Dizi oyuncuları çocuklarımızın rol modeli olamaz

Dizi oyuncuları çocuklarımızın rol modeli olamaz


Dizi oyuncuları çocuklarımızın rol modeli olamaz

 

Etkin kişi kimdir diye sorulsa cevabınız ne olurdu? Hakkı söyleyen, haktan yana olan kişiyi mi işaret ederdiniz yoksa ekonomik gücü elinde tutan elit bir kişiyi mi? Sanırım hiç tereddüt etmeden hakkı söyleyen kişinin daha etkin olabileceğini ifade edecektiniz. Ancak gündelik hayattaki tavrınız bu ifadelerinizle hiç de örtüşmüyor farkında mısınız?

Materyalist kültürün hâkim olduğu çağımızda fertler hakkı söyleyeni değil ekonomik gücü ellerinde tutan kişi ya da kişileri dikkate alıyor, bu kişilere itibar ediyor ve onların israf kokan hayatlarına özeniyor. Genç bireylerin rol modellerini dizi oyuncularından, futbol camiasından seçmelerinin nedeni de bu. Onlar ekranlarda sergilenen şaşalı hayatlara öykünüyor ve bu kişilerin tutum ve davranışlarını birebir taklit ediyorlar.

Eğitimciler genç bireylerin neden bu kadar uçlarda gezindiğini sorguluyor ve tehlikeyi ötelerde arıyorlar. Oysa tehlike evlerimizde, odalarımızda evimizin en tenha köşelerinde yer alıyor. Televizyon, internet ve cep telefonlarının girmediği mekân yok.

Çocuklarımızın karakteri anne-baba ve öğretmenlerin maiyetinde şekillenmiyor ne acıdır ki bu araçların güdümünde şekilleniyor. O yüzden bugünün çocukları kendi türlerine karşı verici olamıyor, onların haklarına riayet edemiyorlar. Çocuklar çaba sarf etmeden kazanmayı hayal ediyor ve bütün hayallerini bunun üzerine kuruyorlar.

İnsanlarımız daha evvel meşru görmedikleri birçok şeyi artık meşru görüyor, sorulduğunda ise “zaman değişti” deyip geçiştiriyorlar. Dizilerin zinaya özendirdiğinden şikâyet etseler de burada sergilenen gayr-i meşru ilişkileri meşru olarak kabul ediyorlar.

Dizilerin çocuklarımıza aktardığı çarpık anlayışlardan biri de mutluluğun parayla elde edilebileceği algısıdır. Bu anlayışa göre yoksullar asla mutlu olamazlar, mutlu olmanın tek şartı para ve mevkiidir. Genç bireyler ekranlarda boy gösteren şahısların sergiledikleri davranışlara değil şaşalı yaşantılarına odaklanıyor. Oysa ekranların yüzü haline gelen bu insanların çoğu ihanet, gıybet, dedikodu, kibir gibi olumsuz hasletlere sahip oluyor ve büyüklenmeci tavırlarını üst bir değer olarak lanse ediyorlar. Fakat ne kadar temizlemeye kalkarsanız kalkın siyah siyahtır beyaz beyazdır bu bir gerçek.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp