Durduk yere mi

Durduk yere mi


Biri bunların düğmesine bastı.

 

Anlaşılan o ki Türkiye açısından 2021 çok çetin bir yıl olacak.

 

Daha ilk gün Sözcü Gazetesi’nin kepaze manşetiyle uyandık. Sözcü durduk yere(!) Ayasofya’ya saldırdı.

 

Eşzamanlı olarak CHP’li Fikri Sağlar’ın yine durduk yere(!) başörtüsü saldırısı geldi.

 

Derken Cumhuriyet Gazetesi’nin, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile yaptığı röportaj.

 

O röportajda İlker Başbuğ durduk yere(!) ‘Menderes erken seçim tarihini açıklasaydı darbe önlenebilirdi’ dedi. Bir anlamda 27 Mayıs’ı meşrulaştırmaya çalıştı. ‘Menderes hak etti’ demeye getirdi.

 

Erdoğan’a da kendince ‘erken seçime gitmezsen boynuna ilmeği geçirirler’ mesajı verdi!

 

‘Dedim ya biri bunların düğmesine bastı’ diye.

 

Hemen akabinde Tele1 sunucusu Can Ataklı sahne aldı. Hani şu CHP’de tacize-tecavüze uğrayan kadınlara ‘yollu’ diyen Can Ataklı.

 

O da durduk yere(!) ‘Tayyip Erdoğan seçimle gitmez’ dedi.

 

Sonra da aklı başında bir insanın etmeyeceği lafları sıraladı peş peşe:

 

-Bugünün koşullarında darbe yapabilecek kabiliyet yok. Darbe yapmak bana göre çok zor.

 

Vah vah dertlendiği şeye bakar mısınız?

 

Ardından da Erdoğan nasıl gider sıraladı.

 

-Erdoğan’ın gitmesi için çok büyük bir halk öfkesinin doğması gerekir-miş!

 

Bunun için de:

 

-Büyük bir doğal afet, büyük bir deprem, çok büyük sel, yangınlar olmalı, çok insan ölmeli-ymiş.

 

Yazıklar olsun!

 

Depremi seli bilmem de şu yangın işini PKK duymasın. Emir telakki eder haberin olsun. Yapmadıkları iş değil!

 

Peki bunlar da olmazsa?

 

Can Ataklı’nın son umudu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çok ağır bir yenilgiye uğraması. Yüzlerce binlerce şehit vermesi.

 

Rezil herif!

 

Bir el Türkiye’yi 1990’lı yılların koşullarına sürüklemek istiyor.

 

İrtica, başörtüsü, şeriat, sokak çatışmaları, terör, siyasi istikrarsızlık, ekonomik kriz ve dahası…

 

90’lı yıllarda bunlar vardı. Bugün de olsun istiyorlar. Mümkün mü peki? Değil. Zira o gün Türkiye 1 milyar dolara muhtaç bir ülkeydi. IMF kapılarında para dileniyordu. Yolu yoktu, hastanesi yoktu, suyu yoktu, silahı yoktu, parası yoktu, havaalanları, barajları yoktu…

 

Askeri vesayet vardı.

 

Ama bugün öyle değil.

 

Can Ataklı’nın ‘Erdoğan seçimle gitmez’ demesinin sebebi bu hakikat. Yoksa ‘Erdoğan seçim kaybetse de gitmez’ demiyor.

 

Ak Parti eskisi Ali Babacan’la Erdoğan’ı yenmenin mümkün olmadığını o da biliyor.

 

ANAP eskisi Ekrem İmamoğlu’ndan umudu aylar önce kesmişlerdi zaten. Zira İmamoğlu’nun eline yüzüne bulaştırdığını, savsakladığını, beceremediğini o da görüyor.

 

MHP eskisi Mansur Yavaş’ın iki günde bir sosyal medyada TT olmasının ‘trol faaliyeti’ olduğunun o da farkında.

 

PKK darmadağın. Cami avlularındaki şehit cenazelerinde siyaseti dizayn etme dönemi de geçmişte kaldı.

 

FETÖ’nün teknik nakavt imkanları da yok artık.

 

Ellerinde kala kala PKK’nın siyasi uzantısı HDP kaldı. Onun da artık kendine hayrı yok zira Doğu ve Güneydoğu da hızla eriyor.

 

Ülkeyi karıştırıp, sokakları yangın yerine çevirebilecek kabiliyetler de maalesef demir parmaklıklar arkasında!

 

Çıkarmak için çok uğraşıyorlar ama olmuyor.

 

Biraz Biden’a güveniyorlar ama Erdoğan’ın boyun eğmeyeceğini, diz çökmeyeceğini de biliyorlar.

 

Bu yüzden de kaosa yatırım yapıyorlar.

 

Ve son bir not.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik itibar suikastları bu yıl da hız kesmeden devam edecek zira başka çareleri kalmadı.

 

Sanırım Ak Parti’nin bu konuda ‘bilimsel’ tedbirler almasının vakti geldi de geçiyor.

Google+ WhatsApp