Dünyaya lider seçmek...

Dünyaya lider seçmek...


Dünyaya lider seçmek...

 

 

Sayın Cumhurbaşkanımız, rastladığı her insana, özellikle de kadın ve gençlik kolları üyelerine sürekli sahaya inmelerini söylüyor...

“Çalmadık kapı bırakmayacaksınız, herkesin yüreğine dokunacaksınız” diyor.

Çok haklı: Zira İstanbul seçimi sadece İstanbul’la sınırlı bir seçim olmayacak: Bir bakıma bu Türkiye’mizin “Kader Seçimi” olacak!

Dünya neden bu kadar yakından ilgileniyor sanıyorsunuz?

Öyle ya, İstanbul’a seçilecek belediye başkanı ile dünyanın ne ilgisi olabilir?

Görünüşte yok! Ama Yunanistan’dan Amerika’ya, İsrail’den Avrupa Birliği’ne, Fetö’den PKK’ya kadar, içeriden ve dışarıdan pek çok devlet, sayısız örgüt bu seçimle çok yakından ilgileniyor işte!

Öyleyse bu bir “İstanbul seçimi” değil, “Dünya seçimi”! 

Bir taraftan da “algı operasyonları”, “sosyal medya” saptırmaları ve envai çeşit manipülâsyon, ajitasyon, saptırma, yalan-dolan ve her şey. AK Parti’nin üzerine çullanıyor!

Hırsızlık örtbas edilsin, huzursuzluk devam etsin diye ne mümkünse yapıyorlar!

Yani şer kuvvetler, 15 Temmuz’un rövanşını almak için uğraşıyor!

Böyle bir ortamda, AK Parti’nin tam kadro sahada olması, yedisinden yetmişine kadar herkesin canhıraş bir şekilde çalışması gerekmiyor mu?

Hiç kuşkusuz gerekiyor: Çünkü gelen bir “kader seçimi”dir!

Peki, (eski Cumhurbaşkanı ile başbakanı sormayacağım) ama eski bakanlar, eski milletvekilleri nerede?..

Nerede eski belediye başkanları ve meclis üyeleri?..

Eskiden geçtik, yenileri nerede?..

Hepsi tam kadro sahada çalışıyor mu?

Benim gördüğüm kadarıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’la AK Parti’nin başkan adayı Sayın Yıldırım koşturuyor, diğerleri onlarla birlikte takılıyor.

Hâlbuki her biri üçerli-beşerli gruplar oluşturup İstanbul’un kılcallarına girmeli, ayak basmadıkları sokak, kapısını çalmadıkları ev, dokunmadıkları yürek bırakmamalıydılar.

Belki de ben yanlış görüyorum, belki de fazlasını bile yapıyorlardır!

Yapıyorlarsa, eyvallah!..

Şimdiye kadar yapmamışlarsa, hayatı boyunca “CHP zihniyeti” (CHP sadece bir “parti” değil, Osmanlı’yı yıkıma sürükleyen zihniyetin mümessilidir) ile mücadele etmiş “dertli” bir yazarın ikazı olarak kabul edip, hemen çalışmaya başlasınlar.

Zira bir kere daha çöp dağlarının ortasında yaşamak istemiyorum!..

Susuz kalmak, yolsuz kalmak istemiyorum!..

Bir kere daha delirtici beceriksizlikleri seyretmek istemiyorum!..

İcraatsız lâf salataları dinlemek zorunda kalmak istemiyorum!..

Kalan ömrümü akaryakıt ve tüp kuyruklarında geçiremem!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp