Dünya şeytani bir savaş tehdidi ile karşı karşıya

Dünya şeytani bir savaş tehdidi ile karşı karşıya


Dünya şeytani bir savaş tehdidi ile karşı karşıya

 

 

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi’nin 2017’de yayınladığı Dünya Nüfus Tahmini Raporu’na göre, dünya nüfusu son 12 yılda 1 milyar artarak 7,6 milyara ulaştı. Rapora göre, dünya nüfusu bu gidişle  2030 yılında 8,6 milyara, 2050 yılında 9,8 milyara ve yüzyıl sonunda 11,2 milyara ulaşacak.

476’da dünya nüfusunun 300 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. 1000 yıl sonra 1500’e gelindiğinde dünya nüfusunun 100 milyonluk bir artışla, 400 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Bu rakam 1 milyar da olabilirdi ama olmadı. Çünkü beyaz adam dünyanın karasal büyüklüğünün üçte biri bir coğrafyada yaşayan Kızılderililerin tamamını yoketti. Amerika kıtası ve Afrika’daki tarihin en büyük katliamı, salgın hastalıklar, savaş ve göç sonucu beklenen nüfus artışı olmadı. 1600’lerin başında 500 milyon nüfusa sahip olan dünya, 1700 yılına 684, 1750’ye 700, 1800’e 740, 1825’e 955 milyon nüfusla girdi.

Beyaz adam, Kızılderilileri öldürmekle kalmadı, Aborijinleri de yoketti. Kara derilileri köleleştirdi. Bunlar batılıların gözünde “insanlaşma aşamasını tamamlamamış maymunlar”dı. Darwin’in gözünde beyazlar dışındaki canlılar da bir hayvan türü idi ve öldürülebilirdi. Zaten bu düşünceyle batıda hayvanat bahçelerinin içinde, 1962 yılına kadar, bu insanlar “insanlaşma aşamasını tamamlamamış maymunlar” olarak teşhir edildi. Beyaz adam sarı ırkı sömürdü. Kendi aralarında 100 yıl süren iç savaş, ardından 1., 2. Dünya Savaşı. Soğuk savaş, irili ufaklı savaşlar, terör ve darbelerle, katliamlarla bu günlere geldik. Sonuç: 7 milyarı aşan bir nüfus.

Şimdi birileri diyor ki, tekrar 500 milyon nüfusa dönelim. Bu nasıl olacak derseniz, bir aile kavramının zaafa uğratılması. İki, biyolojik yöntemlerle ilaç ve gıda yolu ile insanların kısırlaştırılması. Geriatri ve obezitede sosyal sigortaların destek vermemesi ve eş zamanlı olarak ötenazi/intiharın meşrulaştırılması. Gelecekte yeniden hayata döndürülmek üzere, hayatın geçici olan sonlandırılması, savaş, terör, ekonomik kriz, terör, iş savaş ve kitle imha silahları ile biyolojik, kimyasal, radyoaktif savaş teknikleri, bilgisayar oyunları üzerinden belli psikolojik toplulukların intihara yönlendirilmesi. Bu ve buna benzer yöntemler tartışılıyor.

Bakmayın organ nakli ile yaşatma çabalarına. O işin piyasası var. Yarın başka bir planı devreye sokabilirler.

Haberi okumuşsunuzdur: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kulağa korkutucu gelen ‘Hastalık X’i öncelikli hastalık listesine eklediğini duyurdu. Keşfedilmiş değil varsayımsal bir tehdit olan ‘Hastalık X’ konusunda açıklama yapan DSÖ danışmanlarından John-Arne Rottingen “Tarih bize bir sonraki büyük salgının büyük olasılıkla daha önce görmediğimiz bir şey olacağını söylüyor” dedi. DSÖ gizemli ‘Hastalık X’i gelecekte küresel bir salgın oluşturabilecek hastalık ve patojenler listesinde ilk sırada değerlendirdi. Kurumun 3 yıl sonra ilk kez yayımladığı listede bir salgın başlatma kapasitesi olan ancak sınırlı tedavi imkânı bulunan, bu nedenle de toplum açısından yüksek risk oluşturan hastalıklar yer aldı. Bunlar arasında kamuoyunun isimlerini yakından tanıdığı Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Ebola ve Marburg virüsü hastalıkları, Zika virüsü, Lassa Ateşi hastalığı, Nipah ve Henipavirüs, Rif Vadisi Ateşi (RVF) ve MERS-SARS virüsleri bulunuyor. Telegraph gazetesine konuşan DSÖ komitesinin bilimsel danışmanlarından ve ‘Norveç Araştırma Konseyi baş yöneticisi John-Arne Rottingen “Tarih bize bir sonraki büyük salgının büyük olasılıkla daha önce görmediğimiz bir şey olacağını söylüyor. Bunun başına ‘X’ eklemek tuhaf gözükebilir ancak buradaki amaç aşılar ve tanı testleri açısından hazırlıklı olduğumuzdan ve esnek şekilde plan yapabildiğimizden emin olmak” dedi.

AIDS’ten bugüne kadar 35 milyon kişi ölmüş. X virüsünden ölecek insan sayısı yüz milyonlarla ifade ediliyor. Global Sağlık Konseyi Başkanı Jonathan Quick, ‘Avustralya gribi’ adı verilen yeni bir salgının yaklaştığını, sinsi bir şekilde ilerleyen bu salgının 300 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olabileceğini iddia etti. Önümüzdeki 200 günün virüsün yayılma hızında kritik olduğunu söyleyen Quick, 2 yıl içinde 300 milyon kişinin hayatını kaybetme riski altında olduğunu söyledi.

Sanki birileri “demedi demeyin” der gibi.

“Aşısı çıkar, aşı yaptırırız” dediğinizi duyar gibiyim. İyi de komplo tam da bu noktada öne çıkıyor. Zaten aşısı bulunur çıkartılır. Aslında bulmaya da gerek yok. Mikrobu üretirken aşısını da üretmişlerdir.. Muhtemel iki tip aşı piyasaya sürülecektir. Biri “beyaz adam”, diğer ötekiler için. Biz derimiz beyaz olsa da “kara derili” grubundayız. Bize verilecek aşılar, kısırlığa yol açacak şekilde dizayn edilecek. İşin hassas noktası bu. Ucuz bir ilaçla, hastalığınızı tedavi ederken, daha büyük bir hastalığa yakalanacaksınız. Bu aşıları/ilaçları bedava verseler de almamak gerek, hatta üste para verseler de. 

ABD’nin tanınmış aktörlerinden Robert De Niro, tartışmalı “çocuk aşıları”yla ilgili “gerçeği yazacak” gazetecilere 100 bin dolar ödül teklifinde bulundu. Robert De Niro, Washington’da katıldığı bir panelde, ABD’deki çocuk aşılarının güvenilirliğini sorguladı. Çocukluk çağında uygulanan ve kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşılarında cıva bazlı koruyucu madde “timerosal” kullanımının otizme neden olup olmadığının araştırılması gerektiğine dikkati çekti. De Niro, oğlu Elliot’ın timerosal içeren KKK aşısı yapıldıktan sonra otizme yakalandığını söyledi. Ünlü aktör bu konuda yalnız değil çünkü daha önceki binlerce aile bu vb. aşıları olduktan sonra çocuklarının öldüğünü, engelli hale geldiğini ve otizme yakalandığını bildirmişti. Aşılar ile ilgili korkunç gerçekler. Ünlü aktör, bazı aşılama türlerinin çocuklarda otizme yol açtığını dile getiren Andrew Wakefield’ın yönetmenliğini üstlendiği “Vaxxed” adlı belgesele de destek vermişti. Ancak belgesel “aşı karşıtı olmakla” eleştirilmiş ve yaşanan tartışmaların ardından De Niro’nun kurucusu olduğu Tribeca Film Festivali’ndeki belgeselin gösterimi iptal edilmişti. 

Dünya nüfus artışı bugünkü tahminlerle; 2020’de 7,5 milyara, 2030’da 8,1 milyara, 2040’da 8,6 milyara, 2050’de 8,9 milyara, 2075 yılında da 9,2 milyara ulaşacak. 

Thomas Robert Malthus 13 Şubat 1766’da doğdu, 23 Aralık 1834’de öldü. İngiliz nüfus bilimci ve ekonomi politik teorisyeni. Malthus’un nüfus teorisi “azalan verim ve artan nüfus” üzerine. Ona göre nüfus geometrik olarak artarken (1, 2, 4, 8, 16, 32…), besinler aritmetik olarak arttığından (1, 2, 3, 4, 5…), besinler nüfusu karşılayamayacaktır. Çalışan sınıfların yoksulluğunun gerçek nedeni mülkiyet ya da politik düzenlemeler değil, nüfusun bu şekilde artması, yani doğa yasasıdır. Malthus’un nazariyesinin ana fikri şudur: Nüfus kendisini yaşatacak besinden daha hızlı artar.

Bir süre önce Soner Yalçın’ın “İlaç lobisi”ni eleştirdiği bir kitabı yayınlandı. Gelen eleştiriler üzerine Soner Yalçın, “Hangi ilaç şirketinin elemanı olduğu ortaya çıkmasın diye ismini gizliyor herhalde! Arkasını dayamış bir ‘sol’ portala demediğini bırakmıyor” diye köşesinde sitem etti. “Aşıların güvenirliğini ve etkinliğini gündeme getirenler aforoz ediliyor” diyen Yalçın şöyle devam etti: (…) Demem o ki:Kimileri ise “sol” maske altında küresel aşı oyunlarının üzerini örtmeye çabalıyor!Eko-emperyalizm umurlarında değil.Gıdanın siyasi-politiği umurunda değil.Gevezelik yapıyorlar. (...) Evet, işte böyle. Her kesimden bu konuya dikkat çekmek isteyenler var ve buna karşı çıkanlar var. Bizden Kemal Özer bu isimlerin başında. Ama bir el bu konuda “karşı”, “eleştiriyel” bir tavır takınan herkese karşı cephe alıyor. Kararı siz verin. Bu anlattıklarımdan nasıl bir sonuç çıkıyor? 

Bu konu burada bitmeyecek, yarın da devam edelim. Selam ve dua ile. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp