Derbent’ten Gimri’ye…

Derbent’ten Gimri’ye…

Geçtiğimiz cuma (4 Ekim) sabahı güneş doğmadan, Bakü’den yola çıkıp kuzeye ilerledik. İstikametimiz, Kafkasya’nın en eski şehri Derbent, Dağıstan Cumhuriyeti’nin başkenti Mahaçkale ve Şeyh Şâmil’in

Derbent’ten Gimri’ye…

 

Geçtiğimiz cuma (4 Ekim) sabahı güneş doğmadan, Bakü’den yola çıkıp kuzeye ilerledik. İstikametimiz, Kafkasya’nın en eski şehri Derbent, Dağıstan Cumhuriyeti’nin başkenti Mahaçkale ve Şeyh Şâmil’in doğum yeri olan Gimri köyü idi. Zorlu bir coğrafyada, konforu asgarîye indirerek, iki günlük yoğun bir seyahat gerçekleştirdik. Hamd olsun, bütün zahmete fazlasıyla değdi.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Azerbaycan-Rusya arasında geçişi sağlayan Samur kapısından Kuzey Kafkasya’ya adım attıktan sonra, yaklaşık bir saatlik yolculukla Derbent’e ulaştık. Sâsânî İmparatoru İkinci Yezdicerd tarafından M.S. 438’de bir kale-şehir olarak kurulan Derbent, o dönemden bu yana sürekli meskûn olagelmiş. Müslüman Arapların ilk kez 653’te ayak bastığı, 712’de ise Emevî halifesi Abdulmelik bin Mervân’ın oğlu Mesleme bin Abdulmelik tarafından nihâi olarak fethedilen Derbent, Arap kaynaklarında “Bâbu’l-Ebvâb” olarak anılır: Kapıların kapısı. Derbent’in Farsça anlamı da “sınır karakolu, geçit, kapalı kapı” gibi çağrışımlar içerir. Bu isimlendirmeler, şehrin coğrafî konumuyla yakından alakalıdır. İpek Yolu üzerinde, Kafkaslara giriş-çıkışı kontrol eden Derbent, yüzyıllardan beri dünyanın tüm milletlerinin uğradığı bir şehir.

Arap fatihlerin genişleterek içine bir de cami yaptıkları Narin-Kala, Derbent’teki ilk durağımız oldu. Buradan şehri kuş bakışı izledikten sonra, sur içinde sokak aralarına indik. Aradan geçen zamana ve değişimlere rağmen, klâsik bir İslâm şehriydi gördüğümüz. Taş evleri, daracık sokakları, mahalle mescitleriyle… Cuma namazını Derbent Cuma Camii’nde eda etmeden önce, eski mahallelerin içinden yürüyerek “Kırklar Mezarlığı”na uzandık. Burada fetih için Derbent’e gelen sahabilere ait olduğuna inanılan çok sayıda eski kabir var. Mezarlığın ortasında ise, şehrin tarihiyle yakından alakalı, yeşil kubbeli bir türbe mevcut: Guba Hanı Feth Ali’nin eşi Tûti Bike, oğulları Ahmed, Hasan ve Hasan’ın eşi Nur Cihân burada medfûn. Rivayete göre, Tûti Bike, 1776’da Derbent’i kuşatan öz kardeşi Emir Hamza’ya karşı şehri savunmuş. Askerlerinin başında savaşa katılan Tûti Bike, mağlup ettiği kardeşinin öldürülmesine ise izin vermemiş.

Derbent Cuma Camii, 734’te Emevîler tarafından inşa edilen devasa bir külliye. Tarihin bir ironisi olarak, cami, günümüzde Şia’nın kontrolü altında. Sadece caminin içi ve dışı değil, camiye çıkan bütün sokaklar ve caddeler siyah-kırmızı Şia bayraklarıyla donatılmış. Hz. Hüseyin, Hz. Zeynep, Hz. Ali gibi isimlerle Rusya bayraklarını, caminin girişinde Vladimir Putin’le Ayetullah Ali Hamaney’i yan yana görmek, ilginç bir manzara oluşturdu doğrusu. Sovyetler Birliği döneminde, 1930’da ibadete kapatılan cuma camii, 1938-43 arasında hapishane olarak kullanılmış, daha sonra ise yeniden Müslümanlara iade edilmiş. Camide cuma namazı önce Şiîler tarafından, daha sonra da Sünnîler tarafından kılınıyor. Şia ezanı hoparlörden yüksek sesle okunurken, normal ezana yalnızca caminin içinde ve çıplak sesle müsaade ediliyor. Sadece Kafkasya’nın değil, tüm Rusya’nın en eski Müslüman mabedi olan caminin çevresinde Ayetullah Humeynî’nin sözlerinin yazılı olduğu afişleri de sıkça görüyorsunuz. Muhitte öylesine baskın bir İran tesiri var ki, kendinizi bir an İran’ın herhangi bir şehrinde zannedebilirsiniz.

Mahaçkale’de teşehhüt miktarı kaldıktan ve şehrin simgesi durumundaki Yusuf Bey Camii’nde namaz kıldıktan sonra, gezimizin en heyecan verici kısmına geçtik: Sarp dağları tırmanarak, 1797’de Şeyh Şâmil’in dünyaya geldiği Gimri’ye vasıl olduk.

Geçtiğimiz yıllarda silahlı gruplarla Rusya arasında yaşanan yoğun çatışmalar nedeniyle, Gimri ancak özel izinle girilen ve olağanüstü hal kurallarına tabi olan bir mıntıka. Köydeki Müslüman askerlerle kurduğumuz temas sonucu, fazla zorlanmadan -ama girişteki kontrol noktasında bekletilerek- içeri kabul edildik. Etrafı tamamen yalçın dağlarla çevrili, kartal yuvasını andıran ve ortasından geçen nehrin iki yakasına dağılmış evlerden oluşan Gimri, ihtişamıyla bizi büyüledi. Tarihte ve günümüzde Rusları sürekli uğraştıran köyde dolaşırken, “Coğrafya, insan karakterine böyle tesir ediyor işte” demeden edemedik. Köyün yüzlerce yıllık mezarlığında Şeyh Şâmil’in babası Denga Muhammed’in, silah arkadaşı Gazi Muhammed’in ve diğer Müslümanların kabirlerini ziyaret ederken, Şâmil’in namaz kıldırdığı camide namazlarımızı kılarken, köylü çocukların heyecanla verdiği selamları alırken yaşadığımız duygular ise tarifsizdi.

Kendisi Medine-i Münevvere’de medfûn bulunsa da, Şeyh Şâmil’in çağların ötesinden yüzümüze değen nefesiydi hissettiğimiz…

 

taha kılınç

yeni şafak

Google+ WhatsApp