“Diktatör var” diyenler, o koltukları terketsin!

“Diktatör var” diyenler, o koltukları terketsin!


“Diktatör var” diyenler, o koltukları terketsin!

 

 

Dün öylesine dokunmuş, bırakmıştım..

Ne bileyim, kadronun hemen tamamının Gezi’ci olduğunu.. AK Parti düşmanı olduğunu..

Ben sandım ki..

Listedeki tanıdığım üç isimden ikisi Gezi’ci..

Sorun da o kadar..

Aldanmışım.

“Kadın haklarında güncel sorunlar sempozyumu” başlıklı İstanbul Üniversitesi’ndeki etkinlik, yarın başlıyor..

Sempozyuma katılanların tamamının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan karşıtlarıolduğunu söylesem, arada kalan bir-iki kişi bana sitem etmez sanırım..

Etkinliğe katılanların isimlerini alıp, kısa kısa araştırma yaptım.. “Hayret, hayret, binlerce defa hayret..

Bu ülkede, AK Parti 17 yıldır iktidarda mı?” diye sordum kendi kendime..

Ve cevap veremedim..

Hemen peşinen söyleyeyim..

Dünkü yazıma yorum yapan okuyucularımın bazıları, İstanbul Üniversitesi yönetimini suçlamışlar.

Hayır, üniversite yönetimi değil suçlu..

Suçlu, sistem..

Bu rezilliğe onay veren, yılların birikimi olan tüm yapı..

Düşünebiliyor musunuz..

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde de halen öğretim üyesi olan Saibe Oktay Özdemir isimli bir kadın..

Anayasa değişikliği ile ilgili referandum sırasında.. Bir başka öğretim üyesinin paylaşımını onaylayıp, yaymış.

 

 

 

 

 

 

Ne deniyor orada?

“HSK’nın 6 üyesini seçecek.. Anayasa Mahkemesi’nin 12 üyesini seçecek.. Milletvekillerini seçecek.. Bakanları seçecek..”

Böyle böyle gidiyor..

Dersiniz ki..

“Seçecek olan kişi..

Babadan gelen bir miras gereği oturduğu koltuktan..

Tombala çekip seçme yapacak..

Seçilenler için hiçbir kural yok..

Hiçbir kriter yok..

En başta, kimin seçeceği ile ilgili bir özgür seçim yok..”

Böyle sanıyorsunuz..

Gerçek ne?

Sen de giriyorsun seçime.. Tayyip Erdoğan da..

Çatır çatır kazanıyor..

Ondan sonra da..

Anayasa ve kanunlardaki kriterlere bakarak, liyakat sahibi olanlar, seçiliyor..

Bugün geldiğimiz noktada.. Zaten görüyorsunuz.. 

Ne diyorlardı?

“Anayasa Mahkemesi’nin 12 üyesini, yeni başkan seçecek” diyorlardı.

Seçti mi? Hayır..

HSK’daki 6 üyeyi, mahallesindeki kasaptan, bakkaldan, kunduracıdan seçecek gibi hava veriyorlardı..

Öyle mi oldu?

Hayır..

Profesör geçinen insanlar..

O algıyı yaptılar..

O algı ile yetinmediler..

Referanduma “evet” oyu vereceğini söyleyen insanları tahkir ettiler..

Nasıl?

Aynı kadın “İşte bu” edası ile paylaşmış..

“2 erkek, 2 seçmen, 2 vatandaş, 1 tanesi evet, 1 tanesi hayır diyor, Aradaki farka beraber bakalım tekrar” diyor..

Tahmin ettiğiniz gibi, referanduma “hayır” diyenlerden ağzı laf yapanı tam 1 dakika 33 saniye konuşturup övmüş.. Ardından değişikliğe “evet” diyen bir vatandaşı sadece 15 saniye konuşturup, onun “Dış güçler evet diyorsa hayır dememiz lazım” şeklindeki dil sürçmesini fırsat bilip, aklı sıra “evet”çilerle alay etmiş..

“Hayırcılar akıllı. Evetçiler konuşmasını bilmiyor!” algısı oluşturmaya çalışmış..

Aynı Prof.’un, PKK’nın başlattığı, 7 Haziran seçimleri sonrasındaki saldırılarda yaşanılanlar için desteklediği şu paylaşıma ne dersiniz: 

“Bilinmeyen bir kavgaya feda ettiğimiz şehitlerimize ne kadar ağlasak az. Barışla oynanmaz. Bugün bunu her iki taraf da gördü.” 

PKK’nın yollara mayın döşeyip, askerlerimizi şehit etmesi, aslında “Bilinmeyen bir kavga” imiş..

Bu Prof.’un neyi kastettiğini siz anlıyorsunuz. “Devlet başlattı savaşı” demek istiyor da..

Açıkça söyleyemiyor..

Bir paylaşımı daha, 13 Ağustos 2015’te.. 

“Davutoğlu sözü dolaştırmayıp herkesi oyaladık dese daha dürüst olacak, romantik lafların zamanı değil, ülke zor bir dönem yaşıyor”

Bu ideolojik paylaşımı yapan birisi, hukuk fakültesinde ders veriyor..

Ve..

Utanmadan, sıkılmadan, bunlarla aynı görüştekiler, sürekli şu tezi pompalıyorlar: “Bu ülkede diktatör var!”

Hain Can Dündar ile CHP’nin Mahmut Tanal’ını da destekler tarzda paylaşmamış olsa..

Belki siz yine “Acaba” derdiniz..

Acaba macaba demeyin..

Bir de şu paylaşımını okuyalım, FETÖnün propagandası ile ne kadar örtüşüyor, görün:

22 Ara 2013.. Yönetmelik yaparak soruşturma yapanları değiştirerek masumuz deliller sahte diyen bakan ve hükümet cezaevindekileri tekrar yargılamalıdır”

FETÖ’cü HSYK üyeleri 17-25 Aralık operasyonunu hedefe götürmek için canhıraş çalışıyor.. Destek vermek de, bugün dahi hukuk fakültesinde öğretim üyeliği yapan Prof.’a düşüyor.

Bir başka isme geçelim.. Aynı etkinlikteki Av. Şükran Eroğlu’na bakıyoruz.. 

Gezi eylemlerinin organizatörlerinden.. 3. Köprü yapılırken, “Talan bu” diye açıklama yapanlardan.. Bu isim için, bu kadarı yeter sanırım.. 

Bir başka isim, Nil Karabağ Bulut..

PKK’nın eylemlere başladığı 2015’te, bakın onların felsefesine uygun ne paylaşım yapmış:

“Çocuklarımızın her gün ölümle karşı karşıya olduğu bir ülkede niye yaşanır? Artık ölmemek için yaşamak evresini geçmiş olmamız gerekmez mi?”

Benzer paylaşım devam ediyor:

“Vicdansızın kalbi ipotekli, zihni bulanık, lisanı bozuktur. Kalbini, zihnini, lisanını temiz tut. Bu nasipsiz yangını vicdan söndürecek.”

Bunları söyleyenler, imam hatiplerin orta kısımlarının açılmasına onay verirler mi?

Tabii ki vermezler. İşte paylaşımı:

“1 Ekim 2015

4+4+4 ile binlerce kız çocuğu okulu bıraktı! http://sendika1.org/?p=296007” 

Bu hanımefendide de, vatan haini Can Dündar sevgisi had safhada.. Levent Üzümcü sempatisi had safhada..

Hatta Levent Üzümcü’nün basın bürosu memuru gibi, “Şehir Tiyatroları’ndan ihracım nedeni ile kamuoyuna açıklamam” başlıklı bildiriyi takipçilerine aktarıyor..

Eeee?

Bunlar resmi kurumlarda, paneller düzenleyecekler. Kendi kafalarından adamlarla hükümete hakaret edecekler..

Devlet de seyir mi edecek?

Var mı böyle bir dünya?

Lütfen..

Lütfen efendim.

Herkes ilkeli olsun..

“Diktatör var” diyenler..

Bulundukları koltukları terketsin..

Yok öyle, “Diktatör” deyip, üniversite binası içinde, kafana göre propaganda yapmak..

Can’cığınız Almanya’ya çoktan gitmiş..

Siz de ikileyin..

İkilemiyorsanız..

Haddinizi bilin, maraza çıkartmayın..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp