Dostluklar sevgi ile büyür

Dostluklar sevgi ile büyür


Geçtiğimiz hafta 6 yıl önce vefat eden arkadaşım Nesibe ile ilgili duygularımı yazmıştım, yazıyı okuyan dava arkadaşım, kardeşim Gülay senden önce gidersem beni de yazarsın deyince yüreğimde büyük bir acı, tarifsiz bir sızı hissettim. Gözlerim buğulandı, otuz yıllık arkadaşımla geçirdiğim günler, onun her tıkandığımda uzanan eli, vefası, hassasiyeti bir film şeridi gibi canlandı zihnimde. Dostlarımızla geçirdiğimiz günlerin değerini anlatabilecek bir kavram var mıydı acaba? Bir insanın yürek zenginliğini özetleyebilecek güce sahip miydik ya da? Sanmam…

 

Pamuk ipliği kadar ince bir çizgide yer aldığımızı düşündüm, hayat, ömür ve ölüm… Vuslat ne kadar da yakınımızda aslında… Telefonu kapatmıştım ama yüreğimdeki sızı hâlâ devam ediyordu. Hepimiz bu hayatın yolcularıyız, birkaç yıl önce ya da sonra olması neyi değiştirir ki? Ölümle akrabalığımız doğduğumuz gün başlıyor ve hepimizin bir veda anı olacak bu kaçınılmaz… Fakat Allah’ın rahmetidir, gündelik hayatta dünya ile ahiret arasındaki dengeyi kuruyor ve hayatımızı normal seyrinde sürdürebiliyoruz.

 

Eleştirilerimizi, kırgınlıklarımızı ortaya dökerken, dostlarımıza olan sevgimizi ifade etmekten hep kaçınıyor, onlar hayattayken ifade edemediğimiz sevgimizi araya mesafeler girdiğinde ya da ölümlerinden sonra abartılı şekilde dillendirmeye başlıyoruz. Bunu onlar hayattayken yapmamız daha doğru olmaz mı? Zihnim bu sorularla meşgulken, arkadaşım Gülay’la olan otuz yıllık dostluğum otuz saniyede geçiverdi gözümün önünden. Otuz yılda bir çocuk doğuyor, büyüyor ve evleniyor… Tıpkı insanlar gibi sevdiklerimizle olan bağlarımız ve dostluğumuz da büyüyor ve olgunlaşıyor. Çocuklarımıza verdiğimiz emeği sevdiğimiz insanlara da veriyoruz ve sevgi sadece umutları büyütmüyor, dostlukları da büyütüyor ve olgunlaştırıyor.

 

İbni Haldun, benzerliklerin insanları birbirlerine yakınlaştırdığını ifade eder. Serçe ile karganın hikâyesi ise onun bu düşüncesini destekler mahiyettedir. Hikâye şöyle: Bir serçe bir karga ile dost olmuştur ve birbirlerinden hiç ayrılmaz, birlikte hareket ederler. Bu durum insanlarda merak uyandırır, iki farklı hayvan türü nasıl olur da yaşamlarını birlikte sürdürür, birlikte yiyecek arar, birlikte ötüşür diye düşünürler. Yine bir gün iki kuş bir arada hoşça vakit geçirirken, her ikisinin de ayaklarının topal olduğunu fark ederler. Öz kardeşinizi, ebeveyninizi seçme hakkınız yoktur, fakat dostlarınızı seçerken benzerlikler, ortak noktalarınız sizi çeker ve aklınızla değil kalbinizle karar verirsiniz.

 

Kadim dostlarımı, arkadaşlarımı canlı birer kitap gibi okumaya çalıştığımda hepsinin öne çıkan özel değerlerinin olduğunu fark ederim. Kimileri cömertliği ile kimileri adil tutumu ile kimileri vicdani hassasiyeti ile yer etmiştir hayatımda. Otuz yıllık dostum Gülay ise bu özelliklerin neredeyse hepsini barındıran özel bir insan. Samimi bir dost, elini her an elimde hissettiğim bir kardeş, dava kadını, yoksul ve mağdurların annesi o. Sırtımdaki yükü taşıyamaz hale geldiğimde ilk arayacağım kişidir Gülay. Dostum dediğiniz kişi ile sizin aranızda köprü olan iki değer vardır. Sevgi ve güven. Ve güvendiğiniz insana derdinizi anlatabilir, içinizi dökebilirsiniz…

 

Yardımlaşmanın sadece maddiyatla gerçekleşebileceğini düşünürüz oysa kardeşiniz adına hayır duada bulunmanız da, onun derdini dinleyip teskin etmeniz de bir yardımdır. Halimi anlayacak bir dost sesine ihtiyacım var diyen birçok insanla karşılaşmış ve o insanların sırtlarındaki yükün taşlaştığını fark etmişimdir.

 

Ekmeğinizi herkesle bölüşebilirsiniz ama derdinizi ancak halinizi anlayabilecek özel kişilerle paylaşabilirsiniz. Gülay bencilliğe geçit vermeyen ve muhatabının acısını sahiplenen bir kardeşimdir ki, birçok kişiye kapısını açmış ve moral desteği vermiştir. Sanırsınız ki, iletişim halinde olduğu kişiyi etkin dinleme, anlama ve geribildirim vererek destekleme konusunda özel bir eğitim almış. Çoğu zaman sizin konuşmanıza gerek dahi kalmaz o bir uzman duyarlılığı ile mimiklerinizi okur ve sizin dünyanıza girip, sizin acınızı anlamaya çalışır. Yüreğinizdeki sızıyı hisseder, gözünüzden sızan yaşlara eşlik eder, kalp kırıklığınızı onarmaya ve sizi teskin etmeye çalışır. Bencilleşmenin hızla yayıldığı bir çağda o buna asla geçit vermez, biz duygusu ile hareket eder ve ekmeğini bölüştüğü gibi sevgisini de bölüşmekten kaçınmaz.

 

Zamanın çarkı hızla dönerken bizim mahallede çok şeyler değişti. Sadece dindar erkekler değil dindar kadınlar da dönüştüler, elde edilen maddi kazanımlar onların başlarını döndürdü ve ardı sıra kayıplar vermeye başladılar. Gülay bulunduğu koordinattan zerre kadar uzaklaşmadı, savunduğu değerlerden ödün vermedi, içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun yoksul ve mağdurların yanında yer almaya ve onların yaralarına merhem olmaya devam etti. Annelerin evlatlarını dinlemekten dahi kaçındıkları bir süreçte o başkalarının acılarında gezinmeye ve onların yaralarına merhem aramaya devam etti.

 

Arkadaşım Gülay, öz çocuğum gibi sevdiğim dört evladı hatıralarım ve dualarım arasında hep yer alacak ve onların hakikat üzere yaşayabilmek için gösterdikleri çabayı zihnimin en özel noktasında saklayacağım. Allah onlardan razı olsun…

Google+ WhatsApp