmedi. Zaman zaman ironik bir dil ile eleştirdi. En ağırı Süleyman Demirel’in güya İngiltere’de masayı yumrukladığının medyada gündeme gelmesiyle: “Siz orada masaya yumruk yerine karşılarında ancak takla atarsınız” demişti. En ağırı da buydu.

Bugün bu dile bu yaklaşıma ne çok gereksinim var.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp