“Diktatör”ün(!) yemin töreninde onu destekleyen gazetecinin yaşadıkları!

“Diktatör”ün(!) yemin töreninde onu destekleyen gazetecinin yaşadıkları!

Bir yıl önce.. Tarihini de veriyorum.. 30.06.2017 günü, yazarımız Mehtap Yılmaz, “Elde var tezek, Kılıçdaroğlu!” başlıklı bir yazı kaleme almış... Yazı içeriğinde, şikayete konu olan cümle bire bir şöyle: “PKK’lı terörist (..) cenazesinde, tabuta sarılıp zırıl zırıl ağlayan Gamze İlgezdi

“Diktatör”ün(!) yemin töreninde onu destekleyen gazetecinin yaşadıkları!

 

 

Akit gazetesi, iktidara yakın bir gazete ya..

Mehtap Yılmaz da, Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını destekleyen gazetecilerden ya..

Birileri de sanıyor ki..

Devlet ile tüm işlerimiz, kebap ilişkiler..

“El bebek, gül bebek” ilgi görüyoruz.. Devlet nezdinde el üstünde tutuluyoruz..

Kanundaki haklarımızdan yararlanma konusunda hiç sıkıntı olması mümkün değil..

Fazladan, kanuna aykırı olarak, bize imtiyazlar sağlanıyor, ayrıcalıklar tanınıyor..

Böyle sanılıyor..

Böyle gösteriliyor..

O halde..

Buyrun somut bir örnek..

Kendiliğinden gelişen ve kanuni haklarımızın bile ortadan kaldırıldığı, açık bir mağduriyetin yaşandığı olay..

A’sından Z’sine kadar, “Skandallar zinciri” mi dersiniz..

Devlet yapısının lime lime döküldüğü bir “Hak ihlalleri zinciri” mi dersiniz..

Yorum sizin..

Ben size, olayın hukuki teknik ayrıntılarını vererek aktarmakla yetineceğim..

Bir yıl önce..

Tarihini de veriyorum..

30.06.2017 günü, yazarımız Mehtap Yılmaz, “Elde var tezek, Kılıçdaroğlu!”başlıklı bir yazı kaleme almış...

Yazı içeriğinde, şikayete konu olan cümle bire bir şöyle:

“PKK’lı terörist (..) cenazesinde, tabuta sarılıp zırıl zırıl ağlayan Gamze İlgezdi ile birlikte yürürsen..”

Ayrıntıya girmeden, bu noktada tarafları tespit edelim..

Gamze İlgezdi, CHP milletvekili..

Gamze İlgezdi’nin ismini yazısında anan gazeteci, siyasi iktidarı destekleyen bir yazar..

Yazının yayınlandığı gazete, muhalifler tarafından “AK Parti’yi koşulsuz destekleyen bir yayın organı” gibi gösterilen Akit gazetesi..

 Yazarın değindiği konu, değişik yazılarında da hatırlattığı üzere..

İstanbul Gazi Mahallesi’nden Kobane’ye giden ve orada PYD saflarında alan savunması yaptığını iddia eden silahlı bir kişi..

O kişi, Kobani’de bir çatışmada vuruluyor..

Cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi tartışma konusu oluyor..

Sonunda izin veriliyor..

Cenaze getiriliyor..

Cenazenin başında, CHP milletvekili Gamze İlgezdi ve CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu yerlerini alıyor..

Yani..

İki milletvekili..

Eli silahlı bir kişinin..

Türkiye’ye yönelik de eylemleri olan PYD terör örgütünün safında yer alarak..

Yurtdışında bir çatışmada ölmesi üzerine..

Onun cenazesine katılıp, üzüntülerini ifade ediyorlar..

Yazarımız da..

Bu olayı..

“Tabuta sarılıp zırıl zırıl ağlayan Gamze İlgezdi” ifadesi ile eleştiriyor..

Ortada bir küfür yok..

Ağır bir hakaret yok.

Gerçek dışı bir isnat yok..

Olmayan bir olayı, olmuş gibi gösterme yok..

Tüm bu verilere rağmen..

Sosyal demokrat geçinen..

Özgürlüklerden bahseden..

Her daim basın hürriyetinden yana olduğunu anlatan CHP’nin milletvekili Gamze Hanım..

Soluğu Anadolu Cumhuriyet Savcılığı’nda alıyor..

Niye Anadolu Savcılğı?

Gazetenin merkezi, Küçükçekmece’de..

Gamze hanım, Ankara’da milletvekili..

Anadolu savcılığı ne iş?

“Hanımefendinin eşi Battal İlgezdi, Anadolu Savcılığı’nın yetki alanındaki bir ilçede belediye başkanlığı yapıyor da, onun için..”

Arkasındaki soru işaretlerini bir kenara bırakalım..

“Savcılığa şikayette bulunmak, herkesin hakkıdır.. Siyasi iktidarı desteklese de.. Muhalifleri eleştiriyor olsa da.. Güvenlik güçlerimizi şehit eden PYD isimli terör örgütünün yanında yer alan bir kişinin cenazesine katılanlara eleştiri yöneltiliyor olsa da.. Hedef alınan kişi bir siyasetçi olduğu için, bu eleştirilere katlanması zaten AİHM kararları gereği zorunlu olsa da.. Savcılığa şikayette bulunulmuş.. Savcılık da soruşturmayı açmış. Bunda hiçbir anormallik yok”diyelim..

Ben nezaketen, yargıya saygımız açısından “Diyelim” diyorum ama..

Bunu derken, bir de bana sorun..

Her şeye rağmen..

Burayı da geçtik..

Savcılık, yazarımız Mehtap Yılmaz’ın ifadesini almak için ikamet adresindeki savcılığa talimat yazıyor..

Yazarımıza yazılı davetiye yollanarak, şikayet dilekçesi de kendisine tebliğ edilerek ifadesini vermesi istenmesi gerektiği halde..

Nereden temin edilmiş ise..

Telefon ile kendisine ulaşılıyor..

“İfade vermeniz gerekiyor. Karakola buyrun..”

İfade ne için belli değil..

Şikayetçi kim belli değil..

Şikayet dilekçesi nerede, belli değil..

Resmi bir davetiye yazısı ortada yok..

“Aloooo.. Mehtap Yılmaz mı?.. İfade vermen gerekiyor.. Yarın saat..”

Mehtap Hanım da..

O tarihte tesadüfen yurtdışında imiş..

“Şu an değil, döndükten sonra” cevabı verince.. 

Karakol, sanki tüm görevini yapmış da.. Yazılı tebligatı, suç isnadını, şikayet dilekçesini kendisine bildirmiş de.. 7 günlük kendisine bir süre vermiş de.

Mehtap Hanım “Nasıl olsa Reis bizim hakkımızı korur.. Karakola niye gideyim ki?” demiş gibi..

Polis kardeşimiz tutanağını tutmuş, “İfadeye gelmiyor” demiş, evrakı savcıya... Talimat savcısı da.. Evrakı Anadolu Savcılığı’na iade etmiş..

Vaaayy.. Sen misin, telefonla çağrıya rağmen.. İfadeye anında gelmeyen..

Hemen hakime müracaat..

Hani, tüm sulh ceza hakimlerini, Reis tayin etmişti ya..

Hepsini, bire bir tanıyordu ya.. O sulh ceza hakimlerinden birisine iki satırlık talep..

“İfadeden kaçıyor.. Yakalama kararı verin” diye..

Mehtap Hanım nereye kaçıyor ise..

Kimden kaçıyor ise.

Kaçtığını kim, hangi somut veriye göre söyleyebiliyorsa?

Yakalama kararı veriliyor..

Veee..

Mehtap Hanım, eşi Ali Gür ile birlikte, Başkan’ın yemin törenine katılmak üzere Ankara’ya geldiğinde, otele giriş yaptıktan birkaç saat sonra..

Polis kapıya dayanıyor: “Yakalamanız var!”

Gece karakolda geçiriliyor..

Sabah savcıya ifade veriliyor..

“Serbestsiniz!”

İşte 2018 Türkiye’sinde..

“Tek adam” denilen Tayyip Erdoğan’ın yemin etme töreni gününde..

Tayyip Erdoğan düşmanı bir milletvekiline eleştiri getirildi diye..

Erdoğan’a ve tüm Türkiye’ye karşıt olan bir silahlı kişinin cenazesinde katılan o CHP’li milletvekilinin şikayeti ile..

Tayyip Erdoğan’ı destekleyen gazetecinin yaşadıklarını size aktardım..

Yorum sizin..

Not:

Kimseye sitemimiz yoktur..

Polisinden savcısına.. Şikayetçisinden hakimine..

Biz bir fotoğrafı size sunduk.

Sabah akşam siyasi iktidara küfredenlere.. Akşamdan sabaha, “Yağdanlık”diyerek bize sövenlere.. Belki bir özeleştiri, bir muhasebe gerekçesi olur!

 

ali karahasanoğlu

yeni akit

Google+ WhatsApp