El-Kahhar varlığa boyun eğdirendir

El-Kahhar varlığa boyun eğdirendir


El-Kahhar varlığa boyun eğdirendir

 

 Ağzımızdan biri için "Allah kahretsin!" sözü çıksa, muh­temelen yanımızda yöremizdeki herkes, "Aman kahır okuma!" diye itiraz edeceklerdir. Zira kahrın asli anlamı değişmiş, dili­

mizde bu kelime "lanet" anlamı kazanmıştır. "Allah cezanı ver­sin" (cezakallah) duasındaki ceza'nın başına gelenin bir benzeri,kahrın'da da başına gelmiştir.

Oysaki kahrın Kur'ani anlamı bu değildir. Kur'ani anlam­da "Allah kahretsin!" demek, "Allah boyun eğdirsin" demektir. Dahası, "Allah kahretsin!" demek, "Akılları varsa delil ile boyun eğdirsin, akılları yoksa gazap ile boyun eğdirsin!" demektir.

Ayetler, Allah'ın akıllar üzerinde Kahhâr oluşunun delili­dir. Allah akıllara ayetlerle boyun eğdirir. Kâinat O'nun kevnî ayetlerle dolu olan kitabı, Kur'an O'nun kavli ayetlerle dolu olan kitabı, hayat O'nun fiili ayetlerle dolu olan kitabıdır. Bu ayetleri kavrayan bir akıl, O'na kayıtsız şartsız teslim olur. İşte bu, ayet­lerin akıllar üzerindeki kahır tecellisidir.

İlahi yasalar, Allah'ın asiler ve günahkârlar üzerinde Kahhâr oluşunun delilidir. Allah asilere ve günahkârlara şer'i ce­zalarıyla boyun eğdirir. Kur'an'm şer'i yasaklara ilişkin emirleri, Kahhâr olan Allah'ın serkeş nefisler ve azgın kullar üzerindeki kahır tecellisidir.

İlahi gazap, Allah'ın tüm çağların Nemrutları, Firavunlan ve  Ebu Lehebleri üzerinde Kahhâr oluşunun delilidir. Allah haddini aşan her zorbaya ilahi gazabıyla boyun eğdirir. Kur'an'daki helâk kıssaları, Kahhâr olan Allah'ın zorbalar üzerindeki kahır tecellisidir.

Kahhâr olan Allah, isteseydi insanı kendisine zorla boyun eğdirirdi. Tıpkı atomları ve hücreleri, bitkileri ve hayvanlan,dâğları ve ırmakları, denizleri ve karaları, yerleri ve gökleri, yıldızları ve gezegenleri, galaksileri ve evrenleri, melekleri ve ruhları boyun eğdirdiği gibi...

fakat    Kahhâr   olan Allah insana irade vermiştir. İnsandan

kendisine iradesiyle teslim olmasını istemiştir. İrade verdikten sonra insanın zorla teslim olmasından razı olmamıştır. Bunun için, insanın imana zorlanmasından da razı olmamıştır, o zorlama dinde yoktur." (2:256) buyurur. Bu yüzdendir ki, kendisine boyun eğen tüm varlıklar içinde sadece iradeli varlıkları cezlandırmış ve ödüllendirmiştir. Zira iradeli varlıklar, itaat veya isyanı tercih yeteneğine sahiptir.

 

mustafa islamoğlu

Esma-ül Hüsna (48- el kahhar)

Google+ WhatsApp