Destekleyen gazetecilere bakın, notlarını verin!

Destekleyen gazetecilere bakın, notlarını verin!


Destekleyen gazetecilere bakın, notlarını verin!

 

 

Ne kadar da sıcak mesajlar veriyorlar..

Ne kadar da, gönüle hoş gelen sözler söylüyorlar..

Dinlediğinizde, eriyip bitiyorsunuz..

Sadece CHP adayı AVM ortağı Ekrem değil..

Onu destekleyen gazetecileri..

Onu destekleyen CHP ve İP’li siyasetçileri..

Onu destekleyen işadamlarını..

Hatta..

Sırf Tayyip Erdoğan’a kıllık yapmak için, CHP’li adaya destek çıkan bizim mahallenin adamları..

“Canım adam herkesi kucaklıyor.. Nefret ettirmiyor.. Ayrımcılık yapmıyor.. Herkese aynı mesafede.. Ne var bunda?” diyen, düne kadar Tayyip Erdoğan’ın uçağından inmeyen isimleri..

Dinlediğinizde, bir anlığına kendinizi kaptırıyorsunuz..

“Gerçekten, bir sorgulama yapalım mı? Bunlar doğru söylüyor olabilirler mi?”

Biz bu sorgulamayı yaparız da..

Her seferinde dersimizi alır, yerimize otururuz da..

Muhataplarımız hayatlarında bir defa bile, bu sorgulamayı yapmamışlardır..

“Biz doğruyuz.. Hata etmeyiz..” modunda.. Hep kendi söylemlerini dayatmışlardır..

Buyrun olayı somutlaştırmaya..

Buyrun yaklaşımları test etmeye..

“Herkesi kucaklayan isim” olarak gösterdikleri CHP’li “basit” Ekrem’den başlayalım..

İki gazeteci..

İki farklı tavır..

Birisi Yavuz Selim Demirağ..

Diğeri Murat Alan..

Hani “basit” Ekrem, herkese aynı mesafede idi ya..

Herkesi kucaklıyordu ya..

Bakalım, iki farklı gazetecide, ne tavır takınmış?

Birbirine çok yakın..

Bir ay içinde yaşanmış iki olay..

Birisinde akşam saatlerinde, farklı anlatımların da olduğu bir olay.. Gazeteciye saldırılıyor..

“Basit” Ekrem hemen sahne alıyor. “Valiye ‘İt’ demedim. ‘Basit’ dedim”kıvırtması ile meşhur Ekrem, Yavuz Selim Demirağ’ı arayıp, şunları söylüyor:

“Bu saldırı sadece size değil, aydınlara, yazarlara, düşünürlere ve siyasilere yapıldı. Türkiye’miz bunlara layık değil. Normalleşeceğimiz günlerin özlemi içindeyiz. Her şeyin güzel olacağına inanıyorum.”

Tamam mı?

Tamam..

Yavuz Selim Demirağ’a yapılmış saldırıyı bize de yapılmış bir saldırı olarak tanıttı mı?

Tanıttı..

Peki.. 

Cuma namazına giderken..

Bir de üstelik, 6 yaşındaki oğlunun yanında..

Benzer bir saldırı da, Akit haber müdürü Murat Alan’a yapıldı mı?

Yapıldı..

Aynı “basit” Ekrem, Murat Alan ile ilgili, benzer açıklama yaptı mı?

Murat Alan’a yapılan saldırının, “tüm aydınlara, düşünürlere yönelik olduğu”nu söyledi mi?

Hayır..

O zaman nerede kucaklama? Nerede ayrımcılık yapmama? Nerede nefret ettirmeden, herkese hoşgörü ile yaklaşma?

Bunların hepsi, bir aldatmaca değil mi?

Solcuların kirli yüzlerinin gizlenmesi değil mi?

Bizim mahalledekilerin de gönüllü figüranlık yaptıkları, birer tiyatro değil mi?

Aynen öyle..

Yavuz Selim’e yapılan saldırı sonrasında, “normalleşme” sözü veriyordu, “basit”Ekrem..

Nasıl normalleşiyoruz?

Murat Alan’ı dövdürerek mi?

En azından.. Murat Alan’a saldırı yapıldığında, “Oh olsun” dercesine.. Tek kelime açıklama yapmayarak mı?

“Basit” Ekrem, Yavuz Selim Demirağ ile ilgili olarak gazetecilere de özel bir açıklama yapıyor..

“Yani ölümle burun buruna geliyor. Bir linç kültürü de var.”

Daha başka açıklamaları da var “basit” Ekrem’in..

Bununla yetinip, “basit” Ekrem’i destekleyenlere geçelim..

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti..

Üzerlerine ne vazife ise.. Mazbatadan seçim yenilenmesine kadar her konuda fikir serdettiler..

Yavuz Selim Demirağ saldırıya uğradığında, anında açıklama yaptılar..

Şimdi cezaevinde olan Cumhuriyet yazarları için, cezaevine ziyaret düzenlediler..

Muğla’nın Bodrum ilçesinde gazetecileri taşıyan balıkçı sandalına Maça Kızı Otel’e ait bir sürat teknesinin çarpmasını kınadılar.. “Soruşturmanın takipçisi olacağımızı kamuoyunun  bilgisine sunuyoruz” dediler..

“Sabahattin Önkibar’a saldırıyı kınıyoruz” dediler.. 

Bunların hepsi bir ay içinde yaşandı..

Ama sıra Murat Alan’a gelince.

Gözlerini kapattılar. Kulaklarını kapattılar. Dillerini bağladılar, süklüm püklüm seyrettiler..

İllegal Basın Konseyi ne yaptı?

O da..

“Unutturulmak istenilen eleştirel gazeteciliğe tahammül edilmeden demokrasiyi koruyamayız” deyip..

Hem Yavuz Selim Demirağ’a yönelik saldırıyı, hem de Antalya’da İdris Özyol isimli bir yerel gazeteciye yönelik saldırıyı kınadılar..

Sonra mı?

Murat Alan’a saldırıldığında..

Onlar da tatile çıktılar..

28 Şubat’ta, biz bunların aynısını yaşamıştık..

Şimdi tekrar yaşıyoruz..

Biz bunların ciğerlerini biliyoruz..

Bunlarda ahlak, vicdan, insaf diye bir şeyin kırıntısı yoktur..

Bunlardan hiçbir beklentimiz de yoktur..

Bizim sözümüz, “basit” Ekrem’e destek verecek şekilde yola çıkan mahallemizdekileredir..

“Ahlak” diyenleredir.. “İnsaf” çağrısı yapanlaradır.. “Vicdan” çağrısı yapanlaradır..

Kimlerle dans ettiğinizi görün, sonra ağlamayın..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp