Enderun Sistemi: Yeni Türkiye’nin eğitim modeli

Enderun Sistemi: Yeni Türkiye’nin eğitim modeli


Enderun Sistemi: Yeni Türkiye’nin eğitim modeli

 

 

Her “kadim” (ezeli-eski) devlet, kendi özelliklerine uygun bir eğitim modeli geliştirir. “Nevzuhur” (mazisiz) olanlar ise, başka devletleri taklit ederler.  

Biz “kadim” bir devlet olmamıza rağmen, “geçmişi red” ve “geçmişi inkâr”dayatmasının etkisiyle, başta eğitim sistemi olmak üzere her konuda sürekli olarak Batı’yı taklit ettik.

Denemediğimiz “Batılı eğitim modeli” kalmadı…

Hâlbuki Selçuklu-Osmanlı terkibinin, yönetim biçiminden orduya, mali sistemden eğitim sistemine kadar, her alanda kendine özgü bir kurumsallaşmaya gitmişti: Özellikle eğitim ve kültür konusunda onlardan ilham alabilirdik…

Değişen şartlara ve ihtiyaçlara göre yeniden tanzim edip, en azından “insan yetiştirme mantığı”nı hayata geçirebilirdik…

Batı’nın çürümüş, kokuşmuş döneminde aldığımız sistem, bizi de içten içe çürüttü: “İnsan” yetiştiremez olduk!

Durum ortada…

“Fazilet” anlayışından uzak tutarak yetiştirdiğimiz mühendisin yaptığı binalar çöküyor, mimarın çizdiği gökdelenler İstanbul’un silüetini bozuyor, fabrikalar çevreyi kirletiyor, doktorlar para için adam kesiyor, gariban çocuklar kaçırılıp böbrekleri çıkarılarak İsrailli zenginlere takılıyor, canlı bombalar hem kendilerini hem bir sürü mazlûmu katlediyor, avukatlar müvekkillerini satıyor, erkekler kadınlarını öldürüyor, televizyonlar tarihi ve ahlâki dayanaklarımızı yıkıyor, v.b…

“İyi insan” mumla aranıyor!

Öyle bir “amaç kayması” yaşıyoruz ki, “Profesör” titri verip “eğitsin-öğretsin”diye evlâtlarımızı teslim ettiğimiz “hoca”, bilmediği konularda “allame” gibi ahkâm kesip, geleceğe ilişkin umutlarımızı kemiriyor.

Ne de olsa cumhuriyet okullarında ideolojik telkinler altında yetişti!

“Uzman” olmak başka, “adam” olmak başkadır…

İşte bu yüzden, Selçuklu-Osmanlı terkibinin eğitimde amacı, sadece “uzman”yetiştirmek değil, öncelikle “iyi insan” yetiştirmekti…

Selçuklu’yu inşa edip büyüten “Nizamiye Medreseleri” (koca vezir Nizamül mülk’ün önderliğinde kuruldu) Osmanlı’da Enderun’a dönüşmüş, bu kurumlardan dünya örneği “iyi insanlar” yetişmişti.

Kabiliyetli isimsiz çocuklardan Sokollu Mehmed Paşa, Köprülü mehmed Paşagibi muhteşem sadrazamlar çıkaran Enderun’un öğrencilerinin büyük kısmı, eski Hıristiyan esir çocuklardı…

Bunlar üç ya da sekiz yıl süreyle Anadolu’nun muhtelif yerlerindeki sağlam Müslüman-Türk ailelerin yanına verilir, İslâm, edep-erkân, gelenek-görenek öğrendikten sonra, en zekileri seçilip Enderun’a gönderilirdi.

İlk kez Sultan II. Murad zamanında kurulan Enderun, çeşitli değişikliklere uğraya uğraya Osmanlı’nın son yıllarına kadar hayatiyetini sürdürdü.

Başlangıçta “Şehzade Okulu” olarak düşünülmüş, saray içinde kurulmuştu. Sonraları devlet adamı ve sanatkâr yetiştiren bir akademiye dönüştürüldü. 

Enderun öğrencisine “İç oğlanı” denirdi. Buradaki eğitimin çeşitli kademelerinden mezun olanlar kabiliyetlerine ve ihtiyaca göre değerlendirilir, Osmanlı Devleti’nin çeşitli kademelerinde görev alırlardı.

Sultan İkinci Mahmud’a (1808-1839) kadar devam eden bu sistem “Yenilikçi Padişah”ın gereksiz “yenileştirme” hevesinin kurbanı oldu: 01 Temmuz 1909 tarihinde çıkarılan bir kararname ve talimatname ile kapatıldı. Yerine “Batılı mektep”ler getirildi, ancak bunlar Enderun’un boşluğunu hiçbir zaman dolduramadı. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp