DEVA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Philipp!

DEVA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Philipp!


DEVA Holding kurulmuş..

Pardon, o ilaç şirketi idi.

Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı, Philipp Haas’ın yaptığı bir şirket..

Ortaklık yapısı da, yabancı ağırlıklı..

Türkiye gündemine yeni girecek olan DEVA ise, arka plandaki Philipp’i gizlemiş..

Ali’yi öne sürmüş..

Ali Babacan’ın öncülüğünde kurulan yeni partinin en dikkat çeken yönü, bilindik isimlerin tamamının, AK Partili olması.

Ak Parti’nin son milletvekili listesinde yer almayan kim var ise..

Bakanlar listesinde yer almayan kim var ise..

Belediye başkan adayı listesine alınmayan kim var ise..

Soluğu Philipp partisinde almış..

Kimler var kimler..

Önce “Biz tek adam hareketi olmayacağız” diye yola çıkıp..

Daha ilk günden..

“Tek adam olmak” için..

Birlikte hareket ettiği Abdullah Gül’ün adamları ile ilk günden kavgaya tutuşan Ali Babacan’dan başlayalım..

AK Parti’nin ilk kurulduğu ve iktidara geldiği dönemden itibaren, hep bakanlık koltuğunda oturdun..

Şu bakanlık, bu bakanlık..

Oturduğun koltuğun diğer isimleri ile kendini kıyasla..

Yaş ortalamasını en az 10 aşağıya çekmişsindir..

Sana bu kadar güvenen bir lidere, şimdi bayrak açıyorsun..

Bakanlık koltuğuna oturduğun yıllarda neyi yapmak istiyordun da yapamadın açıklayamıyorsun ama..

Dışişleri Bakanlığı koltuğunda otururken, FETÖ’cülere ne hizmetler sunduğunu açık yüreklilikle itiraf etmiyorsun ama..

Tayyip Erdoğan’ın en üst perdeden yaptığı açıklamanın, kenarından köşesinden geçecek bir itirafı, samimi şekilde dillendirmiyorsun ama..

Şimdi yeniden, “Nerede kalmıştık” diye, koltuklara oturmak istiyorsun..

Seçmen sana, niye güvensin?

Bir özeleştiri var mı?

Yok..

Bir samimi itiraf var mı?

Yok..

“Şunu yanlış yaptık” açıklaması var mı?

Yok..

Eeee?

O zaman, dünkü hataları devam ettirmek için mi koltuk istiyorsunuz?

Hatta..

“Dün tam yapamadık. Şimdi Erdoğan’sız olursak, FETÖ’nün isteklerini tam yapacağız” niyeti ile mi, yola çıktınız?

Bir başka AK Partili eski bakan, Sadullah Ergin!

Genç yaşta Adalet Bakanlığı koltuğuna oturtulmuş Sadullah Ergin..

Yargıtay üye sayısı artırılacağı zaman, 160 isimden 150’sini FETÖ’ye seçtirten..

“Ben hiç karışmadım” diyerek, bir de bununla övünen Adalet Bakanı..

Merak ediyorum..

Daha önceki Adalet Bakanlığı görevi sırasında, ne yapmak istiyordu da, yapamamıştı?

Ki, hevesi kaldı?

Hatay’da belediye başkanlığı seçimini, 2014 yılında aday gösterilmiş olmasına rağmen kazanamayınca, küsüp yeni partiye doğru kulaç açmasının arkasında yatan sebep ne?

“2011 yılında Yargıtay’da FETÖ’ye, 150 üye az tahsis ettik. Asgari 155 olmalı idi” mi diyor?

Bunu mu yapmak için, tekrar siyasete soyundu?

Toplum bilmek istiyor!..

Bir başka AK Parti eskisi..

Nihat Ergün..

O da genç yaşta, Sanayi Bakanlığı koltuğuna oturan isimlerden birisi..

TÜBİTAK’tan başlayın..

TÜBİTAK’ta FETÖ’cü kadrolaşmadan başlayın.. 

FETÖ’cü TUSKON’a geçilen kıyaklara kadar..

Nihat Bey, bugüne kadar yapamadığı ne vardı da, şimdi kurucusu olduğu siyasi parti ile yapmayı düşünüyor?

Veya Selma Aliye Kavaf..

Yine genç yaşta çok önemli bir bakanlık koltuğuna oturtulan isim..

Türkiye’yi feminist harekete teslim edenlerin arasında yer alan bir kişi.

Şu an halen AK Parti’de görev yapan kadın bakan da, aynı kafadan ama..

Mevcut bakan bugün, hiç mi olmasın Cumhurbaşkanı’nın emri altında..

Başında Tayyip Erdoğan gibi bir isim de olmazsa.. Feminist harekete göz kırpanlar listesinde yer alan Aliye Kavaf.

Artık Türkiye’yi nereye savurur, tahmin bile edemiyorum..

Ama yine biz, kendisine soralım:

“Aileyi dağıtmak, evlenmeyi zorlaştırmak için, neyi yapamamıştın ki, yeniden siyasete girmek istedin?”

Tekrar sorsak, “Tayyip Erdoğan, sizin neyi yapmanızı önledi ki, onun yanında değil de, başka yerlerde siyaseti tercih ettiniz?” 

Ne cevap verir acaba?

“Aile Bakanlığı’nın tüm kadrolarını, feministlerden oluşturacaktık.. Yarım kaldı.. Şimdi onu başarmayı planlıyoruz” mu diyecek?

Yoksa bizim de tahmin edemediğimiz hedefleri mi var?

AK Parti iktidarında milletvekili olan, ama bakanlık koltuğuna oturamayan A. Faruk Ünsal da, Babacan’ın partisinde..

AK Parti’den ayrıldıktan sonra.. Defalarca, değişik listelerle halkın karşısına çıktı.

“Keramet kendisinden mi kaynaklı.. Yoksa AK Parti’nin sayesinde mi, milletvekili olmuştu” sorusuna cevabını buldu ama..

Yine de ısrarını sürdürüyor..

“Tayyip Erdoğan’a, yıllardır yaptığım açıklamalarla zarar vermeyi hedefledim. Başaramadım.. Belki bu sefer başarabilirim” düşüncesi ile..

Bu sefer de Babacan’ın partisi ile zarar verme niyetini hayata geçirmeyi düşlüyor..

 Bunun da başarısız olacağı, şimdiden belli..

Tayyip Erdoğan’ı tabulaştırmak için söylemiyorum bunu..

Yola çıkanların, ne kadar kişisel, ne kadar “ego” eksenli gerekçelerle yola çıktıkları apaçık ortada olduğu için söylüyorum..

Daha düne kadar..

Ali Babacan demiyor muydu, “TBMM’de olmayı istemiyoruz.. Gereksiz bir tartışma açmak istemiyoruz!” 

Şimdi ne oldu da..

AK Parti’den yakın tarihte istifa eden Mustafa Yeneroğlu, bu partide yer aldı?

Biliyorum, Erdoğan düşmanları..

“Erdoğan parti kurunca itiraz etmiyorsunuz. Erdoğan’ın yanındakiler parti kurunca, hemen kılçık atıyorsunuz” diyecekler.

Bir defa daha, yüksek sesle haykırayım:

Erbakan Hoca Başbakan iken, Erdoğan parti kursa idi.. Erdoğan’a da, ‘Bu ne iş’ derdim. Erbakan Hoca’nın siyasi yasaklı olduğu ve iktidardan alaşağı edildiği bir dönemde Erdoğan parti kurdu..  Şu an ise.. Muhafazakar insanların seçtiği Erdoğan Cumhurbaşkanı iken, muhafazakar geçinenler, yeni bir parti kuruyorlarsa, bunun konumu; başında Philipp olan, yabancı ortaklı sözde Türk şirketi DEVA’ya benzer!

Google+ WhatsApp