Dostlukları menfaatleri kadar olanlar (1 ve 2)

Dostlukları menfaatleri kadar olanlar (1 ve 2)

Yarı yolda dökülenler, dostlukları menfaatleri kadar olanlardır. Onlar ya yoldan çıkanlar veya yola yatanlardır. Dostlukları menfaatleri kadar olanların yoklukları büyük kazançtır. Çıkar dostları yığarlar mal, ama hayat tarumar. İstikamet

Dostlukları menfaatleri kadar olanlar (1)

 

Yarı yolda dökülenler, dostlukları menfaatleri kadar olanlardır. Onlar ya yoldan çıkanlar veya yola yatanlardır. Dostlukları menfaatleri kadar olanların yoklukları büyük kazançtır. Çıkar dostları yığarlar mal, ama hayat tarumar. İstikamet değiştirirler hangi yönden eserse rüzgâr. 

Menfaati için dost olan mert değil namert. Düşmanlar senin üstüne gelince dal gibi savurulur, düşmanın talimatlarını bekler elbet. Menfaati için istikamet değiştirene Allah etmez merhamet.

Menfaatperest dost çıkarının olmadığı yere adım atmaz. Dostluk meselesinde hesapçı olan hasbi olamaz. Hasbiliğin olmadığı yerde dostluk bulunmaz. Güneş güne küsse etrafına ışık saçmaz, ay geceye küsse karanlıkta parlamaz, bulut yağmura küsse yağmur yağmaz. Dolayısıyla çıkarları kadar dost olanlar, fıtratın gerisinde kalanlardır. 

Rahman ve Rahim olan Allah tektir. Allah’ı tanımamak, Allah’ın şeriatıyla mukayyed bir hayat yaşamamak yaşarken ölmektir. Bu dünyadan bizim ile kabre giren üç metre bezden yakasız bir gömlektir.

Dostlukları menfaate dayalı olanların İblisin aklında yerleri var. Gurbet diyarı dar-ı dünyada herkesin, bir eyvahı var. Kavuşmaya bilmem, kaç sabahı var. 

Zamane dostu, dostlarına ihanet etmek uğruna oturup önce dinini yoldu. Sonra çekinmedi gitti düşmanın bahçesinde saksıda seyyar bir çiçek oldu!  

Gerçek ve her zaman aranan dostluklar yüz yüze yaşanan inanca dayalı dostluklardır. Böylesi sevgiler karşılıklı itiraf edilen sevgilerdir. Peygamber Efendimiz (sav)’in; “Mü’min ülfet eden ve kendisi ile ülfet edilendir. Ülfet etmeyen ve kendisi ile ülfet edilmeyen kimsede hayır yoktur. İnsanların en hayırlısı insanlara yararlı olanıdır” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 4, 5, 335) buyruğu bu sevgiye anlam katmaktadır. Çıkara dayalı dostluklar bu sevgide yer edinemez. Karşılıklı ihtiyaç duyulan bir dostluktur. “Güneşle ayçiçeğinin dostluğu, böyle bir dostluktur.” Ayçiçeğinin sabahtan akşama kadar yüzünü güneşten ayırmaması gibi…

Güzel kelimeler, dostluk kulesinin merdivenleridir. Kelimelerle ısırdığımız düşmanlar bir gün dostumuz oluverdiğinde onun ruhundaki kuduz kelime izi, dostluğumuza engel olabilir. Kuduz kelimelerin izi tazminat paralarıyla ödenmez ve tatmin olunmaz. Bu nedenle “Dostlarınla öyle yaşa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözleri olmasın. Düşmanlarınla öyle yaşa ki dost olduğunda yüzün kızarmasın.”

Çıkara dayalı dostlar, gemilerde bedavadan gıdalanan farelere benzerler. Gemi su alınca gemiyi ilk fareler terkeder. Hâlbuki geminin aldığı suyun yağmurdan olduğunu anlayamadıklarından ilk fareler ölür. Allah için olan dostluğun içinde iki cihan saadeti saklıdır. Dostluğu çıkara feda etmeyip muhafaza etmesini bilene…

Dostlukları menfaatleri kadar olanların tek faydası, hainleri hatırlatmaya misal olmalarıdır. Dostlukları menfaatleri kadar olanlar Mehmet Akif Ersoy’a şunu söyletiyorlar: “Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri için gelirler vecde. Vaad etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde.”

Gönlü Müslümanlarla, kılıcı İslâm düşmanlarıyla olanlar, dostluğun namusuna tecavüz edenlerdir. Birileri domuzu post, düşmanı dost yapmak için ne kadar çalışsa da domuzu domuzluktan çıkarmak mümkün olmadığından başarılı olamazlar.

“Sahabeden birine sormuşlar: ‘Hiçbir dostunu kaybetmiyorsun bunu nasıl yapıyorsun?’ demişler.  ‘Dostlarımdan biriyle benim aramda en ince iplik kadar bir bağ olsa ben onu koparmam. ‘Ya o, kaçarsa?’ Aradaki bağ kopmasın diye ben de onun kaçtığı kadar arkasından koşarım demiş. Şimdi bizler, zayıf bir ipliği değil, gemi bağlanan halatlardan daha kuvvetli bağları “Hablullah-il metin”i koparmaya çalışıyoruz.

Dost bizi yaksa bile öd ağacı gibi güzel koku vermeye, mum gibi onun önünde ışık saçmaya devam edeceğiz. Dinimizin düşmanı  cami yapsa o “Mescid-i dırar”dır, şerbet verse şaraptır, panzehir verse  zehirdir diyerek kabul etmeyeceğiz. Dostumuzun kirli çamaşırlarını sermemiz için düşman, altından ip gerse, gazete ve ekranlarını açsa biz, gözyaşıyla o kirleri yıkayacağız, yanan yüreğimizin ateşiyle kurutacağız ama teşhir etmeyeceğiz.”

Menfaatçi dostlar kuş gibidir. Yerde elinizden beslenirler, uçunca üstünüze pislerler! Menfaati miktarınca dost olan fecidir. “İyilik eden mükâfat beklediği an tefecidir. “

Dostlukları menfaate dayalı olanlar, bukalemun olurlar. Çünkü tapındıkları menfaat her dili konuşur, her kılığa girer. Bir toplumda, bir oluşumda mesele menfaat olunca herkesin dini para pul oluyorsa, o toplumda, o oluşumda insanlar Allah’tan başkasına kul olmuş demektir. “Menfaat sandalye gibidir. Ayağının altına alırsan yükselirsin, başının üstüne alırsan ezilirsin.”

Menfaat ilişkisini çıkardığınız zaman geride dostluk namı hisabına bir şey kalmıyorsa, siz çıkarı için yola çıkmışlar tarafından çalınıyorsunuz demektir. Kendi menfaatleri söz konusu olduğu zaman hiçbir ölçü tanımayan insanların dostlukları, düşmanın düşmanlığından daha tehlikelidir!

 

 

Dostlukları menfaatleri kadar olanlar/2

 

 

Yürümeleri gereken yolda yol arkadaşlarına tekme atıp yola yatanlar, kendi çıkarları için yola çıkmış olanlardır. Nokta kadar menfaat için, virgül gibi eğilenler, kullara kulluk etmek için sıra bekleyenlerdir. Bunlardan heva adamı çıkar, ama dava adamı çıkmaz.

Kemik uğruna köpek olanlar, menfaat uğruna çakal olmaktan geri kalmazlar. Kendi çıkarları söz konusu olunca her şeyi mübah görenler, meşru hiçbir tarafı kalmamış olanlardır. Rabbimiz haber veriyor:

“Tâlût, ordu ile hareket edince, ‘Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka’ dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) ‘Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: ‘Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.’ ” (Bakara Sûresi/ 249)

Meşru yolda yasaklanmış nehirden içenler, davadan vazgeçip kendi menfaatlerinden vazgeçmeyen dostlardır. “Deveyi yardan uçuran, bir tutam ottur.” Menfaat bir bal çanağı, insanlar da sinektir, kenarından yetinmeyip ortasına dalanlar, çırpına çırpına boğulurlar.

Menfaat caddesinde başlayan dostluk çile yokuşunda son bulur. “Hiçbir zaman unutma, menfaat çevresinde dost edinen, çile yolunda yalnız kalır.” Çıkarları için dine girenler, çıkarlarını kaybedince beklemez dinden çıkarlar. Rabbimiz haber veriyor:

“İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.” (Hac Sûresi/11)

Dostlukları zigzaglı olanlar, imanları pazarlıklı olanlardır. Menfaat için dine girenler, yine menfaat için dinden çıkarlar. Dün yere göğe sığdırmadığı dostunu bugün menfaatı kaybedince kötüleyenler, kötülükler için yaşayanlardır. Menfaat için dostluklar kurmaya çalışanlar çoktur. Lakin menfaat hesabı yapanların dostları yoktur. Düşmanımızın davulunu çalanlar, bize olan dostlukları menfaatleri kadar olanlardır. 

Dostlukları menfaatleri kadar olanlar fotoğraf gibidirler. Onları ne kadar büyütürseniz o kadar kaliteleri düşer. Hayata aynı açıdan değil, aynı acıdan bakanlar dost kalır. Dostluk, insanı insana anlatan aynadır; içinin seslerini duyuran dağ yankısıdır. İnsanın içinde bulutlanan sancıları sağanak sağanak indirdiği topraktır. Mutluluk ağacında sağlam duran yapraktır.

Beraberlerken yanlışı eleştirme cesaretini gösteremeyen dostların ayrılırken doğrulara doğru deme erdemini göstermeleri düşünülemez. Böyleleri yüze dost görünüp güler gezerler. Arkandan kuyu kazıp seni ezerler. Dostluğun dinde en mühim şubelerden bir şube olduğunu bilmezler.

Ey menfaatleri için dost görünüp oyun yapan insanlar. İnanın ki sizden üstündür ortalıkta gezen uyuz hayvanlar!

Dostlukları menfaatleri kadar olanlar, düşmanın güçlendiğini görünce dostlarının halini sormazlar. Düşmanlarının arkasında dururlar, ama dostlarının arkasında durmazlar. Bir dost ki kendi menfaatlerini kollar her bir yandan. Menfaati bitince kaybolur dostluk divanından. Köpek çok sadıktır böyle insandan!

Sahte dost her zaman kendi menfaatine kurbandır. Koyunlar ömürlerini kurttan korkarak geçirirler. Hâlbuki sonunda onu yiyen çobandır. Menfaati için dost olan yaşayan ölüdür. İnsanın dünyaya indiriliş sebebi, günahının cezası değil, tevbesinin ödülüdür!

Dava yolunda çile devri gelince tükenir yalanlar, düşer bütün maskeler. Meydana çıkar çıkarları için dost görünen çehreler. Aydınlanmaz olur karanlık geceler. Artık çağırsak da geri gelmez her gülen yüzü dost sandığımız günler.

Menfaatleri kadar dost olan kurtulamaz kullara kulluktan. Çöle rahmet iner buluttan. Şefkat gelmez koyuna kurttan. Dostluk yolunda ağardı tan. Menfaat için dost olmayan dost gönülde daimi sultan.

Dostluk fıtri bir ihtiyaçtır. Dostluk gönül aynasıdır, yüreklerin cilâsıdır. Mutlu olmak isteyen her insan ona muhtaçtır. Dostluk duygusu, Allah’tan bize ihsan. Mutluluğumuz dostluksuz noksan. Dosta muhtaç cümle insan

Nifak tohumu ekilmişse toprağına; kişi her şeye gelir ama gelmez dostluk bağına. Dünyevi bir menfaat gözetmeksizin dost olan baş tacı. Menfaatleri kadar dost olan her gün dostuna verir acı!

İbreti âlemdir karga ile bülbülün yoldaşlığı. Gül kokusu Allah’ın bülbüle bağışladığı. Karga gülün kokusundan istifade ettikçe bülbüle uyar. “Karga, gülün kokusundan uzak düşünce; bülbülün yoldaşlığından nefret duyar!”

 

mustafa çelik

yeni akit

Google+ WhatsApp