Duygularımızın da bir yaşı vardır

Duygularımızın da bir yaşı vardır


Duygularımızın da bir yaşı vardır

 

 

Harvard Üniversitesi’nde araştırma yapan Dan Gilbert adında bir kişi, “Bir şey hariç insanı hiçbir şey uzun süre mutlu edemez” ediyor. Kendisine bunun ne olduğu sorulduğunda “büyümek” diyor. Bizler büyüme ya da gelişim kavramını, insanın fiziki olarak olgunlaşması ve erişkin bedenine ulaşması olarak algılıyoruz. Oysa insan fiziki olarak gelişim sürecini sürdürürken ruhsal ve duygusal olarak da büyür, olgunlaşır ve mevcut istidatlarını kullanmayı öğrenir.

Uzmanlar “olgunlaşmanın” kişinin hem fiziki hem de duygusal olarak büyümesi ile mümkün olabileceğini ifade ediyorlar. Her iki yönden de olgunlaşan kişi artık erişkin bir bireydir. Peki, bir erişkin nasıl davranır? Ya da nasıl davranmalıdır? İnançlı, erdemli bir erişkin her şeyden önce yaratıcısına karşı, kendine karşı ve yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını yerine getiren dürüst ve güvenilir bir kişidir. Erişkin ve olgun bir kişi sözüne ve eylemlerine itimat edebileceğiniz bir kişidir. Erişkin bir kişi karşılaştığı tepkinin boyutu ne olursa olsun çözüm odaklı yaklaşan ve şiddete değil şefkate dönük yaşayan adil bir kişidir. Erişkin kişi insanların hatalarını affeden, ben değil biz duygusu ile hareket eden etkin kişidir.

 

Duyguların büyümesi kişinin tutum ve davranışlarını kontrol altında tutmayı öğrenmesi ile gerçekleşir. Aksi durumda kişi fiziki olarak büyürken duygusal anlamda çocuk kalmaya ve dürtüleri kendisini nereye götürürse oraya doğru sürüklenmeye devam edecektir.

Peki, Dan Gilbert’in bahsettiği büyümenin mutluluk alanımıza nasıl bir tesiri olabilir? Gilbert egolarınızı tüm insanların mutluluğunu kapsayacak şekilde büyütün, yakınlarınızla vakit geçirin, aklınıza, bilincinize bilgi ve bilinç alanınıza yatırım yapın diyor. Küresel kapitalist kültürün odağında ABD’de doğup büyüyen bir kişi mutluluğun insanlara iyilik yapmakla mümkün olabileceğini ifade ediyor ve bunun için zamanı iyi şeylerle doldurmak gerekir diyor. Aile efradımıza ve dostlarımıza vakit ayırmak, insanlara yardımcı olmak zaten kadim kültürümüzün bir parçası fakat nedense biz bu değerlerin kıymetini bilemiyoruz. Kapitalist Batı’dan bir adam çıkıp bu değerlere vurgu yaptığında ise yeni bir iksirle tanışmış gibi heyecanlanıyor ve anlamaya çalışıyoruz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp