Din-diplomasi ilişkilerinde Armageddon faktörü...

Din-diplomasi ilişkilerinde Armageddon faktörü...


Din-diplomasi ilişkilerinde Armageddon faktörü...

 

Bütün dünyayı” karşınıza alarak, Golan Tepeleri’nin egemenliğini İsrail’e vermek nasıl bir hediyedir?..

Karşılığında ‘ABD Başkanlığını’ alıyorsanız, az bile sayılır...

***

Din-diplomasi ilişkisinde gezegenimiz ayrı bir rakımdadır ve bu kadar metafizik/teo-politik senkron beni korkutur...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

 

Yeni Zelanda’dan sonra durmadı... Önce 50 Müslümanın katili teröristin Ayasofya göndermeleri, ardından ‘Netanyahu Jr.’ın Ayasofya’sı, takiben Avrupa Birliği’nin, ‘şekline bile dokunursanız üye olamazsınız’ tehditleri...

Tuzağın, gel-gelin nasıl kurulduğunu bir önce paylaşmıştım.. Malum, Kasım Süleymani’ye verilen “Zülfikâr”ı eklemiştik. Kudüs’e yönelik ataklar ve kapatılan Mescid-i Aksa’da ne yaptıklarını merak etmiştik..

Ve devam ediyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moskova ziyaretinden vesile Kremlin, ardından Kırım Savcısı tarafından Kırım’da cami açılışına davet..

Nihayet, ‘Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıyacağım’ vaadi yüzünden Başkan Trump’ın, “İsrail’i korumak için Tanrı tarafından gönderilmiş” ve “İncil’deki Kraliçe Ester gibi Yahudileri koruyor” cümleleriyle bizzat CIA eski Başkanı ve Dışişleri Bakanı Pompeo tarafından kutsanması!..

Kraliçe Ester, Persler’den, yok olmaktan kurtarmıştı Yahudileri.. Bu sefer “iyilik” daha büyük. Ama ne?..

Pompeo: “Kudüs’ün altındaki tünelleri ziyaret ettim. Dikkate değerdi. Burada 2-3 bin yıl öncesinin inanç tarihini görebiliyorsunuz. Yönetimimiz Yahudi devletinin hayatta kalmasını garanti etmek için çalışıyor”...

Ne gösterildi acaba?..

***

Christchurch-Tel Aviv-Brüksel bir hat..

Kudüs/Mescid-i Aksa-Ayasofya bir hat..

Keşmir-Kıbrıs-Kırım bir hat...

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Müslüman düşmanlığı yerini Katolik, Protestan, Ortodoks düşmanlığına bırakabilir. II. Dünya Savaşı gibi bir savaş yine sizin yüzünüzden çıkacak”...

***

Cumhurbaşkanı’nın Ayasofya’ya ilişkin son açıklamaları, yani isminin ‘Cami’ olarak değiştirilmesi ve Türklerin ücretsiz olarak ziyarette bulunabileceği yönündeki cümleleri-ki cari olanın hâlâ bu konudaki ilk açıklamaları olduğunu düşünüyorum-ABD’nin Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğini tanıdığı Pazartesi akşamından evvele, Pazar akşamına gelmesi elbette Washington ve Tel Aviv’e peşinen kaş çatmaktır.. Belli ki Ankara önceden fark etmiş...

Başkan Trump devasa imzasını, yanında aynı kravatlı Netanyahu ile birlikte uluslararası kameralara gösterirken, İsrail jetlerinin Gazze’yi bombalaması da, Washington’un İsrail’in ve 9 Nisan seçimleri arifesinde Netanyahu’nun yanında tam durduğunu gösteriyor...

***

Üçüncü yazı ve tekrarlıyorum... Yerel seçimlerin ardından Türkiye, birden çok fırtınanın oluşturduğu siklonun ortak gözünde bir dış politika sürecini yönetmek zorunda kalacak. Yeni Zelanda ve Golan iki etti ve aslında akışa eskilerle birlikte ekliyoruz. Ayrı ayrı değil, üst üstedir...

***

Fakat her şey kötü değil...

Trump’ın İsrail’e bu kadar yüklü bir hediye vermesiyle, Oval Ofis’i burnundan getiren, 2016 başkanlık seçiminde Rusya ile işbirliğini sorgulayan savcılık raporunun “temiz kağıdı”na dönüşmesindeki ilişkiyi yakalamak lazım...

Öte yandan bu bağlantı Başkan’ı tamamen “aklamaz/hür kılmaz”.. İçerisinde muhakkak zaman ayarlı tuzaklar bırakılmıştır. Zaten, Adalet Bakanlığı’nın ABD Kongresi’ne raporun bir özetini sunarken yaptığı yorum, “kanıt olmadığı ama aklamadığı”nı içeriyor...

Yine de Trump artık çok daha dokunulmaz ve savcılık raporu artık onun silahı. Demokratlar yenildi. Beyaz Saray, kaybettiği yılların faturasını onlara çıkartacaktır. Demokratların, Hollywood ve medyanın tek çıkış yolu, seçimlerde sağlam bir aday bulmak...

Peki, bunlardan bize ne?..

Bu suçlamalar/iddialar, Trump’ın Rusya’ya bakışını, yaklaşımını dizginliyordu. Kabaca Çin’e karşı Rusya’yı arkalamak olarak tarif edilebilecek Kissinger planı nefessizdi. Ancak bundan sonra-Rusya karşıtı ve İsrail yanlısı güç odaklarıyla politik ticarete de devam ederek-Başkan’ın ikinci döneminde plan ilerleyebilir...

***

Türkiye uzun erimli oyun kurmalı. İki boyut var. Yeni durumun dünya güç dağılımına etkisi ve Ankara’ya yansımaları. İki, güney sınırımızın bütününden bize yansımaları.

‘Yeni Soğuk Savaş’ı geriletme adımları gelebilir. Putin-Trump zirvesi izlenebilir. Avrupalı müttefikler bundan rahatsız olabilir. Hepsinin Türkiye’ye etkileri olacaktır.

‘Başkanlıktan azil’ ya da “iktidar ama muktedir değil” türünden demokles kılıçlarının düşmesiyle gelen ilk hamle Golan ise.. ikinci hamle ‘Güvenli Bölge’ mi?..

Çünkü, plan hem ruhu itibariyle hem hazırlayıcılarının stratejik kabulleri nedeniyle, Türkiye-ABD-Rusya üçgenini akıllıca buluyor. Gelgelelim bu planın vazgeçilmezlerinden biri hem Trump’ın hem Türkiye’nin Rusya’yla ilişkilerde sınırı aşmaması ise diğeri İsrail.

Hemen söyleyeyim, S-400 o sınırlardan biri değil! O İsrail’le ilgili. Bu yüzden sabahtan akşama S-400-F35-Patriot analizleriyle kendini perişan edenler boşa yoruluyor.

Tel Aviv’in üst üste gelen kazanımları geçiş sürecinde tamamlanmaya çalışılıyor ve Ankara’ya davet yapılmadan evvel ‘karşılığında istenecekler’ dosyalanıyor...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp