Dillerin ve Kalplerin Orucu

Dillerin ve Kalplerin Orucu


Dillerin ve Kalplerin Orucu

 

 

Oruç bir hayatın ve bedenin, kalbin bütünü içindir. İmsak ile birlikte bütün bu unsurlar bir disiplin içindedirler. Birbiriyle uyumlu birbiriyle anlayışlı ve sezgili.

Oruç dil ile tutulunca dil kendini bilir. Sözün fazlalığından kaçınır. İftira ve öfkeden uzak durur. Şer ve yanlışlardan beri kalır. Sözü tartar, sonucunun nereye varacağının hesabını yapar. Dil diline sahip çıkar. Yalan yanlış sözlere kapılmaz, söz taşımaz, kibirlenmez, boşluğa düşmez. Galiz ve kulak tırmalayıcı sözlerden kaçınır. Edebin sözcüsüdür dil. Onun da bir ağırlığı var.

Dil insanın başının belâsı olur kimi zaman. Başın belâsı olacağı gibi insana baş tacı da olur. Sevda sözleri dil iledir. Güzel şiirler dil ile söylenir.

Aşkın dilidir dil.

Sevginin dilidir dil.

Merhametin dilidir dil.

Rahmet olana kapıları aralar. Kötülüklerden, günahlardan uzaklaştırır.

Ağızdan çıkan söz insanın sesli eylemidir. Bu yazılı kayda geçmiyor gibi olsa da uzamda kayıttadır. Yazıcı melekler onu kayda geçerler. Bir gün onların da hesabını veririz.

Dilin orucu aklın da orucudur. Sözcükler ve sesler akıldan doğar ve dışa taşır.

Akıl katıdır, acımasızdır. Dışa ve yaşananlara hitap eder. Bazen insanın kendisine bile acımaz. Soğuk ve iticidir. Dış dünyanın dilidir. Onun sakinleşmesi için de oruç gereklidir. Naif ve yumuşak olması için, haddini bilmesi için, gurur ve kibrini kırması için. Şeytanın yolunu kesmesi için. Denetleyici olan o özelliğini hayata geçirmesi için.

Kalbin dili başkadır. O kendine özgüdür. Hiçbir yanlışlığı kabul etmez diyeceğiz ama duygu yüklüdür. Duygu bazen sınırları aşmaya neden olur. Onun hem akla, hem de kendi aklına gereksinimi var. Denge sağlanması için bu gereklidir.

Hiçbiri kendi başına bırakılamaz.

Gönle taç olacak olanlar kalpten yani gönülden geçer. Sevgi ve bağlanışın kapısı orasıdır. Aklın tuzağına kapılanlar dünya servetinin ve tamahının peşinden koşarlar. Orada kalbî hiçbir durum olamaz.

İnsanın gönlünü alan kalp dilidir.

Kalp çok naif ve narindir. Kırılmayı görsün. Bir kristal gibi dağıldı mı bir daha toparlanamaz. Onu bütünleyecek hiçbir yapıştırıcı nesne yoktur. Ne yazık bunun da tek çözümü gene kalp dilidir. Dış dile yansıyan kalp dili. İç dil dış dili besler. Birbiriyle uyumlu olunca güzellikler sadır olur, yani doğar, yani gelişir ve büyür. Bir gül gibi, bir çiçek gibi.

Orucun dili olumsuzluklardan uzak durur. İstenmese de kendiliğinden olur bu. Çünkü görevidir bu.

Oruç dili kalp kırmaz, aklı tahkir etmez, üzmek için yaratılmamıştır o hâl ve durum.

Sevgili’ye oradan varılır, Allah’a bağlanmanın aracıdır. Allah, yarattığı bu varlığı güzellikleri yaşasın diyedir.Oruç dili merhamet ve sevgi dilidir.

Oruç dili aşk dilidir.

Karınca küçük yaratıklardan, onu bile incitmeden sakınan bir dil, ondan daha küçük şeylerin olduğunun bilincindedir. Onun için nesnelerin, durumların büyüğü küçüğü olmaz hiçbir zaman. Çünkü bu dil zerre denen gözle görünen ya da görünmeyen kötülüklerden sakınır, iyilikleri kollar ve onunla yaşamaya bakar.

Kalbe dokunan dil aklı da kuşatır.

İman dilidir kalp dili. Bağlanışın dilidir kalp dili. Gönül ve sevgi dilidir kalp dili. Bu dil kendini en çok da oruçta bulur. Tanrı bağışı olan bu güzellikte, bu iyilikte bulur kendini.

Kalbin dili gözdedir, dildedir, akıldadır, tendedir, candadır. Çünkü kalp dili oruç dilidir.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp