Dilini tut ki kalpler kırılmasın

Dilini tut ki kalpler kırılmasın


Korona yüzyılı, Müslümanlar için ise oruç ayı. Her şey iç içe geçmiş durumda. İnsanların elini kolunu bağlayan, hareket alanlarını sınırlayan günlerdeyiz. Çok yönlü bir hayat değişimi. Oruç Müslümanların her yıl yaşadıkları rutinleri. Hem özleyip bekledikleri, hem de sabırsızlıkların sabra dönüştüğü bir yaşama tarzı. İnsanın kendini anlayıp dinlemeye çabaladığı bir gerçek. Bu hayat böyle, bu anlayış böyle. Belli bir zaman insanın bütün unsurlarının denetim altında olduğu dönemleri.

 

Bu dönem çok farklı. Dünyayı kilitleyen devinimsiz bırakan bir süreç. İçe kapanış, korku ve tedirginlik ile. İnsanın en çok da çektiği dilinden. Zehir akıtan, hem kendini hem de muhatabını zehirleyen bir dil. Hem başının belâsı, hem gönlünün kapı aralayıcısı. Nefretin zehirli olduğu yerde durmuyor dursa can çekişecek sanki. Ölümü dilinin ucunda. Bir an önce sağa sola saldırmak için tetikte. Nedenler bulmak için bahaneler mi yok. O ilençli varlık kaynayıp durur olduğu yerde.

 

Korona günlerinde insanlık can derdinde iken, Müslümanlar oruçlu hâlleriyle sabırla donanırken ve böyle olması gerekirken. Bir yerde zehirli bir dil zehirli oklarını fırlatıverir. Oruçlu olduğunu düşünen ama dilinin zehirli tutkusundan vazgeçmeyenler anında karşılık verirler. Ortalık toz duman olur, zehir püskürtüleri korona virüsünden beter saçılır ve bulaşır. Sabrı ruhlarına ve kendilerine giysi bellemeyenler bu savaşa katılır. Birbirlerini tüketmek için, birbirlerini kollarlar canhıraş saldırırlar. Bundan da zafer kazanmışçasına haz alırlar. Gönül almak yerine, uzak durmak yerine savaşa ortak olurlar. Kazanan güç değil kötülükler olur. Kimilerini bir an için güç sahipleri sindirir ama nefret dili kendi içinde bilenir, zehir toplamaya devam eder, günü ve zamanı gelince daha şiddetli saldırıya geçer. Kin tohumları ekildikçe toprak özünü yitirir. Kin tohumları dilde ve gönülde yer edince insan insanlığını yitirir.

 

Sabır Müslüman’ın direnç alanı. Öfkelerini, bastırma oruçla sınanır. Öfkelerine baskın çıkanlar kazanır, tutulanlar yitirirler. Hayatın hemen bütün dönemleri insanlık için deneyseldir. Kötülüklerin ve iyiliklerin benzerini sürdürme deneyimi. Aşk ve gönül dili insanı güçlü kılar geleceğe taşır. Dil durmayınca zehir salgılar, yerinde durmaz, sağa sola ileri geri atılır. Tıpkı bir yılanın dili gibi. Kalpleri kırmak için var sanki. İnsanı incitmeye can atar. Oruçlu günler zehir savar günleridir. Hakikatte inananlar ve bilenler için. İnsanların gönüllerini kazanmak isteyenler ve dileyenler için. Ağızlarıyla, gözleriyle oruç tutanlar kalpleri ve dilleriyle de oruç tutarlar. Orucun ruhuna erenler bütün unsurlarını denetimde tutarlar. Bu, kendiliğinden olur. Sabırların güç olarak kullanmayanlar yenik düşenler bedensel açlığın getirdikleriyle saldırıya geçebilirler. Gönlüne ve diline hâkim olanlar güzellikler saçarlar. Aşkı diline sahip olurlar.

 

Zehirli dil zehirli olana karşılık verirken zehrinin de nefretinin de şiddeti artar. Oysa bir Müslüman için en zorlu zamanlarda sabırla donanır. Zor günlerinde ve zor olan ibadet anlarında.  Oruç Müslümanlar için kötülük savar güçtür. İnsanların kimi zaaflarını ibadet ve inançlar ile denetlerse kazançlı çıkar, yenik düşerse anın getirdiği gerilimle kötülük saçar. Kötülük inançta ve düşüncede değil kişidedir.

 

Gönlü kötülüklere kapılanlar güzellik sunmazlar.  Dilleri ve gönülleri sevgi yüklü olanlar güzellik ve iyilik sunarlar. Ey oruçlu dilini tut, gönlün hoş olsun. Ey oruçlu dilini tut ki ruhun dinlensin, yorulmasın. Ey oruçlu aşk diline sahip ol ki sevgi haleleri insanlığı bürüsün. Ey oruçlu sabrının son demine sabırla kal ki sabır kuleleri yükselsin, gönüllüleri gölgesine dâhil etsin. Sevgi dili aşk dili ile.

Google+ WhatsApp