Doğu Türkistan çıkmazı

Doğu Türkistan çıkmazı


Doğu Türkistan çıkmazı

 

 

Doğu Türkistan unutulmuş ve çaresizliğe terk edilmiş insanların ülkesi… Ne yazık ki, küresel medya, burada mağdur edilen kardeşlerimizin seslerini kısmayı ve onları yok saymayı tercih ediyor. Okyanuslar ötesinde kıyıya vuran bir balinanın haberi birkaç dakikada bütün dünyaya ulaşırken, burada katledilen canlar, katledilen kültürel değerler, katledilen bebeklerin haberleri sümen altı ediliyor.

Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz günlerde kardeşlerimiz, “Yaşanan zulmü anlatan bir mektup yazdık, bu mektubu Cumhurbaşkanımıza ulaştırmak istiyoruz” dediler ve kar kış demeden yola çıktılar. Fakat polis engeli ile karşılaştılar ve bin bir umutla çıktıkları yoldan geri çevrildiler. Onları ekranlarda gördüğünüzde, “Karda kışta bu insanlar da neyin nesi” diyebilirsiniz. Fakat eğer zulüm mahallenize, sokağınıza ve ailenize ulaşmış ve sizin bütün değerlerinizi esaret altına almışsa, dağ taş, yaz kış dinlemez yola çıkar ve sesinizi duyurmak istersiniz. Zulüm, savaş, işgal, şiddet… bu kavramlar kolay telaffuz edilebilecek kavramlar değil. Savaş ağır bir imtihan. O nedenle kimse yaşamadığı şeye uzaktan bakıp ahkam kesmemeli, kimse Doğu Türkistan’da yaşayan soykırımı yok sayıp bu insanların imdat seslerine kulaklarını tıkamamalı…

 

Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz ülkelerinde yaşanan zulmü duyurmaya çalışsalar da her seferinde bürokratik engellere, siyasi politik çıkar hesaplarına takılıyor ve muvaffak olamıyorlar. Ne yazık ki görsel ve yazılı medya da onların yaşadığı zulmü yetirince gündeme getirmiyor, aksine görmezden geliyor.

İşgalci Çin sözde terörizmi önlemek için kurulduğunu iddia ettiği toplama kamplarını damgaladığı masum insanlarla dolduruyor. Evlerinden alınıp toplama kamplarına götürülen Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz burada kimliksizleştirilmeye zorlanıyor, fakat ne yazık ki seslerini duyuramıyorlar. Toplama kamplarına götürülen çocuklar anne babadan koparılıyor, genç bireyler kendi kimliğinden uzaklaştırılmaya, asimile edilmeye çalışılıyor, insanların çoğu yaşadığı işkenceler sonucu ya hayatlarını kaybediyor ya da akıl sağlığını yitiriyorlar.

Toplama kamplarında asimilasyona zorlananlar arasında, ülkenin tanınmış şairleri, yazarları, sanatçıları, akademisyenleri alimleri de bulunuyor. Burada sadece insanlar değil onların sahip olduğu kültürel değerler de katlediliyor, kardeşlerimiz Müslüman kimliğinden uzaklaştırılmaya ve Çinli olmaya zorlanıyorlar.

Ülkede yaşanan zulme dikkat çekmeye çalışanlar ağır ithamlarla karşılaşıyor, geri adım atmaya zorlanıyor, suçlanıyorlar. Toplama kamplarında yaşanan zulmü dile getirmenin Çin ile ilişkilerimizi bozabileceğini ifade eden ve ticari kaygıları dile getirenler de var. Ne yani şimdi ticari hesaplarımızı dikkate alarak biz kötünün kötü olduğunu ifade edemeyecek miyiz? En azından Doğu Türkistan’da zulüm ve soykırım var diyemeyecek miyiz? Unutmayalım “Müslümanım” demek büyük bir iddiadır. Bu iddianın sahipleri zulüm kimden ya da hangi cenahtan gelirse gelsin karşısında yer almakla ve adaletin tesisini sağlamakla yükümlüdürler.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp