Doğru ve Suçlu

Doğru ve Suçlu

Yanlışa yanlış demenin suç olduğu zamanlara geldik. Bir yanlış gördüğümüzde bunun düzeltilmesi için yanlış yapana bu yanlıştır dediğimizde artık suç sayılıyor. Üstelik yanlışı yapan yaptığının yanlış olduğunun bilincinde olmadığı gibi farkında da değil. Dahası yaptığı yanlışı

Doğru ve Suçlu

 

 

Yanlışa yanlış demenin suç olduğu zamanlara geldik. Bir yanlış gördüğümüzde bunun düzeltilmesi için yanlış yapana bu yanlıştır dediğimizde artık suç sayılıyor. Üstelik yanlışı yapan yaptığının yanlış olduğunun bilincinde olmadığı gibi farkında da değil. Dahası yaptığı yanlışı herkesin doğru bir şekilde görmesi gerektiğine inanıyor. Bununla da kalmıyor yaptığı yanlışın herkes tarafından doğru kabul edildiğine inanıyor. Bu aşamadan sonra süreç daha feci işliyor. Yanlışı yapan, yaptığı yanlışın yanlış olduğunu söyleyenleri düşman addediyor. Düşman addettiği kişilere küçümseyerek davranmaya çalışıyor. Bu aşama artık cahilliğin üst düzeyi olarak yürürlüğe giriyor. Çünkü yanlış yapan yaptığı yanlışı doğru, doğru olanı yanlış algılamaya başlıyor. İşte bütün kötülükler de buradan sonra başlıyor. Nasıl mı?

 

Herhangi bir konuda, o konuya ömrünü vermiş kişiye o konudan haberi olmayan kişi cahilce ‘akıl vermeye’ başlıyor. Kişiyi araştırıp öğrenme fırsatı varken öğrenmiyor da inandığı yanlışı sürdürmek ona daha kolay geldiği için kendi yanlışını o işin feriştahı olan kişiye doğruymuş gibi kendince ‘dayatmaya’ çalışıyor. Eğer o konunun âlimi olan kişi alçakgönüllü davranıp karşıdakinin yanlışını söylemezse, karşıdaki, konunun âliminin sanki kendinin yanlışını görmüyor zehabına kapılıyor. Yani konunun âlimi sustuğu zaman cahil kendini haklı ve yaptığı yanlışı doğru sanıyor. Bu sadece algıyla değil aslında çıkar ilişkisiyle şekilleniyor. Çıkarı olanların yaptıkları yanlışlarını ‘bilerek’ görmüyor çıkarı olmayanlara ise o konunun bilgini dahi olsa değer vermiyor. Burada kaybeden kimdir? Elbette cahiller karşısında bilginler kaybediyor. Görünürde ama! Peki, gerçekte kim kaybediyor?

 

Yanlışının doğrusunu öğrenmediği için yanlış yapan kaybediyor. Çünkü doğru bütün zamanlarda geçerliyken yanlış belli zamanlarda geçerlidir. Hatta yanlış sınırlı zamanlarda sınırlı mekânlarda ‘torpilli olunan’ kişiler nazarında geçerli olabilir. Doğru ise bütün zamanlarda geçerlidir. Dahası doğru kimse tarafından kabul görmediğinde bile geçerlidir. Dinler tarihine baktığımızda bazı dinlerin inananı bir avuç insanken inanmayanları çoğunlukta olduğu halde o dindeki doğru günümüze kadar gelmişken inanmayanlardaki yanlış o dönemle sınırlı kalmıştır.

 

Toplumda gitgide yanlışa doğru şeklinde inanma yaygınlaşıyor. Örneğin bir insana bir diğer insan hak ettiğini verdiğinde ona yardım yaptığını sanıyor. Hatta ona yardım yaptım diye reklâmını yapıyor. Oysa yardım kişinin zor zamanında yapılan ve karşılığı sadece Allah’tan beklenen bir olaydır. Eğer alan kişi ‘alacaklı olduğunu’ alıyorsa o yardım sayılamaz. Çünkü zaten o onun alacağıdır. Aynı durum iyilik yapma konusunda da var. Bir insan bir insana iyilik yapıyor ve iyilik yaptığı kişiden bir şey bekliyor. Karşılığı beklenen hiçbir şey iyilik sayılamaz. İyilik sırf Allah rızası için yapılandır. Kuldan herhangi bir beklenti olamaz. Oysa günümüzde ben buna şu iyiliği yapayım da ileride bunu kullanırım düşüncesiyle iyilik yapılıyor. İyilik yaptığı insanı dolaylı ya da doğrudan kullanmayı düşünüyor. Yapılan iyiliğin karşılığı iyilik yapılandan doğrudan veya dolaylı bir şekilde bekleniyorsa o iyilik değil çıkar ilişkisidir.

 

Çıkar ilişkisi yanlış bir ilişkidir. Günümüzde çıkar ilişkisine yanlış demek suç sayılıyor. Yalakalara yalaka demek suç sayılıyor. Bu da yalakaların sırtını dayadıkları yalakaların çokluğundan ileri geliyor. Yani yalakalar yalakalara yalakalık yapıyorlar. Yalaka üste yalakalık yapıyor alttakiler de yalakaya yalakalık yapıyor. Yalakalık hiyerarşisinde yalakalık yapmayana yer yok. Yalakalık yapmayan yalakalık yapanlara yalakalık yapıyorsunuz dediğinde yalakalar bunu suç sayıyor. Uyuşturucu kullananlara uyuşturucu kullanıyorsunuz bu yanlıştır demenin suç sayılması gibi.

Yanlış şimdi güçlü ve taraftarı çok olabilir ama doğru bütün zamanlarda geçerlidir!

 

 

 

Cafer Keklikçi/Milli Gazete

Google+ WhatsApp