Edward W. Said

Edward W. Said


Müslümanların düşünce ve siyasal hayatta yer almaması için büyük bir çaba gösteriliyor. Batı’nın ürettiği ve yaydığı kavramlar genel anlamda etkisini gösteriyor. “Fundamentalizm”, “Siyasal İslâm” vb. gibi. Bu kavramlarla Müslümanların etkisiz, hayatın dışında tutmadır. Müslümanlar nüfus olarak dünyanın üçte birini oluşturuyor. Bu büyük potansiyel giderek artış gösteriyor. Müslümanlar ise bu durumda ancak savunmada kalıyorlar.

 

Kaç gündür Filistin merkezli bir değerlendirmede bulunuyoruz. Çünkü Filistin’in birçok özelliği bulunuyor. Bütün medeniyetlerin doğuş merkezi. Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların. Peygamberlerin yaşadığı bir merkez. İnsanlığa yeryüzüne buradan iyilik ve güzellikler anlatılmış. Peygamberlerin yaşama merkezi. Bir yanıyla bu, ilgi odağı. Uzun yıllardır bu konuda yoğun çalışmalar yapıyorum. Bu çalışmaların ilkini Doğu Büyüsü Ah Kudüs kitabımla ortaya koydum. Bunun devamı olarak Doğu Işığı üst başlıklı beş ciltlik bir seri peyderpey yayımlanacak. İlk cildi bir, bir buçuk ay içinde elimizde olacak.

 

Edward W. Said; Filistinli Hıristiyan bir baba ile Lübnanlı Hıristiyan bir annenin ikinci çocuğu. Ama o bu kültür toprağının bir çocuğu. Filistin’de zulüm Müslümanlara yapılıyor. O ise Müslümanların haklarını savunuyor. Yani kendi kültür toprağının haklarını. Çünkü o da bir mağdur. Burada asla bir Hıristiyan gözüyle bakmıyor. Asıl alanı edebiyat ve eleştiri olmasına karşın meşhur Oryantalizm ya da diğer adıyla Şarkiyatçılık olarak yayımlanan eseri büyük bir hizmet gördü. Bu eseri bir çığır ve bir başlangıç oldu. Bu anlamda da birçok eser yazdı, büyük çoğunluğu Türkçeye çevrilmiş bulunuyor. Müslümanların hem kendi aydınları hem de diğer kültürlere mensup dürüst aydınlara büyük bir ihtiyacı var. Edward Said öldü. Onun ardından bu çabayı sürdüren çok az insan var. Düşünce boyutuyla Edward Said bir kültür ve düşünce savaşçısı. Onu hayrete düşüren bir konu da Amerika’ya Batı’ya giden kimi Müslüman aydınların medeniyetlerini ve düşüncelerini savunma yerine orayla uyum sağma ve onlarla birlikte olma çabasında oluyorlar. Tam anlamıyla oryantalist oluyorlar.

 

Türkiye özelinde ise Şerif Mardin ve ekolü bunun açık bir örneği. Sosyolojik çalışmalar daha çok emperyalizme hizmet amaçlıdır. İçeriden bakışla ve değerlendirmelerle milletimizin değerlerini çözümleyerek onlara yardımcı oluyor. Bu sadece bizimle ilgili değil. Pakistanlı, İranlı, Arap Mısır ve diğer ülke insanları da Batı’ya gidip aynı görevi üsteleniyorlar. Daha önce de bu köşede yazdığım biri var. Bize gelmiş o zaman Boğaziçi Üniversitesi’nde, Rasim Özdenören’e ise Bakü’de doktora yaptığını söylemişti. Doktorasını yapıp Prof. olduktan sonraki bir televizyon programı buluşmamızda, Tel Aviv’de doktora yaptığını söylemişti. Yavuz da aynı ekolden. Eserlerine dikkat edilirse neye hizmet ettiği ortada. Türkiye özeli için milliyetçilik ile ilgili doktora çalışmaları da Tel Aviv üniversitesinde yapıldığı görülüyor. Daha sonra da gerek Boğaziçi ve gerek diğer özel üniversiteler bu görevi üstlenirler.

 

Edward Said Amerika’da bu durumun bizzat tanığı oluyor. Bu araştırmacıların kendi medeniyetlerini, insanlarını düşünmek yerine onlara hizmete kendilerini adıyorlar. Bunlardan biri Müslüman bir Arap olan Fuad Ajamı. Onun gibi birkaç isim soruluyor, onları bir yana bırakır Edward Said: “Ajami hariç bu isimlerin hiçbirisi, bir eğitim görmüş olma bağlamında bile olsa, İslam ya da Arap dünyası hakkında bir şeyler bilen insanlar değil. Hiçbirisi. Fuad Ajami, Amerikan sağ kanadı neo-muhafazakâr hareketle kader birliği yaptığından bunu gayet açık bir hale getiren bir uzman, İsrail’le karşı karşıya geldiğinde gayet uzlaşmacı bir pozisyon alıyor. Ve bir Arap ve Müslüman olduğu için talk shovlar için oldukça ideal bir haber kaynağı. Oysa aslında yayınladığı ve söylediği şeyler temelinde, kendisini, belirli bir ilgi alanı olmayan, bu alanda ve İslam ve Arap dünyasında hiç kimse tarafından bilinmeyen ve çok az ciddiye alınan birisi olarak ortaya koydu.” (Kültür ve Direniş, s. 139) Bunun benzeri çok örnek var.

Google+ WhatsApp