Düşünen kafaları koparmak!..

Düşünen kafaları koparmak!..

Yahu nedir bu muhalif şairlerin, yazarların, düşünen insanların bunlardan çektiği?.. Mehmed Âkif’i ölesiye sevdiği vatanından cüda kıldınız… Nazım Hikmet’i Sovyetler Birliği’ne kaçmaya zorladınız… Sabahattin Ali’yi önce Sinop Zindanı’na attınız, yetmedi, “kaçarken”

Düşünen kafaları koparmak!..

 

Kadir Mısıroğlu’nu eleştirenlerin tek bir kitabını bile okumadıkları, sürekli aynı sloganları kullanarak saldırmalarından belli. 

Yahu nedir bu muhalif şairlerin, yazarların, düşünen insanların bunlardan çektiği?.. 

Mehmed Âkif’i ölesiye sevdiği vatanından cüda kıldınız…

Nazım Hikmet’Sovyetler Birliği’ne kaçmaya zorladınız…

Sabahattin Ali’yi önce Sinop Zindanı’na attınız, yetmedi, “kaçarken”katlettiniz…

Gazeteci Eşref Edib’i İstiklâl Mahkemeleri’nde süründürdünüz, Sinan Omur’unanasından emdiğini burnundan getirdiniz…

Bediüzzaman”ı sürgünlerden sürgüne, zindandan zindana dolaştırdınız, Necip Fazıl’a yapmadığınız zulüm kalmadı…

Tek parti kalıntısı düzeni sorgulayan herkese bir “kulp” taktınız, canından bıktırdınız!

Zamanla dünya değişti, Türkiye değişti, ama tek parti zamanında atılan temellerin üstüne oturtulmuş sistem bir türlü değişmedi. “Muhafazakâr iktidar”lar geldi gitti, fakat özlenen “Yapısal değişim” bir türlü gerçekleşemedi. Siz de “yaygara koparmak” dışında, hiçbir katkı sağlamadınız. 

Sonunda iş öyle bir noktaya geldi ki, artık “yeni suçlar” icat ediliyor ve Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmek bu suçların kapsamına giriyor!

Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret etmenin bütün söylediklerini, yazdıklarını, yaşadıklarını onaylamak anlamına gelmediğini pekalâ biliyorsunuz: Buna rağmen hangi akılla, mantıkla, hangi kanunla Diyanet İşleri Başkanı’nı “istifa”yaçağırıyorsunuz?

Kimin kimi ziyaret edeceği sizden mi sorulacak?...

Kimin kime gideceği size mi danışılacak?..

Her adımda sizden mi “icazet” alınacak?..

Kimsiniz ki siz?..

Ne işe yarıyorsunuz?..

Memlekete, millete ne hayrınız var?

“Başkan derhal görevden alınmalı” buyuran Meral Akşener (sayın), siz Kadir Mısıroğlu’nu okudunuz mu?..

Bırakın onu, hayatınızda kaç kitap okudunuz acaba?

“Ben fırsat bulamıyorum, ama annem sizi okuyor” diyen sizsiniz ve o tarihte Sayın Tansu Çiller’in İçişleri Bakanı idiniz.

Ali Emir’i Efendi’nin, devrin sadrazamı (4 Şubat 1917-30 Ekim 1918 arası) Talât Paşa’ya sorusunu hatırlamıştım: “Efendim, kaç kitabınız var?”

“30-40 tane var, ama tamamını okuyamadım.”

“Paşa, kuldan utanmazsanız bari Allah’tan korkun! Kitapsız sadrazam olmaz! Olsa bile millete bir şey veremez!” 

Nitekim Talât Paşa da bir şey veremeden devrildi gitti. Birkaç satır dışında izi bile kalmadı tarihte.

Düşünüyorum da, ölçüsüzce eleştirilen Kadir Mısıroğlu ve Ali Erbaş’ın çok sayıda kitapları var. Peki ya eleştirenlerin neyi var?

Unutmayın: Sadece eser bırakanlar öldükten sonra da yaşamayı sürdürürler.Bu anlamda Kadir Mısıroğlu ve Prof. Dr.Ali Erbaş sonsuzu yaşayacaklar!Yani eleştirenlerin topu bir araya gelse, bir Mısıroğlu, bir Erbaş etmez!

Altını çizerek söylüyorum: Birini ziyaret etmek, birine saygı duymak için bütün fikirlerine katılmak gerekmez. Sadece “insan” olmak yeter!

 

yavuz bahadıroğlu

yeni akit

Google+ WhatsApp