Dünyada gözü olmayan FET֒cü bir derviş!

Dünyada gözü olmayan FET֒cü bir derviş!


Dünyada gözü olmayan FETÖ’cü bir derviş!

 

 

“FETÖ” diyor, kapatıyoruz..

“Terör örgütü” diyor, tartışmaya bile ihtiyaç hissetmiyoruz..

“Darbeye teşebbüs ettiler, halkın sokağa çıkması ile başaramadılar..” diyor, ayrıntısını konuşmuyoruz..

Onlar da..

Saf tabanlarını, bugün dahi kandırmaya devam ediyorlar..

Son olarak, Uşak’ta yargılanan bir adamları daha 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı..

Ali Ünal’dan bahsediyorum..

Zaman gazetesi yazarı idi.

Dışarıdan baktığınızda, dinî kimlikli biri görüntüsü veriyordu..

Hâlâ da, o görüntüyü vermeye çalışıyor..

Onun için de..

Cezayı almadan önceki son savunmasında demiş ki: 

“Bana değil iki müebbet, on müebbet de verseniz aynı şeyleri söylemeye devam edeceğim.”

Bunu duyan tabandaki herkesin yağları erir..

“Bak, pes etmemiş. Verilecek cezayı, hiç tınlamamış bile” der..

Der de..

Bu deyişte, küçücük bir haklılık payı olur mu?

Yargısız infaz yapmayalım..

Duruşmada ne demiş, neyi öncelemiş, ne uğruna on müebbeti göze almış bir bakalım..

Duruşmadaki sözleri şunlar:

“Ben, darbecilikle suçlanıyorum. Darbe yapsam ne kazanacağım? Kral mı olacağım? Ki, istemem zaten. Ben, yatakta yatmaktansa toprakta yatmayı, toprakta yatmaktansa sert kayada yatmayı tercih eden bir insanım…”

Ne güzel..

Ne büyük düşünce..

Yatak yerine toprak, toprak yerine sert kayayı tercih eden, ulvi düşünceye bağlı bir derviş diyorsunuz..

Bir de, “Dünyaya hiçbir zaman beş paralık ehemmiyet vermedim ki makamına, mevkiine tamah edeyim! Bütün dünyayı tek imparatorluk yapsalar ve bana da imparatorluğunu teklif etseler hiç düşünmeden reddederim…” sözlerini duyunca..

Hepten cezbeye kapılıyorsunuz..

Ama merak edince.

“Ali Ünal, niye sanık durumuna düşmüş ki? Niye yargılanıyor ki? Niye darbeyle itham ediliyor ki?” diye bakınca...

Gerçekle yüz yüze geliyorsunuz..

Hayır, hayır..

İddianameye bakmayacağım..

İddianameye, birileri çarpıtılmış bilgiler almış olabilir..

Eksik bilgi almış olabilir..

Ben kendi notlarıma bakacağım..

İlk okuduğumda, hayretler içinde kaldığım, “Dinî bir kimlik görüntüsü veren bu adamlar, bu yazıları nasıl yazabilir” diye hayret ettiğim 17-25 Aralık öncesinde yazdıklarına..

17-25 Aralık emniyet darbesinde, FETÖ’cülerin sergiledikleri hoyratlıklara, sahtekârlıklara rağmen..

Bu yapıya ısrarla ve ölümüne sahip çıkanların söylemlerine bakacağım..

Son duruşmasında, “Allah’ın rızasını kazanıp ahirette kurtuluşa ermek varken dünyanın geçici metalarını niye tercih edeyim?” diyen Ali Ünal’ın, bu sözlerinde samimiyet var mı, gözden geçireceğim..

Ali Ünal’ın, 3 yıl önceki bir röportajından aktarıyorum..

FETÖ’ye, dışarıdan destek veren, Ünal Tanık yönetimindeki Rotahaber’e konuşmuş..

Ben kendisini, 17-25 Aralık öncesinde, dinî kimlikli bir kişi olarak görüyor olsam da..

Bakın o, “Siyasetten uzağız” diyen grubun içinde, boğazına kadar siyasete, hem de kirli siyasete nasıl dalmış:

“AKP’nin içine düştüğü durum, kanser hastalığının son evresine benziyor!”

AK Parti değil..

AKP..

Ama.. Yastık yerine toprak.. Toprak yerine kayayı tercih eden bir derviş!

Ne kadar riyakâr bir tavır sergilenmiş, ilk cümlede ortaya çıkmıyor mu?

Soruluyor, son duruşmasında tam bir derviş görüntüsü veren Ali Ünal’a:

“Cemaat’in CHP’ye, HDP’ye oy verdiği söyleniyor ve bu çokça tenkit konusu yapıldı?”

Cevap veriyor derviş(!?):

“Bütün siyasî partiler rejimin unsurlarıdır; hiçbirisi din değildir, dinî mezhep değildir. Aralarındaki fark, daha iyi hizmet etme, daha hukukî ve adil olma, işgal ettikleri mevkileri ülkeye samimi hizmet için kullanma farkıdır. Bu konuda Bediüzzaman CHP’ye rey vermezdi diye de propaganda yapıyorlar. Hz. Üstad, kendi zamanında kurulan İttihad-ı İslâm Partisi’ne de rey vermemiş, bu partiyi tasvip etmemiştir. Ancak halkın % 60-70’i din adına belli bir şuur seviyesine ulaştığında böyle partilerin tasvip edilebileceğini söylemiştir.”

Dervişimiz neler diyor böyle?

“Ben makamı ne yapacağım ki, bana verseniz de almam” diyen dervişin oy verilmesini meşru gibi göstermeye çalıştığı o partiler de kimler?

Bir de şu cümlelere bakın:

“Ülkede birlik ve kardeşliği tesis etmek... AKP, bu konuda da ancak 0 alır. Şimdi bu aslî prensipler çerçevesinde 100 üzerinden 3 alabilen bir partiye rey verilir mi? CHP’nin ise bu konularda nasıl davranacağı henüz meçhul.”

Kirli bir politikaya dalmış..

Menfaat uğruna, haram demeden, helal demeden.. Sırf kendi adamları için her şeyi mübah gören..

Ve karşısındakileri acımasızca suçlayan bu kafa, şimdi karşımıza, “On müebbet de verseniz, aynı şeyleri söyleyeceğim” diye çıkıyor..

Çıkıyor da..

3 sene önce söylediklerini tekrarlayamıyor..

Mesela..

“İran üzerinden geleceğimize dinamit konuyor. Bugün iktidar imam hatipler açıyor. Seçmeli Kur’an ve Siyer dersleri koyuyor. Fakat Şiilik, Caferilik adı altında hak mezhep olarak müfredata girmiş durumda. Oysa ulemamız ittifakla 12-13 asırdır Şiîliği hak mezhep olarak kabul etmemiş. Bu müfredat ne getirecek? Zinayı muta adı altında, yolsuzluğu humus adı altında, yalan ve iftirayı takıyye adı altında meşrulaştıran ‘dindar’ nesillerimiz olacak.”

Bu sözlerin üzerinden 3 yıl geçmiş..

Hangi imam hatipte “Muta nikahı caizdir” diye bir şey öğretiliyor?

Gündemimizde, “muta nikahı” diye bir şey, en sonda da olsa var mı?

Yok..

 Ama, bize kendisini derviş gibi gösteren bu FETÖ’cüler, CIA’den aldıkları emirlerle, dindar cumhurbaşkanını iktidardan indirmeye çalıştılar..

Şimdi, “Bana iktidar verseniz de almam ki” edebiyatı ile, kendilerini temize çıkartmaya çalışıyorlar..

Gözünüzde iktidar yoktuysa..

Yapabileceğiniz en ağır hainliğe niye imza attınız, derviş görüntülü zalimler?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp