Düşünce Kuraklığı Veya Körlüğü

Düşünce Kuraklığı Veya Körlüğü

Dönemlerin kendine göre bir ortamı olur. Yaşanmışlıklar veya yaşanacak olanlar durumu belirliyor. Bunlar da insanların ruh hâlleriyle ilgili. Kimi ortamlar insanı alabildiğine düşünmeye zorlar açılım sağlar. Kimi dönemler var ki bir toplum birlikte kilitlenir, körelir ve ruhları kuraklaşır. Bir toplumda,

Düşünce Kuraklığı Veya Körlüğü

 

 

Dönemlerin kendine göre bir ortamı olur. Yaşanmışlıklar veya yaşanacak olanlar durumu belirliyor. Bunlar da insanların ruh hâlleriyle ilgili. Kimi ortamlar insanı alabildiğine düşünmeye zorlar açılım sağlar. Kimi dönemler var ki bir toplum birlikte kilitlenir, körelir ve ruhları kuraklaşır. Bir toplumda, bir çevrede etkileyici kimi durumlar ağırlığını ortaya koyar. Özellikle, toplumsal bölünmeler ve çevreler belli bir alana veya sadece kendilerine odaklanmışlarsa diğer tarafta neler oluyor, ya da yaşanıyor, bunlar insanlığın ne gibi hâlleridir diye ele alınmaz ve bir tartıya konulmazsa sağlıklı sonuçlar beklenmemeli.

Akdeniz’de insanlar boğuluyor büyük gruplar hâlinde. Veya tek tek. Kimi çevreler için kimilerinin ölümü çok acı ve hüzün verici olur, kimileri ise umursanmaz. Eğer birilerini ölümü kendisini ilgilendiriyorsa diğerlerinin ölümü asla ilgi alanı içinde olmuyorsa burada insanî bir sorun var. Kimi çevreler için kimilerinin ölümü hiç tınlamıyor, etki uyandırmıyor. Bu bir örnek ve bunu genele yansıtabiliriz. Böyle bir ortama bir millet birbirine düşman ve hasım kesilmiş, sadece kendi çevrelerinin sorunlarına odaklanılmış ise diğer çevrede yaşanan felâketler, yıkımlar, ölümler, facialar umursanmıyorsa bunda bir terslik olmalı.

 

Kimi çevreler alabildiğine refah ve huzur içinde yaşıyorsa, diğer çevrelere ilgisizlik başlı başına bir sorun. Bu, geçmiş zamanda sağ sol düşünceli çevrelerin, ya da varlıklı çevrelerin, burjuvaların sadece kendi dünyalarında olmalarıyla ilgili bir durumla sınırlı kalmıyordu.

 

Olaylar, durumlar ve buna bağlı gündemler çık hızlı değişiyor. İnsanlığı kasıp kavuran, dalgalandıran ve adeta boğan büyük bir kasırga var. Göz gözü, kalp kalbi, ruh ruhu görmüyor. Hemen herkes sadece kendi çevresine odaklı. Siyasal körlükler bunu tetikliyor. Ortamı köreltiyor veya kuraklaştırıyor. Egemen ve güçlü olan eğer ortamı bütünüyle elinde tutuyorsa başkalarının düşünme hakkı kalmıyor. Eleştirme, kritik etme, yaşananları tartıya koyup ölçüp biçme, olası sonuçları sezmeye fırsat verilmiyor. Düşünen, gören ve sezenlerin varlığı o  ortamda hiçbir anlamı ve değeri olmuyor. Ciddi bir kuraklık söz konusu. Düşünce, algılama, yorumlama kuraklığı. Olayların sıcaklığındaki ruh hâli veya egemenlerin belirleyici olan bakışı baskın ise, diğer tarafların gördükleri görülmek istenmiyorsa; bu, orada tıkanıp kalıyor. İlerleyen zaman içinde düşünenlerin öngörüleri, algılayış ve görüşleri doğrultusunda sonuçlanıyorsa ve doğal olarak artık iş işten geçmişse, kimi çevreler bunu güdeme sonradan taşıyorsa yaşananların hiçbir anlamı ve karşılığı olmuyor.

 

Sanat, kültür ve düşünce birbiriyle doğrudan orantılı. Zaten bunlarsız olan bir ortamdan sağlıklı bir sonuç beklenemez. Ufku açımlayan, insanı düşünmeye ve sezgilerini güçlendirmeye neden hâller insanı duyarlı ve titiz olmaya götürüyor. Şiirin, sanatın, öykünün, romanın, incelikleri ve güzellikleri insanı duyarlı kılar. Gazeteciliğin daralan ufku, sığlığı, siyasanın güdümündeki bakış insanları iyece köreltiyor. Bir bakıma bir tek çevreye, kişiye odaklıyor. Yanlışlar veya doğrular onlar için tektir. Kendileri dışında hiçbir doğru ve iyi olmaz.

Bunu salt güç çevreleriyle sınırlamak da doğru değildir. Siyasal bölünmüşlüklerin ırkî sonuçları bu körelmeleri veya kuraklıkları iyice doruğa taşıdı. Ufuksuzluk egemen. Hemen her çevre veya kişi sadece kendi bakış açısını, ufkunu görüyor, başkasını görmek de istemiyor. Başkalarının acıları diğerlerinin umurunda olmuyor. İnsanın değeri kimi çevrelerle sınırlı kalıyor. Tahterevalli tek taraflı ağır basıyor. Yukarıda olanların ayakları hiç yere basmıyor. Aşağıdakiler de yukarıda neler olup bitiyor ya da kendilerini ilgilendiren ne var ne yok bilmiyorlar veya yaşamıyorlar veya nasiplenmiyorlar. Ne yazık ki döngü tek taraflı çalışıyor.

 

 

Ali Haydar Haksal/Milli Gazete

Google+ WhatsApp