Eğer İnanırsanız Başarabilirsiniz

Eğer İnanırsanız Başarabilirsiniz


Eğer İnanırsanız Başarabilirsiniz

 

 

Rivayet olunur ki, çok eskilerde heybetli akışı ile meşhur bir ırmak varmış. Irmağı çepeçevre kuşatan dev kayalar üzerinde küçük canlı türleri yaşarmış. Dalgaların her çarpışında kayalara tutunan canlılar buradan uzaklaşmak isteseler de buna bir türlü cesaret edemez, suyun kendilerini tehlikeli dehlizlere sürükleyeceğini düşünüp, bulundukları noktadan ayrılamazlarmış. Bir kış mevsiminde kar öyle bastırmış, ırmak o kadar dolup taşımış ki, canlılar kayalarda güçlükle tutunmaya başlamışlar. Kayalara güçlükle tutunan küçük bir su kaplumbağası kararını değiştirmiş ve ne olursa olsun buradan ayrılıp yola devam edeceğim demiş. Karlı bir günde su kaplumbağası bulunduğu ortamdan ayrılmış ve kendini suyun akışına doğru bırakıvermiş. Giderken sert cisimlere çarpmış ve zaman zaman canı çok yanmış. Fakat kararından vazgeçmemiş, en fazla sağa sola çarparım, mücadele eder engelleri aşmaya çalışırım yoksa bu sert kayalarda ömür boyu tutunup kalacağım demiş ve geri dönmemiş. Su kaplumbağası uzunca bir mücadelenin ardından rahatça hareket edebileceği bir vadiye ulaşmış ve burada kendine yeni bir hayat kurmuş.

 

Çevrenizde şu işleri yapmak istiyorum ama bilmiyorum başarabilir miyim? Şu alanda yetenekli olduğumu zannediyorum fakat başaramam düşüncesi ile kendimi geri çekiyorum, zihnimden şunlar geçiyor ama eyleme dönüştüremiyorum diyen kimseler mutlaka vardır. Bu kimseler uçmaya muktedir oldukları halde kanatlarının kırıldığına inanıp ömür boyu uçmayı reddeden kimselerdir.

Hayatta karşılaştığımız güçlüklerin üstesinden gelme ve fırsatları değerlendirme konusunda eyleme geçerken, elbette artı ve eksileri dikkate almak zorundayız. Ancak uçmaya kurgulanmış kanatlarımız mevcutken bunu asla başaramam demek, kuyudan çıkma imkânımız varken burada kalmayı tercih etmektir. Çevremde karşılaştığım bazı hanım kardeşlerimin ayaklarının üzerinde durabilecek yeteneklere sahipken, kendilerini atıl bir eşya gibi algılayıp mahrumiyete düştüklerine şahit oldum. “Eşim bırakıp gitti, sağlıklıyım fakat tek başıma ayaklarımın üzerinde durabileceğime inanmıyorum” diyen bir hanım kardeşimizle konuştuğumda geçimini sürdürebilecek dört mesleğinin olduğunu öğrenmiştim. Fakat kardeşimiz o kadar baskılara maruz kalmıştı ki kendine olan inancını tamamen kaybetmişti… Peki, hiç harekete geçtin mi dediğimde, “Yok korkuyorum, buna cesaretim yok, zaten arayışa geçsem de muvaffak olabileceğime inanmıyorum” demiş ve yeteneklerini baştan inkâr etmeye başlamıştı.

Rabbimizin bizlere bahşettiği yetenekleri geliştirip, insanlığın hizmetine sunmak zorundayız. Bunun için büyük imkânlara ihtiyacımız yok. Sabır, inanç, azim ve gayretlerimizle sahip olduğumuz donanımları ibadete çevirebiliriz. Buna yürekten 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp