Ekonomik saldırı ile gizlenen ne? Zor oyunu bozar dönemindeyiz. Hesapları sıfırlayacak müdahale.. Çok acil, bedeli ne olursa olsun!

Ekonomik saldırı ile gizlenen ne? Zor oyunu bozar dönemindeyiz. Hesapları sıfırlayacak müdahale.. Çok acil, bedeli ne olursa olsun!


Ekonomik saldırı ile gizlenen ne? Zor oyunu bozar dönemindeyiz. Hesapları sıfırlayacak müdahale.. Çok acil, bedeli ne olursa olsun!

 

 

Ülkemize yönelik bütün saldırılar, içeriden operasyona dair bütün girişimler, dışarıdan, özellikle güneyde hareketsiz bırakmaya dönük bütün plan ve projeler “Türkiye’yi durdurma” amaçlıdır.

Askeri teknoloji yaptırımları, ABD’den gelen dolar ve ekonomik baskı fırtınaları, bütün bölgede yalnızlaştırma girişimleri 15 Temmuz’da tanık olduğumuz büyük hesaplaşmanın parçalarıdır.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Irak işgal edilirken, Çekiç Güç planı uygulanırken, ülkemizin güneyinde ABD koruması inşa edilirken, Suriye savaşı çıkarılırken, bu ülkedeki devletler mücadelesi içinden çıkılmaz bir hale getirilirken, bütün bunlara paralel biçimde Türkiye ile Batı arasına mesafe açılırken, NATO dahil bütün Batılı üst yapılar Türkiye aleyhine pozisyon alırken amaç yine aynıdır: Türkiye’yi durdurmak… Yüz yıl sonra coğrafya inşa edecek, tarihi değiştirecek güç sıçramasının önüne geçmek.

Doğu Akdeniz, Basra Körfezi, Kızıldeniz: İnsanlığın anavatanında kıyamet savaşı

En yakın müttefiklerin en yıkıcı düşmanlarımız haline gelmesi, Birinci Dünya Savaşı sonrası birlikte hareket ettiğimiz Ege Denizi’nin karşısındakilerin ülkemize karşı ortak hat oluşturması, bizi tehdit görmeleri, bu “tehdit” kavramını ilmik ilmik işlemeleri ve zihinlere yerleştirmeleri, yükselişe geçen bu ülkeye karşı alarm zilleri çalmaları, onların tarihi dondurma planları ile bizim tarihi harekete geçirmemiz arasındaki büyük mücadelenin kendisidir..

Coğrafya savaşı Irak’la başladı, Suriye ile devam etti, şimdi Doğu Akdeniz’de yoğunlaşıyor. İran’dan Akdeniz’e, Doğu Karadeniz’den Basra Körfezi’ne, Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e bir harita çalışması yürütülüyor. Bu çalışmanın içinde bütün ülkeler var. Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Filistin’den Mekke’ye, Kuzey Afrika’dan Yemen’e kadar yeryüzünün kadim topraklarında bir dünyalar savaşı, hesaplaşması pişiriliyor. Dinlerin, medeniyetlerin, insanlık tarihinin merkezinde, insan ırkının anavatanında çok büyük bir yıkıma girişiliyor.

Büyük bir gücü harekete geçirdik: İşte bize bu nedenle saldırıyorlar…

O coğrafyadaki hiçbir millet, hiçbir devlet bunu anlamasın, farketmesin, bu büyük harita planına uyanmasın, karşı durmasın isteniyor. Uyanmayan, tehlikenin farkına varmayan, önlem almayan, direnmeyen, güç biriktirmeyen bütün devletler, bütün toplumlar çok büyük bir yıkımla yüzleşir.

En zorlu mücadelelere hazırlanmazsak, uğursuzluğu tersine çevirmezsek, Fas’tan Pasifik kıyılarına kadar ortak bir dil inşa edemezsek, o gücü harekete geçiremezsek, ülkeler, şehirler, kimlikler savaşını bütün coğrafyaya servis edecekler.

İşte Türkiye, böyle bir uyanışın, diriliş dilinin temsilcisi, öncüsü.. Bütün coğrafyayı harekete geçirecek bir güç.. Son bin yılın bütün tecrübelerini bugüne taşıyarak “bir kez daha” çok güçlü bir çağrıyı bütün coğrafyaya yayıyor, korkuları budur. Bize saldırıların sebebi budur. Bu ülkeyi durdurma planlarının tamamının arkasındaki düşünce budur.

Yepyeni bir çevreleme planıyla karşı karşıyayız

Şimdi, Suriye savaşını yeniden başlatmak istiyorlar. Türkiye, Rusya, İran arasındaki inisiyatifi yok edip, Suriye savaşını sona erdirmeye dönük umutları, zayıf da olsa ülkeyi bir arada tutabilecek iradeyi sıfırlamak istiyorlar. Şimdi Doğu Akdeniz’i en fırtınalı dalgalara hazırlıyorlar, dünyanın donanmasını buraya, hemen güneyimize yığıyorlar.

İran’dan Akdeniz’e kadar nasıl bir terör kuşağı planladılarsa, Türkiye’yi nasıl buradan kuşatmaya çalıştılarsa, 15 Temmuz saldırısından hemen sonra buradan yüzlerce kilometrelik “Türkiye Cephesi” açma planları yaptılarsa, şimdi Akdeniz’in doğusunu bize kapatmaya, oradan da çevrelemeye, Güney’e bakacak gözlerimizi körleştirmeye, o bölgede Suriye savaşından çok daha büyük bir çatışmayı ateşlemeye hazırlanıyorlar.

Ekonomik saldırı ile neyi gizlemeye çalışıyorlar? Nasıl bir körleştirme bu?

Doğu Akdeniz krizi Suriye savaşından çok daha tehlikelidir. Belki de Suriye savaşı Doğu Akdeniz hesaplaşmasının önünü açmak için çıkarılmıştır. Zaten Suriye de Doğu Akdeniz’dir. Öyleyse daha zorlu bir mücadele yaklaşıyor demektir. Tam bu krizin öncesinde ekonomik baskılarla bizi yeniden iç sorunlara gömmeye çalışmaları asla rastlantı değildir.

Daha önce terörle baskı altına alıp, dikkatlerimizi içeriye yönlendirip, hareket edemez hale getirip etrafımızı dizayn ediyorlar, açık ve örtülü operasyonlar yapıyorlardı. Şimdi terörle, FETÖ ile yapamıyorlar, ekonomi üzerinden bir panik pazarlıyorlar. Biz yine kendi sorunlarımıza gömüleceğiz, onlar istediklerini yapacak ve çaresiz seyredeceğiz, hesapları bu…

Ayn el Arap, Tel Abyad, Sincar.. Hesapları sıfırlayacak müdahale.

Türkiye asla savunmada kalamaz. Klasik savunma hamleleri ile bunların hiç birinin üstesinden gelemez. Doğrudan varlığını, coğrafyasını hedef alan, geleceğini rehin almak isteyen bu harita çalışmalarına aynı kararlılıkla cevap verme, kendi harita çalışmamızı öne alma dışında hiçbir seçeneğimiz yoktur.

15 Temmuz’a Fırat Kalkanı ile cevap vermişsek, terör koridoruna Akdeniz kapısını kapatan Afrin’le müdahale etmişsek, Kandil operasyonu ile Doğu kapısını kapatıyorsak, ekonomik saldırı ile varmak istediklerini yeni hedefleri boşa çıkarmanın tek yolu, yine hesapları sıfırlayacak bir müdahaledir.

Ayn el Arap, Tel Abyad, Sincar.. Bu üç bölgeden acil ve çok kararlı müdahale alanlarımız olmalıdır.

Çok ciddi, çok acil: Asla tereddüt edilmemeli..

Ve asla tereddüt edilmemeli, asla zaman kaybedilmemeli, asla “bize kim ne der” endişesi yaşanmamalıdır. İşte o zaman, ekonomik saldırı, İdlib ve Doğu Akdeniz üzerine planlananlar anında ertelenecek, hesaplar sıfırlanacaktır.

“Terör Koridoru”na müdahale çağrıları yaparken, Afrin operasyonu çağrıları yaparken (Ki bu tehlikeyi ilk kez ve sayısız kez dile getiren, ağır suçlamalara maruz kalan bir insanım..) “bedeli ne olursa olsun, “intihar anlamına gelse bile” demiştim. Tehlike çok büyüktü. Şimdi aynı şeyleri söylüyorum.

Bedeli ne olursa olsun, bütün coğrafyayı, bütün güney kapılarımızı, Doğu Akdeniz’i kaybetmemek için, gelecekte servis edilecek muhtemel “içeriden operasyon” alanlarını yok etmek için, o bölgelere müdahale şarttır.

“Zor oyunu bozar” dönemindeyiz

“Zor oyunu bozar” dönemindeyiz. “masa” değil, “elin nereye uzanıyorsa” orada güç inşa edersin dönemindeyiz. Güç hesaplaşmalarının her şeyi belirlediği dönemdeyiz. Zaman geçtikçe işin daha da zorlaştığı, bedelinin daha da ağırlaştığı dönemdeyiz. Artık sınırlarımızın sıfır noktasında ülke savunması olmayacağını bildiğimiz dönemdeyiz.

Onlar bir hesapla geliyorsa biz de bir hesapla harekete geçeceğiz, geçmeliyiz. Onlar harita çiziyorsa biz o haritaya müdahale edeceğiz. Onlar bizi kuşatıyorsa biz o kuşatmayı darmadağın edeceğiz ve etmeliyiz. Buna gücümüz de var, kararımız da var, irademiz de. Nasıl bir bölgesel tezgah döndüğünü biliyoruz artık. Bugün harekete geçmezsek yarın sadece coğrafyayı değil, Anadolu’yu da kaybedebileceğimizi bilmeliyiz.

Erdoğan’ın o sözleri, derin hafıza ve kader..

Önceki akşam, Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinlerken, sözlerini düşünürken, cümleleri tek tek tartarken, nasıl bir derin hafıza ve idrakle sorumlu olduğumuzu, üzerimizde ne ağır bir yük olduğunu, bunun nasıl bir siyasi genetik ve kader olduğunu bir kez daha düşündüm.

Biz Anadolu’da hep bugünkü mücadele gibi mücadele verdik ve bu bin yıldır kesintisiz devam ediyor. Hiç unutmayın, asla şüphe duymayın, tarih dönmüştür. Şimdiki mücadele kayıpla değil, yükselişle devam edecektir, onun sancılarıdır. Erdoğan’a bu cümleleri söyleten irade, bize bu yolu çizmiştir.

Bizim için başka bir yol yoktur.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp