Diyarbakır’da Ayşe, Niğde’de Dursun!

Diyarbakır’da Ayşe, Niğde’de Dursun!


Diyarbakır’da Ayşe, Niğde’de Dursun!

 

 

İkisinin de hukuki durumu aynı..

İkisi de mahkum.

İkisi de cezaevine girdiler.

İkisi de, yakınlarının ihtiyaç durumu sebebi ile geçici olarak cezaevinden tahliye talebinde bulundular..

Şaşıracaksınız ama..

Güneydoğu’da başka bir hukuk uygulandığı sürekli iddia edildiği için..

“Diyarbakır’daki Ayşe’nin yararlanamadığı bir imkandan.. Niğde’deki Dursun’un yararlandığını” sanacaksınız ama..

Tam tersi oldu..

Diyarbakır’daki Ayşe’nin talebi kabul edildi.. 

Diyarbakır’daki Ayşe’nin küçük çocuğu gerekçe gösterilerek, Diyarbakır Başsavcılığı tarafından infazının ertelenmesine karar verildi..

Cezaevinden geçici olarak tahliyesi sağlandı..

Ama Niğde’deki Dursun’un, gerek eşinin ve gerekse annesinin bakıma muhtaçlığı dikkate alınmadı, cezaevinde kalmaya devam ediyor..

Konuyu biraz daha açalım..

Diyarbakır’daki Ayşe, kamuoyunda bilindiği sıfatı ile Ayşe öğretmen, PKK’lı teröristlerin hendek kazıp, emniyet güçleri ile çatıştığı tarihlerde, Kanal D’de Beyaz Şov’a telefonla bağlanıp, “Çocuklar ölmesin” çağrısı yapmıştı..

Aslında çağrı, PKK’lılara yapılsa.. 

PKK’lılar hendekleri kapatsalar..

Askerin, polisin o bölgede operasyonu da sona erecekti..

Ama PKK’lılar, propagandayı hep kurnazca yapıyorlar ya..

Kendileri öldürüyorlar, sonra “Çocuklar ölmesin” diye medyada algı oluşturuyorlar ya..

Ayşe öğretmen de.. PKK’lı teröristlerin propaganda taktiğini sürdürüp..

Sanki durup dururken, güvenlik güçleri Diyarbakır’da operasyon başlatmış gibi..

Operasyonda da, çocuklar ölüyormuş gibi..

Güvenlik güçlerini suçlu olarak ima edici anlatımla, “Çocuklar ölmesin” demişti..

Zaten aldığı ceza da, bu sebeple idi..

Devletin, askerin, polisin “çocuk öldürme” diye bir amacı olabilir mi?

Tabii ki olmaz, olamaz..

İddiaları bir anlığına doğru kabul etseniz.. Devlet o gün çocuk öldürüyor idi ise.. Hendekler ortadan kaldırıldıktan sonra, bugün itibari ile o bölgede niye çocuklarımız ölmüyor?

O gün ile bugün arasında tek fark, PKK’nın kazdığı hendeklerin ortadan kaldırılması..

Hendek var iken, çocuklar ölüyor, bugün ölmüyor ise..

Suç devletin değil, hendekçilerindir..

Suç güvenlik güçlerinin değil, PKK’nındır..

 Bu; Diyarbakırlı Ayşe’nin mahkumiyeti ile ilgili bilgiler..

Peki, Niğde’li Dursun Suna niçin mahkum olmuştu?

Güvenlik güçlerine bir söz mü söylemişti?

Devlete hakaret mi etmişti?

Hayır..

Asla..

Devletin bir kaymakamının.. Bulunduğu makamı ve görevini suistimal ederek bazı kadınlarla gayrı ahlaki ilişkisini belgeleyen fotoğrafları, rahmetli Hasan Karakaya abimize yollamış, gazetemizde haberin yayınlanmasına vesile olmuştu..

Kaymakam şikayetçi oldu..

Dursun Suna, özel hayata ait bilgileri gazetede yayınlattığı için mahkum oldu..

Kaymakamın, görev yaptığı ilçedeki evli kadın ile nahoş fotoğrafları, “özel hayat”sayıldı..

Haydi yerel mahkeme böyle saydı..

Yargıtay 12. Ceza Dairesi de, böyle kabul etti..

Dursun Suna’nın cezasını onayladı..

Dursun Suna, cezaevine girdi..

Diyarbakır’daki Ayşe öğretmen ile Niğdeli gazeteci Dursun Suna’nın hikayeleri işte böyle..

Birisi, devleti suçluyor..

Diğeri, devleti kötü ithamlardan kurtarmak için, devlette görev yapan bir memurun yanlışlarının haberleştirilmesini sağlıyor..

O memuru gösterip, devleti suçlamıyor.. Memurun kendisini ifşa ediyor..

Ama gelin görün ki..

Diyarbakır’daki Ayşe öğretmen, Nisan ayında cezaevine girdikten sonra, onlarca medya organında haber olup, 15 gün içinde, küçük çocuğu gerekçe gösterilerek tahliyesi sağlanıyor..

İtiraz ettiğim sanılmasın.. 

Çocuğu küçük, tabii ki kanun müsaade ettiğine göre, bu haktan yararlandırılsın..

Ama..

Dursun Suna’ya sıra gelince..

Hem Akit’ten başka haber yapan çıkmasın..

Hem de.. Dursun Suna, Ayşe öğretmenin çocuğu için aldığı raporların benzerlerini Niğde Başsavcılığı’na verdiği halde..

6 aydır, hala infaz ertelemesi kararını beklesin..

İşte itirazım, buna..

Kimbilir, belki de..

5 ay sonra Dursun Suna zaten tahliye olduğunda..

Niğde Başsavcılığı uyanır da, kararını yollar: 

“Yakınlarının muhtaçlığı sebebi ile infaz ertelemesi istenmiş olduğu görüldüğünden, yapılan incelemede..”

Bir de diyorlar ki..

“Güneydoğu’da yaşanan hukuksuzlukları.. Ülkenin diğer bölgelerindeki uygulamalarla kıyaslamak bile mümkün değildir..”

Somut örnekte görüyorsunuz işte..

Hem Ayşe öğretmenin mahkum olduğu suç vahim mi vahim..

Dursun Suna’nın suçu ise, devlete yönelik değil..

İlaveten..

Dursun Suna, Ayşe öğretmenden çok daha önce müracaat etmiş.

Bir ilavem daha var.

Hani deniliyor ya..

“Siyasi iktidara yakın insanlar, ayrıcalıklarla yaşıyorlar.. Siyasi iktidara mesafeli insanlar ise, buluttan nem kapılıp, cezalandırılıyorlar” diye..

Hiçbir ekleme yapmadan..

Hiçbir çarpıtma yapmadan..

İki somut olayı, sizlere aktardım..

Aynı kanun maddesinden yararlanarak, birisinin nasıl salıverildiğini..

Diğerinin ise, halen cezaevinde olduğunu..

Aktardım..

Yorum, sizlerin..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp