Derdini sevmişti

Derdini sevmişti


İbrahim, dört yıldır sokaklarda yaşıyordu. Hayatı hakkında ser verip sır vermiyor, sorulduğunda lafı başka yöne çekip dikkatleri dağıtmaya çalışıyordu. Belli ki bu sorular yüreğini kanatıyor ve onu karanlık dehlizlere sürüklüyordu…

 

 Gizemli bir adamdı o, onurluydu, kimseye derdini söylemezdi. Sokaklar onun sağlığını almıştı fakat onurlu duruşunu, hafızasını ve derin düşünce yeteneğini etkileyememiş, benliğine ulaşamamıştı.

 

Fatih’in tenha köşelerinde yalnız bir hayat yaşıyordu İbrahim. Esnaf, İbrahim’in ne kadar vakarlı olduğunu bilir ve rastladıkça yemek ikram ederlerdi. Mahallenin hayır kapısıydı adeta, insanlar bu vakarlı adamın karnını doyurmayı bir sorumluluk olarak görüyor ve onun için özel harçlık ayırıyorlardı.

 

Gündüz vakti insanlar onun ağzından birkaç kelime alabilmek için çay ikram eder ve sorular sorarlardı. Fakat o, genellikle susar ve başını kaldırıp boşluğa doğru bakardı. Güneş doğduğunda sokaklar şenlenir ve İbrahim’e yalnızlığını unuttururdu. Hava karardığında ve soğuklar bastırdığında ise her şey değişiyordu. Böyle zamanlarda gece üzerine ağır bir kapan gibi düşer ve yüreğine korku salardı. Karanlık bastırdıkça etraf sakinleşir ve tehlike çanları çalmaya başlardı. Soğuk, açlık, yalnızlık ve karanlık… Soğuk kış gecelerinde İbrahim bir apartmanın merdivenine sığınır ve eski güzel günlerini hayal ederek uyumaya çalışırdı. Çocukluğunda yaşadığı köy evini ve sıcacık sobayı, hayata veda eden anne, baba ve kardeşiyle oturduğu sofrayı ve annenin dualarını hatırlar, teselli bulurdu.

 

 

 

İbrahim, gece vakti konakladığı kapılara tüneyen kuşlarla arkadaş olur, onlarla konuşurdu. Hava karardığında ve bütün insanlar sıcacık evlerine çekildiğinde o, gecenin saçtığı tehlikelerle baş başa kalır ve kendini koruyabilmek için bedenine bir zırh örerdi.

 

Bir kış sabahı acılarını serpiştirdiği bir apartmanın kapısında veda etti hayata. Cenazesi mahallenin esnafı tarafından kaldırıldı. Artık ondan geriye sadece sokaklara sinmiş bir yalnızlık kokusu, hüzün, burukluk ve sitem dolu sesler kaldı. Artık İbrahim yoktu, mahallelinin görüp gözetlediği o yalnız adam, ebedi âleme göçmüştü.

 

İbrahim artık Allah'ın huzurundaydı. Orada kendisine zarar verecek haydutlar, habis ruhlu varlıklar, ruhunu yaralayacak acı sözler yoktu. Orada Allah'ın adaleti ve selameti vardı. İbrahim’in çile dolu yolculuğu son bulmuştu ve sokakların adamı ebediyete göçmüştü.

Google+ WhatsApp