Demokratik vesayet şırıngası

Demokratik vesayet şırıngası


Kabul çok eğlendik, katıla katıla güldük. Ne espriler ürettik, yıkıp geçtik. Hiç doğmasa da hiç ölmeyecek bir hemşiremiz var artık; Gülnaz Şırınga.

 

Çok yaşa sen Gülnaz hemşire!

 

Hikâyeyi biliyorsunuz. CHP’nin resmi yayın organı Halk TV’de bir meslektaşımız kendisini rezil etti. Hem de bile isteye.

 

Sonra da çıkıp pişkin pişkin ‘olabilir büyütmenin anlamı yok’ diye savunma yaptı. Ayıp! İnsanda biraz utanma duygusu olmalı. Ne gezer?

 

Kendince amacına ulaştı, gerisi teferruat.

 

Gazeteci hata yapmaz mı? Yapar elbet! Pişmanlık duyar, utanır, özür diler. Ama bu arkadaşımızınki hata değil operasyon. Çin’e giden yük treni ile ilgili kuyruklu yalanını unutmadık daha. ‘O tren Çin’e gitmedi, Halkalı ’ya çekildi’ diyen de oydu. Derken de nasıl keyifle gülüyor, eğleniyordu.

 

Başka?

 

‘Askeri vesayet demokrasinin supabıdır’ dedi! Programa çıkmadan önce tasarladı, çıkıp şak diye söyleyiverdi.

 

Hadi diğerlerine gülüp geçelim de bu nasıl rezil bir ifadedir. Askeri vesayet ile demokrasiyi yan yana getirmek hangi zihinsel hastalığın ürünüdür?

 

Hastalıklı bir zihniyetin!

 

Bunun sanatçı versiyonu da şöyle saçmaladı:

 

‘Akılsızlar Ak Parti’ye oy veriyor’.

 

Aklınızı seveyim hepinizin!

 

Bu arkadaşların oy verdiği partinin genel başkanı ise kendilerini desteklemeyen ne kadar gazeteci, sanatçı, çiftçi, esnaf, öğretmen varsa hepsini ve daha fazlasını aşağılamaya devam ediyor.

 

Bile isteye, keyifle!

 

Bir de bunlardan etkilenen tabanları var! Onların ortaya koyduğu siyaset tam bir rezillik. Hadi daha açık söyleyeyim ‘namussuzca’. Böylesine ‘namussuz’ bir siyaseti kim onlara vaaz ettiyse artık?

 

Biri çıkıp ülkenin İçişleri Bakanı’nın annesine küfrediyor. En başta söyleyeyim! Bütün anneler kutsaldır. İçişleri bakanının annesi daha kutsal değildir.

 

Kadın derneklerinin gıkı çıkmıyor tamam da mahkeme niçin gereğini yapmıyor?

 

Bir diğeri de Cumhurbaşkanı’nın annesini hedef alıyor. Hâkim onu da serbest bırakıyor.

 

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama geçen hafta Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmemiş bir skandal yaşandı. Yerel medyada da haber oldu.

 

Yine Cumhurbaşkanı’na hakaretten yargılanan bir kişiye hâkim beraat verdi.

 

Hem de şu sözlerle!

 

‘Biz bazı arkadaşlarımızın yaptığı gibi yanlış kararlar almıyoruz. Bu söylediklerinizin hepsi ifade özgürlüğü kapsamındadır. 8 yıldır hakimim hiçbir zaman talimat almadım, almam da. Biz beraatınıza karar verdik’.

 

Cumhurbaşkanına hakareti, küfürü düşünce özgürlüğü olarak nitelendirmesine mi yanarsın yahut bu suça ceza veren meslektaşlarına yönelik ‘talimat alıyor’ iftirasına mı?

 

Hangisine?

 

Mesleğe 2012 yılında başlamış bu hâkim arkadaş!

 

Bitmedi!

 

Bu durumda bir de talimat veren var ki sanırım o da ülkenin Adalet Bakanı oluyor!

 

Dedim ya ‘görülmemiş bir skandal’ diye!

 

Anlaşılıyor ki birileri her alanda düğmeye bastı ve provokasyon peşinde.

 

Merhum Erbakan başbakan iken ona galiz küfürler eden Osman Özbek Paşa vardı. O da sözüm ona düşünce özgülüğünden yırttı. Ama onu eleştiren ben, Salih Tuna ve merhum Ahmet Kekeç tazminata mahkûm edildik.

 

İyisi mi Yargıtay da geçen onadı.

 

Vah ki vah!

 

Geçenlerde Mine Kırıkkanat’ı eleştirdim, hâlâ mahkemelerde sürünüyorum.

 

Ne oluyor Allah aşkına?

 

Şaka mı bunlar?

 

Küfür etmiyoruz, hakaret etmiyoruz o düşünce özgürlüğünden biz de istiyoruz.

 

Dahası var!

 

Halk TV sunucusu Ayşenur Arslan İstanbul Barosu Başkanı’na ‘bir kadına bunak demek suç olur mu’ diyor. O da ‘olmaz’ diye cevap veriyor.

 

‘Ama bana bunak diyorlar’ diye uyarınca ‘o zaman olur’ cevabını alıyor.

 

Hale bak!

 

Çözebilen varsa izah etsin.

 

Aynı kanalda aynı hanımefendi bir sonraki yayınında HDP Milletvekili Garo Paylan’ı ağırlıyor.

 

Paylan yayında, Türkiye’de de tıpkı İspanya’daki gibi ‘özerklik’ olması gerektiğini söylüyor.

 

Hemen sonrasında İYİ Partili Bahadır Erdem ‘Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalı’ diyor.

 

Görüyorsunuz değil mi tüm bu olup bitenleri?

Google+ WhatsApp