Duygusal şiddet

Duygusal şiddet


Duygusal şiddet

 

 

İrlanda aile içi şiddet yasasında, ilişkilerde yaşayan duygusal şiddetin suç kapsamında değerlendirilmesi için yasal düzenlemeler yapıldı ve şiddete maruz kalanlara verilen desteğin artırılması için karar alındı. İrlanda Adalet ve Eşitlik Bakanı Charlie Flanagan söz konusu düzenleme ile ilgili açıklamasında, yasanın eşler arası ilişkilerde güven istismarına dönüşen saldırıların kontrol edilebileceğini söyledi. Şiddet deyince insanlarımızın zihninde ağır darbe almış, yüzünde gözünde morluklar oluşmuş mağdur ya da mağdureler canlanıyor. Oysa şiddet kişinin sadece bedenine yapılan darp değildir. Bedenimize isabet eden darp nasıl tahribata yol açıyorsa ruh ve benliğimize isabet eden hakaret, alaya alma, dışlama, tehdit ve küfür de aynı şekilde ruhumuzda örselenmelere neden olur. Fakat insanlarımız şiddet içerikli söz ve tavırların açabileceği yarayı pek önemsemez ve muhataplarına sözden taşlar atmaya devam ederler. O yüzden toplumumuzda orta yaşın üstünde birçok kişi maruz kaldığı duygusal örselenmelere bağlı olarak yorgun ve bitap düşer ve hayata yeniden tutunabilmek için terapistlerin yolunu aşındırmaya başlar.

Söz insana bahşedilmiş bir imkândır. Bu imkânı maksadına uygun kullanan insan açılmaz zannettiği bütün kapıları aralar ve sözü hakikatin hizmetkârı kılar. Fakat buna karşın söz, kötü niyetli kişilerin esaretine düşmüşse o vakit kötüye ve kötülüğe hizmet etmeye başlar. Bu durumda söz muhatabına en gelişmiş silahlardan en gelişmiş savaş teçhizatlarından daha büyük tahribatlar verir ve söz artık zulmün kölesi haline gelmiştir. Son yıllarda ülkemizde özellikle şiddet mağduru kadınları korumaya yönelik epey çalışmalar yapıldı, dayakçı eşler için caydırıcı cezalar gündeme geldi, şiddet mağduru kadınların ilgili mercilere kısa yoldan ulaşabilmeleri için imkânlar oluşturuldu. Ancak şiddetin dozunda kayda değer bir azalma olmadı aksine daha da arttı. Zira şiddeti ortadan kaldırabilmek için sadece hukuki yaptırımlar yeterli değildir. Bunun yanında hayvani dürtülerini kontrol edemeyen fertlere hakkaniyet bilinci vermek ve onların vicdanlarını harekete geçirmek gerekir. 

Kutsal kitabımız Kur’an fertlerin maddi ve manevi hakların korunmasını esas alır ve ilişkileri hakkaniyet ekseninde değerlendirerek fertlerin birbirlerine saygı duymalarını sağlar. İslam ahlakından uzak büyüyen fertler ise kaba kuvveti, zayıf olanı alt etmeyi bir güç göstergesi olarak görüp şiddete yönelirler. Bunda elbette örfümüzün erkek kavramına yüklediği anlam da etkilidir. Zira toplumumuzda arkadaşını darp eden erkek çocuklar ödüllendirilir, eşine şiddet uygulayan koca “erkek adamın hakkıdır” söylemi ile desteklenir. Referanslarını İslam’dan değil cehaletten alan bazı örfi kalıplar insanlarımızın şiddete meylini artırıyor.  Büyük ebeveynlerinden devraldıkları bu çarpık anlayışla hareket eden kişiler kadın zina ettiğinde şiddetle karşı çıkarken aynı eylemi erkek gerçekleştirdiğinde “hakkıdır” deyip geçerler. Oysa zina erkeğe de kadına da haram kılınmıştır. Şiddet suç olmasının yanında hak ihlali yani kul hakkıdır. Eşine ya da bir başkasına zulmeden kadın ya da erkek karşı tarafa zulmetmektedir, zulüm ise Allah’ın haram kıldığı bir fiildir.

İslam sadece kişinin fiziki varlığını güvence altına almaz; bunun yanında lakap takmayı, iftira atmayı, alay edip suizanda bulunmayı, gıybet etmeyi yasaklayarak kişinin ruh sağlığını da güvence altına alır. Zira İslam’ın haram kıldığı bu davranışlar insanların itibarlarını zedeleyen ve duygusal örselenmelere neden olan olumsuz davranışlardır. 

Şiddete yönelen ve hak ihlaline neden olan fertler yasal yaptırımlarla cezalandırılmalıdır. Ancak yaşanan tecrübeler göstermektedir ki, bu cezalar tek başına yeterli olmuyor. O nedenle suç odaklı fertler herkes gibi İslami terbiye ve eğitimden geçmek zorundadırlar.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp