Dünyada aklanırsan, ahirette de kurtulur musun, paşa!

Dünyada aklanırsan, ahirette de kurtulur musun, paşa!


Dünyada aklanırsan, ahirette de kurtulur musun, paşa!

 

 

28 Şubat döneminin Genelkurmay Başkanı İ. Hakkı Karadayı yargılandı, darbeye teşebbüs etmekten suçlu bulundu ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı..

Ama yaşlı olması hasebi ile, mahkeme tutuklanmasına karar vermedi..

Oysa aynı yaşta, müebbet değil, 20 yıl ceza verilen, onlarca tutuklu var, cezaevlerinde..

Kendisine böyle torpil geçilince..

O da, cesaretlenmiş..

Hakkını yediği, zulme maruz bıraktığı insanlardan, helallik isteyeceğine..

“Ölmeden aklanmak istiyorum” diye avukatı aracılığı ile serzenişte bulunmuş..

Dünyadaki mahkemeler aklasalar, gideceği ahirette de mazlumların elinden, kurtulacağını sanıyor olmalı..

Hayır, hayır; gazetede bir köşe bulmuşuz, istediğimize atıp tutmuyoruz.

Bugünün yarını var. Dünyanın ahireti var. Karadayı için de var. Karahasanoğlu için de var.. Dolayısı ile, tek taraflı, kafamıza göre kimseye suçlama yapmıyoruz..

Avukatı aracılığı ile, “Bana ve arkadaşlarıma yönelik bu haksız suçlama, çok ağrıma gidiyor. Biz kesinlikle hukukun içinde kaldık. Darbe yapmak aklımızın ucundan bile geçmedi. Hükümet, parlamentoda değişti. Biz de emekli olup şanlı geçmişimizi yanımızda taşıyıp evimize çekildik. 20 yıl sonra, olmayan bir darbeyi olmuş sayıp FETÖ’cü polis, hakim/savcıların düzenlediği ve FETÖ’nün en son ve en pespaye kumpaslarından biri olan 28 Şubat davasını yeniden canlandırıp, bana ve 20 arkadaşıma verilen ceza aklın, hukukun, vicdanın dışındadır. Ben, ölmeden önce aklanmak istiyorum” diyen Karadayı’ya, arşivden belgeleri hatırlatmak istiyoruz..

28 Şubat 2002’de, 5 yıl önceki darbe girişimi Tempo dergisinin kapak konusu olmuş..

Şöyle anlatılıyor, AK Parti’nin kurulduğu ilk yılda, 28 Şubat’ta yaşanılanlar:

“Darbeyi Demirel önledi.”

Dikkat buyrun..

Post’u bile yok. Direkt “Darbe” deniyor.

O gün. Ertesi günü.. Sonraki gün. Ne Karadayı Paşa’dan, ne de bir başkasından yalanlama gelmiyor: “Nereden çıkarttınız darbeyi.. Kimse darbeye teşebbüs etmedi ki, Demirel de önlesin” denilmiyor..

Ya ne yapılıyor?

“Gazlayın gazlayın.. Tehdit edin.. Sopa gösterin. ‘Darbe olacaktı, Demirel önledi’ deyin.. ‘Ama şimdi Demirel de yok.. Darbeyi kafanıza yersiniz ha’ deyin.. Biz de emekli koltuklarımızda.. Ellerimizi ovuşturarak, tehdit içerikli haberlerinizi okuyalım..” diyorlar..

“Bu başlığın, Karadayı ile, direkt ilgisi yok ki, niye yalanlasın” diyeceksiniz..

Aynı haberdeki ilgisini vereyim:

“Erbakan’ın başbakanlıktan ayrılmasıyla sonuçlanan süreçte Demirel, Karadayı ile sürekli ikili görüşmelerde bulundu. Demirel’in çabaları sonucu 28 Şubat, Anayasal çerçevede kaldı.”

Bu ifadelerde de bir sorun görmüyor musunuz?

Haberin devamı var: “Üst düzey bir komutan da, konuya ilişkin olarak, ‘Şayet Demirel, Karadayı’yı ikna etmeyi başaramasaydı, ordu koalisyonun devrilmesini beklemeden yönetime el koyacaktı’ dedi.”

Dahası var mı?

Daha açık, nasıl anlatılacak, darbe?

Bu anlatım yapılalı, 17 yıl olmuş.

Yalanlama yok. “Yan cebime koy” var.

Kendi aralarındaki konuşmalarda, “Artık Ak Parti, bu haberlerden sonra, askerin sözünden kesinlikle dışarı çıkamaz. 28 şubat’ta ne olduğunu, çok iyi öğrendiler” muhabbeti yapılsın.

“Tek başına da iktidara gelseler, ne üniversiteler ile ilgili kanunlara dokundurturuz, ne de kılık kıyafet ile ilgili düzenlemelere. Askerin korkusundan, bir adım ileri gidemezler” diye efelen.

Şimdi mahkumiyeti yiyince, “Aklanmak istiyorum” de..

Bazı okurlarımız, “Kendi aralarındaki bu muhabbeti nereden çıkardın” diyecek.

“Kendi aralarında” derken.. Aslında onlar lehine tevil ettim.

Açıktan da söylediler bunları.

Delili mi, buyrun:

13 Mayıs 1997 tarihli Milliyet..

“Paşa’dan protokol dersi” başlığını taşıyor..

Başbakan katılmadığı törenlerde, görevlendirdiği bakan Genelkurmay Başkanı’nın önünde mi duracak, arkasında mı tartışması..

Evet, kıldan tüyden bir tartışma.. Orda dursa ne olur, burda dursa ne olur..

Ama paşa, siyasilere “Orda değil, burda duracaksın” dedikten sonra..

Bir de “Benim üç adım gerimde durmayı içlerine mi sindiremiyorlar” diyerek, siyasilere laf ediyorsa.. Zihniyetini de ele veriyor demektir..

Darbe delillerine devam edelim mi?

Edelim.. 25 Eylül 1997 tarihli Milliyet:

“Karadayı Defense News’e açıkladı: ‘Önce irtica ile mücadele” diye başlıyor..

“Köktendincilik ile mücadele TSK için hâlâ bir numaralı öncelik olmayı sürdürüyor” diye devam ediyor..

Ki o tarihte.. PKK binlerce askerimizi, polisimizi şehid etmiş olduğu halde..

Köktendincilik denilen birinci öncelikten ise, kayda geçen tek ölüm olmadığı halde..

İktidarda Necmeddin Erbakan var. Basında, “Erbakan Köktendinci siyasetçidir”suçlamaları var. Genelkurmay Başkanı da, “birinci öncelik, köktendincilik”diyor..

Ve 22 yıl sonra, müebbet hapse mahkum olduktan sonra, şimdi diyor ki: “Aklanmak istiyorum”

Aklan.. Çık halkın karşısına, “Ben köktendinci olarak, Erbakan’ı değil, şunu şunu şunu kasdettim” de..

Biliyorum, işin kolayına kaçacak.. “Fetullah Gülen’i kasdettim” diyecek..

İyi de.. Sen birinci öncelik olarak Gülen ile mücadele etti isen, onun okulundan gelenleri Genelkurmay’da niye karşıladın?

Erbakan’a ise.. Senin altındaki bir memur muamelesi niye yaptın?

“Uyduruyorsun. Karadayı, Erbakan’a öyle bir tavır sergilememiştir”diyeceklere, yine delilim hazır..

30 Nisan 1997 tarihli Milliyet’te, “Başkent’te sürpriz görüşme” başlıklı haber. 

Erbakan Başbakan. Karadayı da Genelkurmay Başkanı.. Karadayı Erbakan’a, NATO toplantısı hakkında bilgi vermek üzere geliyor..

Gazeteler görüşmeyi, şu ifadelerle haberleştiriyorlar: “Karadayı’yı Başbakanlık’a gelişinde merdivenlerin başında karşılayan Erbakan, grupta söylediği ‘kucaklaşmayı’ gerçekleştiremezken, Genelkurmay Başkanı’yla el sıkışmakla yetindi.” Bu ifadelerden sonra, Karadayı paşa, o gün, “Ben başbakanımın emrindeyim. Benimle kucaklaşmak isterse, kucaklaşır, el sıkışmak isterse, el sıkışır” dedi mi?

Demedi..  

“Ne demek merdivenlerde karşıladı. Bu onun büyüklüğüdür. Ben onun emri altındaki bir subayım” dedi mi? Demedi.

“Oh oh.. Hükümet itibarsızlaştırılıyor,  gidiyor” dedi. 

Bitti mi? Bitmedi..

Haberin devamında da, “Erbakan Karadayı ile makamında da uzun uzun tokalaştı. Erbakan’ın tokalaşma konusundaki hevesine rağmen Org. Karadayı’nın yüzünde sıkıntılı bir ifade olduğu gözlendi” deniliyor.

Ertesi günü Karadayı’dan bir açıklama var mı? Yine yok.

Şimdi ne istiyor? Aklanmak!

Neyden aklanmak?

28 Şubat’ta şişindikleri “Ben yaptım, ben yaptım” dedikleri darbeden..

Dünyada aklansalar bile, ahirette aklanabilirler mi?

Mümkün değil!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp