Dünyanın “Yüce Divanı”ndan yırttı, ya ahiretteki?

Dünyanın “Yüce Divanı”ndan yırttı, ya ahiretteki?


Dünyanın “Yüce Divanı”ndan yırttı, ya ahiretteki?

 

 

12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren daha yeni öldü..

28 Şubat darbecilerinin içinden Teoman Koman ve Güven Erkaya da öldü..

Ama 28 Şubat’ın rütbede bir numarası İsmail Hakkı Karadayı, fiiliyatta bir numarası Çevik Bir yaşıyor..

O dönemin öne çıkmayan darbecilerinden Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi yaşıyor..

Hem 28 Şubat’ın hem de AK Parti’nin iktidara geldiği 2002-2003’ün darbecisi (Balyoz darbe plancılarından) Çetin Doğan yaşıyor.

Şener Eruygur yaşıyor..

Hurşit Tolon yaşıyor..

Son darbeci Yaşar Büyükanıt ise..

27 Nisan bildirisini yayınlayan, bilahare dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Ofisi’nde görüşüp, konuşulanların “mezara kadar” kendilerinde kalacağı açıklanan Yaşar Büyükanıt öldü.. 

Çok kesin, çok somut bir veri elimde yok ama..

“Acaba, 27 Nisan bildirisinden pişmanlığı sebebi ile mi, Yaşar Büyükanıt erken gitti” diye düşünmeden edemiyorum..

Öyle ya..

Genelkurmay başkanlarından, şöyle bir sıralama yapın..

Hilmi Özkök dışındakilerin darbe ile kenarından köşesinden mutlaka bir ilgileri vardır..

Ama..

Karadayı’dan bu yana, Genelkurmay başkanlığı yapanlar içinde, kendisinden önceki üç genelkurmay başkanı hayatta olduğu halde, Yaşar Büyükanıt öldü..

Askerlerin “gurur” takıntısı olduğu, “Şu olaydan pişmanım” dediklerine pek şahit olmadığımız bir gerçek..

Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinde ne konuşuldu bilmiyoruz ama..

 Yakın tarihteki birçok darbeye, darbe girişimine, darbe planına ceza davaları açıldığı halde..

Yaşar Büyükanıt’ın 27 Nisan bildirisine dava açılmamış olması, bize bir ipucu veriyor..

Yaşar Büyükanıt, her şeye rağmen, Tayyip Erdoğan’ın koruması altında idi..

Bu “koruma”nın altında, Büyükanıt’ın bildiriden pişmanlık duymuş olduğu gerçeği yatabilir.

Ama burda şu soruyu da masaya yatırmamız gerekir:

“Balyoz, Ergenekon ve diğer davalar, Tayyip Erdoğan’ın kontrolünde açılmış davalar değildi ki.. FETÖ’nün hazırlayıp, kotardığı ceza davaları idi.. Bu durumda, Karadayı’dan Çetin Doğan’a, İlker Başbuğ’a kadar birçok generale dava açan FETÖ, 27 Nisan bildirisi gibi, plandan çok öteye geçmiş bir darbe tehdidi için niye dava açmamıştı?”

Bu soruyu değerlendirirken, bir somut veri daha aktaralım..

Balyoz, Ergenekon davaları daha açılmamış iken..

Askerlere dava açılma amaçlı test çalışmaları yapılırken..

General düzeyinde bir askere yönelik ilk dava açma denemesi, Yaşar Büyükanıt için yapılmıştı..

Şemdinli İddianamesi’nde iki astsubay yargılanırken, Yaşar Büyükanıt da, sanık olarak değil, sanığın irtibatlı olduğu bir komutan olarak iddianamede özellikle ismi geçirilen orgeneral olmuştu.

İddianamede, Büyükanıt’ın dolaylı olarak isminin geçirilmiş olması bile,o tarihte büyük kıyametler kopmasına sebep olmuştu..

Tam bu noktada, önemli bir soru gündeme geliyor..

Büyükanıt’ı aklama anlamına gelmemek kaydı ile söylüyorum..

Şemdinli İddianamesi’nin hazırlanmasında, (savcı Ferhat Sarıkaya’nın itirafları ile artık kesinleştiğine göre) FETÖ’cü emniyet mensuplarının dahlinin olduğu artık bir gerçek.. 

Öyle ise..

2006’da Yaşar Büyükanıt’a dava açma girişiminde bulunan ve bu girişimi başarısız kalan FETÖ, 2009’da ve sonraki süreçte, darbe ile suçlanan birçok paşanın ismini tespih tanesi gibi iddianamelere yerleştirdiği halde, onları sanık sandalyesine oturttuğu halde, Yaşar Büyükanıt’ı davalardan niye muaf tutmuştu?

(FETÖ ile küçük de olsa bağı olanlar içinde, tek yürekli savcı Şemdinli İddianamesi’ni hazırlayan Ferhat Sarıkaya çıktı.. Onun verdiği bilgi kadar, başka hiçbir kişinin, bu yapı hakkında samimi beyanda bulunduğunu görmedim.. Kıldan tüyden beyanlarla, kendisini cezaevinden çıkartan birçok FETÖ’cü var iken, maaelesef o savcı, şimdi hâlâ cezaevinde..) 

Sorular soruları getiriyor..

Acaba, Ergenekon davaları başladığında, FETÖ Yaşar Büyükanıt’ı da iddianamelere almak istedi de, Tayyip Erdoğan mı engel oldu?

Yoksa FETÖ’nün kendisi mi, Büyükanıt’ı sanık yapmak istemedi..

Yaşar Büyükanıt’ın, Kuleli Askeri Lisesi’nin okul komutanı olduğu dönemde FETÖ’cülerin öğrenci olarak toplu kabul edilmesinin, bu işlerde bir rolü oldu mu?

İş içinde iş..

Soru içinde soru..

Baş döndüren ilişkiler..

Hele hele karşımızda derin yapı var ise..

İçinden çıkılması mümkün olmayan irtibatlar..

Tayyip Erdoğan’ı, bu tür karanlık ilişkilerin dışında tutarak, bunları söylüyorum.

Niçin?

Tayyip Erdoğan’ın, şeffaf bir görüntüsü var.. Hangi olay karşısında, ne tepki vereceğini tahmin edebiliyorsunuz.. 

Küçük hesaplar veya kafasının arkasında sakladığı planlar çerçevesinde, izleyenleri ters köşe yapacak tavırlar sergilemiyor..

Siyasi çizgisine baktığınızda, 27 Nisan muhtırasını veren Yaşar Büyükanıt’ın, “Bu olaydan pişmanım” demiş olması, Erdoğan’ın onu koruması için yeterli sebeptir..

Çünkü Erdoğan, gücü yettiği her durumda, “vefa”sını göstermiştir..

“Kavga” odaklı bir devlet adamı olmadığını ispatlamıştır.

Yakın tarihte İlker Başbuğ için kendisinden yargılama izni istendiğinde..

Önceki olayları unutup..

Kendisine posta koyan açıklamaları unutup..

Başörtü yasağının kaldırılmasında ayak diretildiğini unutup.. (Bu noktada, Sayın Erdoğan’ı eleştirebiliriz, eleştirenleri haklı görebiliriz.)

Başbuğ hakkında yargılama izni vermeyerek, Başbuğ’u korumuştur.

Derseniz ki, “FETÖ’nün Başbuğ’u tutuklamasında niye korumamıştır?”

İşte orda, Erdoğan’ın da gücünü aşan bir ilişkiler ağının, o tarihte baskın çıktığını söyleyebiliriz..

Ama FETÖ’nün ne yapacağını, önceden kestirmek mümkün değil..

Onun için de..

Büyükanıt’ın iddianamelere konu olmamasının arkasında, sadece Erdoğan’ın koruması değil, FETÖ’nün de isteksizliği düşünülebilir..

Belki Kuleli’den gelen bir ilişki..

Belki sonraki yıllardaki teslim alma söz konusu olabilir..

Her şeye rağmen..

Büyükanıt, Yüce Divan’a çıkmadan, dünyadaki defterini kapattı.

 Bakalım, dindar insanlara, başörtülülere, imam hatiplilere yönelik önyargılı tavrı sebebi ile, ahiretteki Yüce Divan’da ne yapacak?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp