Dünya bir fırsatlar diyarıdır

Dünya bir fırsatlar diyarıdır


Dünya bir fırsatlar diyarıdır

 

 

Kindi, “gemi yolcuları” istiaresinde insanların dünyayı nasıl algıladıklarını akılda kalıcı bir metaforla özetler: Metaforda dünya bir gemiye benzetilir. Gemideki yolculardan bir kısmı yolculuk esnasında ihtiyaçlarını karşılamak için sahile çıkarlar. Sahile çıkan yolculardan bazıları ihtiyaçlarını karşılar ve gemiye dönerler, burada rahat edebilecekleri yere otururlar. Bazı yolcular da adanın cazibesine kapılır ve oyalanırlar, gemiye döndüklerinde ise rahat edecekleri bir yer bulamazlar ve adadan elde ettikleri şeyler başlarını derde sokar. Yolculardan bir kısmı ise adanın çekiciliğine kapılıp gemiyi unutur ve ömür boyu burada sefalet içinde yaşamaya mecbur kalırlar.

Kindi, dünyanın ebedi âlem için bir fırsat olduğunu ifade eder ve bu fırsatı değerlendirenlerin gerçek huzura ulaşacaklarını, fırsatı kaçıranların ise hüsrana uğrayacaklarını “gemi yolcuları” istiaresi ile açıklar. Ölümün bir yok oluş değil, aksine Müslüman için daha özgür ve daha yüksek bir hayata geçiş olduğunu ifade eden Kindi, kişinin ahretini ancak dünyada kazanabileceğini vurgular.

MUTLULUK MODERN İNSANIN PUTU HALİNE GELDİ

Materyalist zihniyetin paradigmaları ile hareket eden Batılı bilim insanları son yıllarda zühde işaret ediyor ve insanların sadece maddiyatla ikna olamayacağını belirtiyorlar. Zira ölümü ahreti ve mahkemi-i kübrayı inkâr eden materyalist insanlar azabı sadece öbür âlemde yaşamıyor, içinde barındıkları dünyada da kaygı, korku, endişe, stres, mutsuzluk ve boşluk duygusuna maruz kalıyor ve bu durumdan kurtulabilmek için çare arıyorlar. Her şeyin üstesinden gelebileceklerine inanan Batılı bilim insanları ruhun aradığı şeyin maddiyat olmadığını fark edip zühde, erdemliliğe işaret ediyorlar.

 Hayatımızı sürdürebilmek için maddi ve manevi gereksinimlere ihtiyaç duyarız. Ancak ihtiyaçlarımız önemine göre belli bir sıraya tabidir. Bazı ihtiyaçlarımıza ulaşamasak da hayatımıza devam edebiliriz fakat bazı ihtiyaçlarımız aslidir, onlara ulaşamadan yaşamımızı huzur ve sükûn içinde sürdüremeyiz. Fakat ilginçtir, insanlarımıza birincil ihtiyaçlarının ne olduğunu sorduğunuzda asli gereksinimlerini atmayıp, gezip eğlenmeye ve mutlu olmaya gereksinim duyduklarını ifade ediyorlar. Mutluluk, günümüz insanının adeta putu... İnsanlar her fırsatta mutluluktan ve mutluluk arayışlarından söz ediyorlar. Elbette hayatımızı belli bir düzen çerçevesinde sürdürebilmek için huzur ve mutluluğa ihtiyaç duyarız ancak İslam coğrafyasında ardı kesilmeyen katliamlar yaşanırken bir Müslüman’ın mutluluk peşinde koşma hevesini anlamak mümkün değil.

Coğrafyamızda epey zamandır bayramların neşesi yok, mahallemizden ardı sıra cenazeler kalkıyor, anaların ağıtları kulaklarımızdan hiç silinmiyor ve bayramlarımızın üzerine hüzünler yağıyor. Babaları gözlerinin önünde katledilen çocukların bayramı gözyaşına dönüşüyor ve o çocuklar kalıcı bir bayram için ellerini semaya açıp duaya duruyor. Bayramlarda daha da artıyor çocukların hüznü. Ve her yakarışta bir ah yükseliyor yüreklerinden. Nasıl oldu da çocuklarımızın umutlarını, bayramlarını ve neşesini katledenlere göz yumduk? Üzerimizde dağ gibi biriken suçu taşımakta güçlük çekiyoruz. Rabbim bizi af etsin…

 

milli gazete

Google+ WhatsApp