Ehl-i ecmain olmak/2

Ehl-i ecmain olmak/2


Dinimizde “Rabbena hep bana” anlayışının yeri yoktur. Ama günümüzde Müslüman olup da kendisinden başka hiç kimsenin hayrını istemeyenlerin sayısı çoktur. Ehl-i ecmain olmak; yağmurlara sahip çıkıp, onunla ıslanmaktır. Güneşe sevdalanıp onunla kurulanmaktır. Benleri yıkıp, senlerden geçip biz olmaktır.

Dünyanın en ücra köşesindeki Müslümanlara sesleniyoruz: Biz ehl-i ecmain olduk; gönüllerle gönülden kenetlendik birbirimize. Karamsarlık yok artık ne size ne bize. Kelime-i Tevhid sancağının gölgesi yeter hepimize!

“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.”  (Âl-i İmran Sûresi/ 8)

Tek ümmetiz biz; sen, ben değiliz. Hiçbir dünyevi menfaat söz konusu etmeden ihvan-ı dinimizi severiz. İslâm davası büyür iman ateşiyle. Müslüman hiç düşman olur mu din kardeşiyle..

“Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.” Âl-i İmran Sûresi/ 53)

Dünyanın her yerinde Müslümanlara yapılıyor zulüm. Bunun sebebi bellidir; İslâm ümmeti parçalanmış bölüm bölüm. Bu dünyada Müslüman olarak terk edilmişliğin ateşine yanmak, işte budur annesinden doğarken yaşlanmak!

“Burası zindan vakit akşam oldu. Dostlarımız bizi aramaz oldu” diyenlerin feryadlarını vicdanınızda duymuyorsanız, ehl-i ecmain olmanıza daha çok zaman var. Hilafet-i şer’iyye ilga edildikten sonra kalmadı yedi düveldeki namımız. Dalkavuklara kaldı hayat meydanımız. Öyle bir zamana düştük ki; din kardeşlerimiz karmakarışık. Dünya zalimleri ümmet-i Muhammedi yok etmek için barışık.

Hayatta hangi kapıyı kapatırsan kapat, kardeşlik kapısını hep açık bırak. Kardeşlik, mü’minler arasında kıyamete kadar yüksekte taşınması gereken mübarek bir bayrak. Ey Allah yolunun yolcusu, biz ehl-i ecmain olsak bize engel olamaz gâvurun çapulcusu. Bu iman davasıdır bu yolda olmaz işin sağcısı ve solcusu!

Müslüman olarak ayrı ve gayri durma gel Müslüman kardeşlerinle birlik ol, zalim düzenin çarkını tersine dönder. Müslümanların istişaresiyle Müslümanlara bulunsun bir önder. Dünyada ve ülkemizde ehl-i imanın çektiği çileleri görmezlikten gelerek ortaya koyduğumuz AVM’lerimizdeki küçük mescidlerle, dizilerimizdeki başörtülü artistlerle, İslâmi oteller ve haremlik/selamlık havuzlarla, Kur’ân ve sünnete uygun, tarikat ehli devre mülklerle, tesettür defileleriyle din ve iman düşmanı def edilemez. Dindarlığımız bizi örnek kılmıyorsa, dini darlığımızdan şüphe etmeyebiliriz.

Ehl-i ecmain olan; Allah için tanır, Allah için tanışır, Allah için de uzaklaşır. Şartlar ne olursa olsun, mü’minlere karşı yufka yürekli olmak ehl-i ecmaine yakışır. Ehl-i ecmain olmak, insanlık için muvazene unsuru olmaktır. Başka bir ifadeyle hakikatin, adaletin, faziletin ve takvanın sözcüsü, temsilcisi olmak anlamına gelir. Varoluşun anlamını hakikatle, dünyanın anlamını adaletle; hayatın anlamını faziletle, ibadetin anlamını takva ile bütünleştirerek kavramaya çalışmalıyız.

Bu dünyada ehl-i ecmain olmak bir sonuçtur. Neyin sonucudur? El cevab; ehl-i iman, ehl-i Kur’ân, ehl-i Sünnet, ehl-i cemaat, ehl-i hilafet ve ehl-i ümmet olmanın sonucudur. Müslümanların dertleriyle dertlenmemek, bir iman zafiyetidir.

Ehl-i ecmain; Allah’a teslim olan (Bakara, 2/128.), hayırlı ve faziletli işler yapan (Bakara, 2/143.), iyiliği emredip kötülükten sakındıran (Âl-i İmran, 3/104.), hak ve adaleti gözeten (A’raf, 7/159, 181.), özellikle geceleri kıyamda durup Allah’ın ayetlerini tilavet eden ve secde eden (Âl-i İmran, 3/113.), Allah’a karşı derin saygı ve sorumluluk duygusuyla hareket eden (Mü’minun, 23/52.) müminlerden meydana gelmiş olan topluluktur.

Müslümanlar arasında sahiplenme, paylaşma, affetme, düşman karşısında yalnız bırakmayıp savunma erdemi, bireysel ve toplumsal bir ahlak haline gelmediği müddetçe, Müslümanlar esaretten kurtulamazlar. Müslümanlar, kendi iç dünyalarında şer ve fesattan kaynaklanan günahları terbiye etmedikleri müddetçe, birlik ve beraberlik gerçekleşmeyecektir. Bu en temel şartlardan biridir. Çünkü ehl-i ecmain olmak, bütün Müslümanların iyiliğini istemekle mümkün olur. Soğuk Savaş’ın bitimiyle birlikte medeniyetler arasındaki fay hatlarını tetiklemeyi başaramayan küresel Batılı güçlerin, İslâm medeniyeti içindeki farklı damarlarla oynayarak ciddi manada oluşturduğu fay hatlarını durdurmanın çaresi, ehl-i ecmain olmaktır. Kavim kabile, mezhep meşreb farkı gözetmeksizin bütün Müslümanlarla ilgilenmek, bütün Müslümanlara faydalı olmaya çalışmaktır.

Hz. İbrahim’in milletinden, Hz. Muhammed’in de ümmetinden olmanın alâmeti, olmaktır ehl-i ecmain. Müslümanların ehl-i ecmain oldukları zamanlarda “Mescid mü’min, minber mü’min. Taşardı kubbelerden Tekbir, dolardı kubbeler “amin”! Ehl-i ecmain olan mü’minin elinden ve dilinden bütün insanlar emin!

Google+ WhatsApp