Durun daha, Kobani’de sıra, CHP’lilere de gelecek!

Durun daha, Kobani’de sıra, CHP’lilere de gelecek!


Kimsenin yaptığının, yanına kâr kalmayacağının göstergesi olarak, dün yeni bir soruşturma haberi ile uyandık.

Kobani olayları sebebi ile HDP’li birçok isim gözaltına alındı..

HDP’nin yönetimi, doğal olarak soruşturmaya itiraz etti..

Devamında, HDP’yi koruması altına alan CHP’liler hemen itiraza başladılar:

“Daha önce bu konu soruşturulmuştu. Şimdi yeniden niye soruşturuluyor” dediler..

“6 yıl sonra, neyin soruşturması bu?” dediler..

Dediler, ha dediler..

Şimdilik İyi Parti, akşam saatlerine kadar konuya müdahil olma cesareti gösteremedi..

Saadet Partisi de hakeza..

“Ben bu topa girmeyeyim” dedi..

İyi Parti ile SP, soruşturmaya destek mi verelim, yoksa eleştiri mi getirelim konusunu müzakere ededursunlar..

Biz hem onların verecekleri kararlarda yararlanmaları.. Hem de soruşturmaya eleştiri getiren CHP ve HDP’lileri kendilerini bir daha gözden geçirmeleri için, Kobani olaylarını masaya yatıralım..

Öncelikle tarihi vereyim.

6 Ekim 2014’da başlayan ve Türkiye’nin genelinde ölümlere, yaralanmaları, birçok araç ve binanın tahribine yol açan illegal eylemlerden bahsediyoruz.

Bir kişi, “Niçin 6 yıl sonra” diye bir soru yöneltiyorsa, ona hatırlatmamız lazım:

2014 yılında, her üç hakim ve savcıdan birisi, FETÖ’cü idi. Emniyet müdürlerinin büyük çoğunluğu FETÖ’cü idi.

TSK’daki generallerin nerede ise yarısı FETÖ’cü idi.

Bunların hepsi, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra tasfiye edildi..

Dolayısı ile hiç kimse, yargının üçte birinin FETÖ’de olduğu bir dönemde, olayın hemen ardından niçin soruşturma açılmadığını söyleme hakkı olamaz..

Böyle bir itirazı dillendiremez..

O tarihlerde kısmen açılan soruşturmaların da ciddi anlamda yürütüldüğü söylenemeyeceği için, “Yeni ne delil var ki, bir daha soruşturma açtınız” denilmesi de haklı ve mantıklı bir itiraz değildir..

O tarihteki yargının üçte birinin, emniyet müdürlerinin yarısının, TSK’daki generallerin yarıya yakınının FETÖ’cü olmaları ve darbe girişiminden sonra tasfiye edildikleri gerçeği karşısında, milletin gözü önünde işlenen suçların, cezasız kalmaması için bugün yeni gözaltılarla yapılmak istenilen soruşturma teknik olarak doğrudur..

Peki, esas açısından böyle bir soruşturmaya gerek var mı?

Buna cevap verebilmek için, ne soruşturuluyor, ona bakmamız lazım.

Ne soruşturuluyor?

Daha önce tartışılan, eksik bilgilerle yapılan soruşturmalar sonrasında Anayasa Mahkemesi’ne gidilip, hem de şüphelilerin lehine çıkarılan kararlardan, size aktarımda bulunayım..

Bakın, Kobani olaylarındaki fecaati, ne kadar hatırlayabiliyoruz, birlikte karar verelim.

Anayasa Mahkemesi’nin Ayhan Bilgen kararında, Kobani olaylarında yaşanılanlar şöyle anlatılmış:

“Suriye’nin Türkiye sınırında bulunan Ayn el-Arap (Kobani) kentinde -PKK’nın Suriye kolu olduğu kabul edilen- PYD ile DAEŞ arasındaki çatışmalar, 2014 yılının Eylül ayı sonunda ve Ekim ayı başında yoğunlaşmıştır. Bu sırada PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan’a ait olduğu belirtilen bir sosyal medya hesabından 5/10/2014 tarihinde saat 00.07’de ‘Gençleri kadınları 7’den 70’e herkesi Kobane’ye sahip çıkmaya onurumuzu namusumuzu korumaya metropolleri işgal etmeye çağırıyoruz’  şeklinde bir açıklamada bulunulmuştur.”

Buraya bir virgül koyalım..

Türkiye dışında bir toprak parçasında, iki terör örgütü birbirine giriyor..

Terör örgütlerinden birisinin başındaki adam, Türkiye’deki insanlara çağrıda bulunup, ayaklanma çağrısı yapıyor..

Şöyle bakalım..

Kobani’de olanlar sebebi ile Türkiye’nin ne sorumluluğu olabilir ki, Türkiye’de isyan çağrısı yapıyorsunuz?

Mantıklı bir cevap verilebilir mi? Hayır..

Türkiye’deki askeri güçlere karşı bile mücadele yürüten bir terör örgütü (PYD veya PKK ne derseniz deyiniz), Suriye’deki IŞİD’e karşı çaresiz kaldı ise, bundan bize ne?

Türkiye’ye ne?

Ama büyük oyunun bir parçası olarak, “IŞİD ile PYD kavga ediyor gibi olsun. TSK’yı oraya çekelim.. Gelmezlerse, Türkiye içinde bir ayaklanma için çağrılar yapalım” tezgahı ile hareket eden terör örgütü başındaki isimlerin, hainliği çok net, çok tartışmasız bir şekilde ortada iken..

Biz Anayasa Mahkemesi’nin kararından, diğer bilgileri de size aktaralım:

“PKK güdümünde yayın yaptığı belirtilen bir internet haber sitesinde 6/10/2014 tarihinde ‘Komalen Ciwan Koordinasyonu’ (PKK’nın gençlik yapılanması) adına bir açıklama yayımlanmıştır. Açıklamada ‘Bilindiği üzere 23 gündür Kobani merkezli DAİŞ (DAEŞ) faşizmi son barbarlığıyla devam etmektedir. ... (...) Kürdistan gençliğini ayaklanması çağrısında bulunuyoruz’ ifadelerine yer verilmiştir.”

Teröristler için övgülerde bulunularak, PKK tarafından yapılan bu çağrıyı da tespit edip, şimdi gelelim, kendisini siyasi parti olarak tanıtıp, milliyetçi-ülkücü olduğu iddiasındaki İyi Parti’den bile kahvaltıda buluşma organizasyonları düzenleyen HDP’ye..

Anayasa Mahkemesi’nin kararından aktarıyorum: “6/10/2014 tarihinde Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulu da aynı olaylara ilişkin bir toplantı yapmıştır. Toplantı sırasında HDP’nin sosyal medya hesabından ‘HALKLARIMIZA ACİL ÇAĞRI! ŞUANDA TOPLANTI HALİNDE OLAN HDP MYK’DAN HALKLARIMIZA ACİL ÇAĞRI! Kobané’de durum son derece kritiktir. IŞİD (DAEŞ) saldırılarını ve AKP iktidarının Kobané’ye ambargo tutumunu protesto etmek üzere halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz’ (..)’ şeklinde açıklama ve çağrılar yapılmıştır.”

PKK’nın başının ve PKK’nın gençlik hareketlenmesinin çağrıları ile paralel olarak HDP’nin de Türkiye’deki halkı, Türkiye dışındaki bir bölgede yaşanılanlar sebebi ile ayaklanmaya çağırdıkları kesin mi? Kesin..

Şimdi, o çağrı sonucuna gelelim:

Anayasa Mahkemesi kararından aktarıyorum: “36 ayrı ilde gerçekleştirilen şiddet eylemleri sonucunda (2’si güvenlik görevlisi) 45 kişi hayatını kaybederken (331’i güvenlik görevlisi) 769 kişi yaralanmıştır. (..)  olaylarda (737’si güvenlik güçlerine ait olmak üzere) 1.881 aracın zarar gördüğü, (27’si kaymakamlık, 52’si emniyet, 283’ü okul, 73’ü siyasi parti, 12’si belediye binası olmak üzere) 2.558 binaya saldırıda bulunulduğu..”

Şimdi, milliyetçi olmanıza, ülkücü olmanıza, muhafazakâr olmanıza gerek yok..

Velev ki, CHP’li de olsanız.. Velev ki farklı bir partiden de olsanız..

Elinizi vicdanınıza koyun söyleyin.

Bu sürecin sonunda, olayın sorumluları, HDP’nin MYK’sına katılanlar, o çağrıları yapanlar, cezasız mı kalsın?

Ve özellikle belirteyim, Kobani’ye gidip, orda ölen bir terörist için gözyaşı döken CHP milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi ve Sezgin Tanrıkulu, bu soruşturmadan kendilerini muaf mı sanıyorlar? Sanıyorlarsa, aldanıyorlar..

Google+ WhatsApp